BOOKER'IN GENİŞLEYEN BRİTANYASI

Dünyanın Yazısı

Mert Tanaydın

mert.tanaydin@gmail.com

Okur tek başına, bir köşeye çekilme hayalinde, kılı kırk yararak ya da üstünkörü seçtiği bir kitabı okumanın derdinde. Yazar bu kadar rahat değil,yazdığının yayınlanması ve okurun eline ulaşması için yıllar içinde çeşitlenmiş çok sayıda mekanizmanın çalışması gerekiyor. Çok nadiren doğrudan okurun avucuna bırakabiliyor yazar yazdığını, çoğunlukla temsilcisine, editörüne, yayın yönetmenine, eleştirmenlere, tanıtım için basın görevlilerine, taltif almak için başvurduğu ödüllerin jüri üyelerine gönderiyor öncelikle, sonra kimi okurlar bir biçimde yayımlanmış kitabı edinip okuma fırsatı buluyor. Herkesin yazabildiği, yayımlatabildiği bir zamanda işte her şey bu saf okurun o kitapları seçebilmesi için.

Bugünün dünyası küresel bir dünya. Her yerde aynı markayı taşıyan hamburgeri yemek, arabayı kullanmak, telefonla internete bağlanmak nasıl mümkünse aynı yazarın yazdığı kitabı edinip okumak da mümkün; üstelik kimi zaman kâğıt kopyası bile değil, doğrudan dijital kopyası elimizdeki cihazda belirebiliyor. Elbette aynı marka hamburger ülkelerin gelenekleri ve endüstri standartları doğrultusunda başka türden etlerden yapılabiliyor, farklı hayvanlardan ve hatta vegan versiyonlardan oluşabiliyor; sunumlar çok farklılaşıyor, yerelleşiyor. Bugünün kitapları da bu şekilde, her ülkenin veya toplumun kendi diline aktarılıyor, bazen hassasiyetlerine göre biçimlendiriliyor, tanıtımları ve konumlandırmaları farklı yapılıyor. Bugün küresel bir dünyanın yazısı yazılıyor kitaplarda ve kimi okur da bu dünyanın yazısını okumaya uğraşıyor. İşte burada başlıyor okurun büyük zorluğu: Önünde beliren neredeyse sonsuz sayıda olasılık arasından hangilerini seçecek de köşesine çekilecek bir süreliğine?

Dünyanın Yazısı’nda bu açıdan yardımcı olmaya çalışacağım, bugün pek çok benzerim gibi, okuduklarımdan, duyduklarımdan, göz attıklarımdan hareketle dünyanın çeşitli yerlerinde yayımlanan kitaplardan bazılarını işaret etmeye uğraşacağım. İşi çok zor yazarla seçmekte çok zorlanabilen okur arasında bir anlığına belirip sonrasında kaybolan bir köprü olabilirsem ne âlâ.

Tam da bugünün dünyasının en meşhur ödüllerinden biri olan Booker Ödülü’nün bir yazara ulaşması esnasındaki kritik aşamalardan birinde yer alıyoruz: Çok kalabalık ve sağlam bir ilk liste açıklanmıştı; içlerinde Kevin Barry, Deborah Levy, Valeria Luiselli, Jeannette Winterson gibi popüler ve gedikli isimlerle birlikte John Lanchester, Oyinkan Braitwhite, Max Porter gibi sürprizlerin de bulunduğu 13 isimden geriye altı kişi ve yapıtları kaldı: Son Elli Yılın En İyi Booker’ını son anda Michael Ondaatje’nin İngiliz Hasta’sına kaptıran ama İlk Yirmi Beş Yılın En İyi Booker’ını Geceyarısı Çocukları’yla elinde tutan Salman Rushdie’nin son romanı Quichotte; televizyon yapımlarının da katkısıyla son yılların en popüler yazarı haline gelmiş ve önceden de bir Booker Ödülü bulunan Kanadalı Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü romanının devamı olarak, yıllar sonra yazdığı The Testaments; geçtiğimiz yıllarda kendilerine özgü karmaşık tarzlarıyla ödül kazanmış George Saunders ya da Eleanor Catton gibi isimlerin yapıtlarını andıran özgün yapısıyla (bin sayfayı aşkın metnin sadece sekiz cümleden oluştuğunu söyleyebiliriz) Amerikalı Lucy Ellman’ın Ducks, Newburyport’u; yine Booker’da çok popüler olan bir tarz olarak çok farklı dönemlerden Britanyalı siyah ve beyaz kadınların öykülerini tek bir yapıtta toplamış olan Britanyalı Bernardine Evaristo’nun sekizinci kitabı Girl, Woman, Other’ı; son yıllarda üzerindeki karanlığı pek çok farklı yapıtla aydınlatmaya başlamış kıta Afrika’dan Nijeryalı Chigozie Obiama’nın yine son dönemlerde benzer şablonlarda sık gördüğümüz dünya romanı karakteriyle An Orchestra of Minorities’i ile bizzat bizim aramızda yaşamış, kendi coğrafyamızda hem başarılar kazanmış hem de pek çok farklı katmanda tartışmalar yaratmış bir yazar olan Elif Şafak’ın bizde de yayımlanmış ama yarışmadaki adıyla 10 Minutes 38 Seconds in This Strange World’ü.

14 Ekim’de Peter Florence başkanlığında Afua Hirsch, Liz Calder, Xiaolu Guo ve Joanna MacGregor’dan oluşan jüri bu altı isimden birini 50.000 poundluk ödüle  layık görecek. Ama Booker’ın etkisini sadece yazarına verilen para olarak değil, aynı zamanda yayın dünyasındaki konumunu bir üst seviyeye çıkarmak ve sadece aday olarak bile yapıtlarının tanıtımına muazzam katkıda bulunmak olarak görmek gerekiyor. 

Burada ister istemez Elif Şafak’a uzun uzadıya bir parantez açmak gerekiyor: Yazarlık tutkusu oldukça yüksek ama kültür, köken, dil açısından kolay açıklanamayacak bir karakter olarak doksanlardan beri edebiyatımızın, yayın ve kültür dünyamızın içinde varlığını sürdüren bir isim Elif Şafak. Sadece yazınla ilgili bazı hamleleri bile hakkında olumlu ya da olumsuz çok sayıda söylemin oluşmasına sebep oldu. En azından hangi dilde yazdığına sanırım ne kendisi ne de biz karar veremedik, Türkçeyi biraz dışarlıklı ve metinlerden öğrenen yazar zamanla bu durumun kısıtlarını küresel dil olarak İngilizceye fazla başvurarak ve hatta bizzat İngilizce yazıp Türkçeye iyi çevirmenler tarafından aktarılmayı seçerek aşmaya çalıştı.

Bir noktaya kadar oldukça cüretkâr olan ve memleketin tarihten bugüne getirdiği meselelere cesurca dokunan kurguları çeşitli kesimlerde yoğun alerjik reaksiyonlar yarattı ve davalara bile konu oldu. Sonra özgünlük tartışmaları başladı, her nedense Orhan Pamuk gibi Elif Şafak’ın da yazdıklarının hiçbir zaman özgün olmadığı, hep başkalarının yazdıklarından esinlerle oluşturulduğu genelde üstünkörü iddia edildi. Yazın alanının dışındaki popüler ya da siyasi tartışmaları kapsam dışı bırakıyorum. Şafak’la ilgili yıllardır burada birikmiş bu gürültü kirliliğinin Britanya’nın yayın ortamında herhangi bir etkisi ya da ağırlığı olacağını hiç sanmıyorum ve en nihayetinde Türk kökenli Britanyalı konumuna ulaşmış bir yazar olarak İngilizce yayımladığı yapıtıyla şimdilik sadece aday olduğunu ama büyük bir ihtimalle de Booker’la tescillenen bir yazar olacağını düşünüyorum. Açık ve net ki bu bir yazar için başarıdır ama bu başarıdan biz bu ülkedekilerin, bu dili kullananların, bu edebiyatla ilgilenenlerin nasipleneceği ya da öfkeleneceği şeyler neler olur, bilemiyorum. Ama Elif Şafak’ın tam da bugünün küresel dünyasının yazısını yazanlardan olduğu çok aşikâr, bunu sevelim ya da sevmeyelim.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın