SURİYE'NİN SAKLI KÜTÜPHANESİ

Ece Karaağaç

ece@ajanliterer.com

@ecekaraagac

Suriye'deki iç savaş 2011'in Mart ayında başladı. 2013'te ise Şam'ın 8 km kadar güneybatısında bulunan Daraya'da bir grup coşkulu okur yıkılan evlerden yaklaşık 14.000 kitap kurtardı. Yaralı bir çocuk gibi sarıp sarmaladıkları kitapları bombalarla harap olmuş bir evin bodrumuna taşıdılar ve kendilerine bir kütüphane kurdular. Fakat bu birikim sanıldığı kadar kolay olmadı. Bombalanan evlerin çoğu yıkılmak üzereydi, bir kısmı da ön cepheye baktığı için içlerine girmek tehlikeliydi. Üstelik keskin nişancılarda da toplayıcıların ensesindeydi ve bölgede kuş uçurmamaya yemin etmişlerdi sanki. Kendilerini keskin nişancılardan gizlemek için bombalanan evlerin içinden geçmeleri gerekiyordu çoğu zaman, çünkü keskin nişancılar en ufak hareketlerini dahi tespit etmek için tetikteydi.

Daraya'nın kurtarılmış kitapları.

Binbir emek ve cesaretle kurulan kütüphane hızlıca çevre sakinlerinin kendilerini bir nebze güvende ve huzurlu hissettiği, okudukları üzerine tartışabildiği ve yeni ilişkiler kurabildiği bir uğrak yeri haline geldi. Kütüphanenin gönüllü görevlisi, 14 yaşındaki Amjad kütüphaneden ödünç verdikleri her bir kitabı defterine özenle işliyor, kitapların tozunu alıyor, ortada bırakılanları özenle yerine yerleştiriyordu. Sonra da kendisi için hazırladığı köşesine dönüp, okumaya kaldığı yerden devam ediyordu. "Zaten artık televizyonumuz yok," diyordu Amjad. "O hâlde neden buraya gelip kendimizi geliştirmeyelim ki?"

Gönüllü kütüphaneci, 14 yaşındaki Amjad.

Kütüphane gerçekten de bir eğitim alanı haline gelmişti; İngilizce, matematik ve dünya tarihi derslerinin yanı sıra haftalık kitap kulüpleri de yürütülüyordu. Kütüphanenin sağladığı faydalar bununla da bitmiyordu; hastanelerde çalışan gönüllüler hastalara daha iyi müdahale edebilmek için kütüphanenin kaynak kitaplarına başvuruyor, öğretmenlik eğitimi almamış gönüllü öğretmenler de verecekleri derslere kütüphanenin kaynaklarıyla hazırlanıyordu. Ancak mevcut politik ortam sebebiyle kütüphane görünür olmak konusunda çekimser davranıyordu. Kütüphanenin yeri kulaktan kulağa fısıldanan bir sırdı, zira yerleri herkesçe bilinirse saldırılara da o kadar açık hâle geliyorlardı. Suriye Ordusu tarafından bir yıla yakın kuşatma altında kalan Daraya'nın 80.000'e yakın olan nüfusunun yalnızca %10 kadarı şehri terk edebilmişti, kalanlar da bitmek bilmeyen bir bombardıman, kıtlık, susuzluk ve enerji kesintileriyle mücadele etmeye çalışıyordu.

Fotoğraf: Al Jazeera.

Kütüphane günden güne müdavimlerinin geleceğe dair umutlarının da bir sembolü haline gelmişti. “Eğitimimize devam edebilmemiz için yeni bir kütüphane oluşturmanın hayati önem taşıdığını gördük," diyordu kütüphanenin kurucularından, inşaat mühendisliği bölümünde okuyan Anas Ahmad. "Buradaki pek çok bina gibi bombalar tarafından yok edilmesin diye bodrum katında kurduk kütüphaneyi." Öte yandan savaşın bir gün biteceği umudu da taze tutuluyordu kitaplar sayesinde; evlerden toplanan her kitabın asıl sahibinin adı, savaş bittiğinde kitabın iade edilebilmesi için, kitabın iç sayfasına not ediliyordu mutlaka.

Anas Ahmad. Fotoğraf: BBC

Fakat kütüphane sadece bir eğitim-öğretim yeri değil, sosyal bir buluşma merkezi haline de gelmişti. Kütüphane üyelerinden birinin nişanı da orada kutlanıyordu, kaybedilen bir dostun yası da orada tutuluyordu. Açlıktan midelerine giren krampları kitaplarla yatıştırmaya çalışıyorlardı. 20'lerindeki Abdulbaset Alahmar "Kütüphane bana hayatımı geri verdi. Nasıl bedenin yiyeceğe ihtiyacı varsa ruhun da kitaplara ihtiyacı var," cümleleriyle anlatıyordu yaşadıkları hâli. "Bazı Fransız yazarları okudum ama en çok Hamlet'i seviyorum," diyordu bir de.

Anas Ahmad'in kurduğu mobil kütüphane. Fotoğraf: Al Jazeera.

2016'nın Ağustos ayında bu küçük grup 24 saat gibi kısa bir sürede Daraya'yı terk etmek zorunda kaldı. Aksi halde yoğun bombardımandan kimyasal silahlara uzanan bir dizi tehditle yüzleşmek zorunda kalacaklardı. Binbir emekle inşa ettikleri kütüphaneleri geride bırakmak zorunda kaldıkları pek çok şeyden biriydi. Zaten o karanlık günlerini aydınlatan, günün birinde asıl sahiplerine iade etmeyi hayal ettikleri kitapların rejimin askerleri tarafından yağmalanması da uzun sürmedi. Sonunda her biri farklı yerlere dağılsalar da içlerindeki okuma aşkını da gittikleri her yere götürdüler. Kütüphanenin kurucularından Anas Ahmad göç ettiği İdlib'de bir minibüsü yürüyen bir kütüphaneye dönüştürüp başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere tüm yöre halkını okumanın büyüsüyle tanıştırdı örneğin. Dünyanın çeşitli yerlerine dağılan diğer kütüphane müdavimlerinden bazıları ise bütün bu zaman zarfında kaydettikleri görüntüleri ve zihinlerine kazınan anılarını bir araya getirip Daraya - A Library under the Bombs adlı bir belgesele dönüştürdüler ve savaşa karşı bu eşsiz kültürel direnişlerini tüm dünyaya duyurmayı başardılar.

Kaynaklar: BBC, The New York Times, Al Jazeera


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın