OKURLARINI PEŞLERİNDEN SÜRÜKLEYECEK GEZİ KİTAPLARI

 

Yaşam enerjisini seyahatlerden alanlara müjde! Birbirinden kıymetli yazarlar sizleri harika bir yolculuğa çıkarıyor. Sizi peşinden sürükleyecek on muhteşem gezi kitabı derledik. Keyifli okumalar.

 

Doğu Avrupa'da Yolculuk

Sınıfların ortadan kalkması hayret verici bir şey. Herkes eşit, herkes aynı düzeyde, herkes kötü dikilmiş eski püskü giysiler içinde, ayaklarında kalitesiz ayakkabılar var. Hiç acele etmiyorlar, telaş yok, sanki yaşamak için her şeyi ağırdan alıp tüm vakitlerini kullanıyorlar. Burada da köylerdeki aynı saf, iyi kalpli ve sağlıklı kalabalık kitleler var ama devasa boyutlarda.

Doğu Avrupa’da Yolculuk Gabriel García Marquez’in 1950’lerde gazeteci olarak Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkelere yaptığı seyahatin bir güncesi. Doğu Almanya’dan başlayıp Çekoslovakya, Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliği’ne uzanan bu serüven boyunca okurlar Marquez’in hem yol arkadaşları ve tanıştığı kişilere dair gözlemlerini hem de dönemin toplumsal ve siyasi gelişmeleriyle ilgili yorumlarını bulacaklar, elbette hepsi yazarın kendine has renkli anlatımıyla.

 

Bir Dinozorun Gezileri

Mina Urgan Bir Dinozorun Anıları'nı yazarken kitabının bu kadar çok okunacağını hiç beklemiyor, "Benim gibi bir kocakarının hayatını kim merak eder ki..." diyordu. Ama öyle olmadı. Yüzbinlerce kişi bu ufak tefek, beyaz saçlı, sigara içen, cesur, komünist ve ateist olduğunu televizyon ekranlarında söyleyen İngiliz Edebiyatı profesörünün anılarını okudu ve kendiyle alay etmeyi bilen bu zeki kadını çok sevdi. Çünkü o, Türkiye aydınının sıcak ve zeki dilidir. Samimi bir düşünce sahibinin, aykırı da olsa, tüm kesimler tarafından kucaklanacağının kanıtıdır. Türkiye yazarın diğer kitabı Bir Dinozorun Gezileri ile yeryüzünde keyifli ve uygar bir yolculuk yapacak. "Dinozorca" yani az parayla, tadını çıkarmayı ve insanları tanımayı hedefleyerek yapılmış bu gezileri gülümseyerek okuyacak, okurken düşünecek, yeryüzünü ve kendini tanıyıp öğrenecek, sevecek.

 

Tanrıların Kalıntıları

 “Bilgi çağında yaşıyoruz. Ancak dünyamızın geçmişine dair hâlâ en ufak bir fikrimizin olmadığı konular var,” diyor çoksatar yazar Erich von Däniken, yeni kitabı Tanrıların Kalıntıları’nda. Mühendislik harikası olan akıl almaz taş yapılar, gizemli yer altı siteleri, geometrik olarak sıralanmış taş daireler, nefes kesici Mısır piramitleri... Bütün bunları kim yaptı? Ve daha da önemlisi, bunları yapanlar o teknik bilgiye nasıl sahipti?

Erich von Däniken, binlerce yıl önceye uzanan bir araştırmaya götürüyor okuru. Taş Devri’nden kalan, birbirine eşit mesafede dev kareler ve üçgenler oluşturacak şekilde inşa edilmiş yüzlerce ibadet yeri var. Peki bütün bunlar nasıl oldu? Klasik arkeoloji bu sorulara yanıt veremiyor. Daha da kötüsü, bu soruları önemsemiyor bile. “Hepimiz bu ilgisizliğin parçası mı olacağız?” diye soruyor yazar.

“Yoksa fiziksel sonuçları gözümüzün önünde olan bu tarihi kalıntılara dair gerçekleri öğrenmek ister miyiz?”
Tanrıların Kalıntıları, 160’tan fazla resim ve çizimle Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki imkânsız yapıların sırlarını açığa çıkarıyor, olağanüstü gerçeklerin altını çiziyor ve doğru bilinen yanlış doktrinlere meydan okuyor.


İstanbul - Hatıralar ve Şehir

Bu özgün ve benzersiz eserde, okurken elden bırakamadığımız kitaplara has o ruh ve duygu birliği var. Orhan Pamuk'un, Ara Güler başta olmak üzere İstanbul'un büyük fotoğrafçılarının çektiği on binlerce kareden ve kendi kişisel albümünden seçtiği fotoğraflar hikayeye eşlik ediyor. "Sayın Orhan Pamuk, İstanbul'u Dostoyevski'nin St. Peterburg'u, Joyce'un Dublin'i ve Proust'un Paris'i gibi dünyanın her köşesinden okurların kendi hayatlarını yaşar gibi tanıyıp, bir ikinci hayat sürecekleri vazgeçilmez bir edebi şehir yaptınız!"

 

Yolda

Amerikan edebiyatının devi Jack Kerouac’tan, Beat Kuşağı destanını yazan kitap: Yolda.

Gökyüzü bunca geniş, hayat bunca kısa, hayaller bunca sonsuzken yol özgürlüktü. Yol dostluktu, maceraydı; sonsuz olasılığın toplamı, yaşamın kaynağıydı. Yolun sonunda aşk vardı, söz vardı, ses vardı; başlangıçlar hep şen, hep heyecanlıydı. Hızla giden bir arabanın dikiz aynasına yansıyordu hayatın anlamı, öyle bir şey varsa tabii; tan kızıllığında, gecenin bağrında, bir dostun yanı başında. Hareket halinde olan için ölüm yoktu, tasa yoktu; devinim vardı sadece, dünyayı berraklaştıran, yaşamı anlamlı kılan. Yıldızların altında, hızla giden arabaların arka koltuklarında, kaçak atlanan tren vagonlarında, çadırlarda, barakalarda, uzak diyarlarda kutsal yaşam vardı ve yüreklerindeki coşkuyu daracık bir dünyaya sığdıramayanlar, yollarda şahlandı. Nereye olursa...

Bir caz melodisi gibi kıvrak ve neşeli, bir esrimeydi hayatın kendisi, tıpkı bir düş gibi ve tüm gerçekler, hızla giden bir aracın tekerleklerini öpen asfalt misali önlerine seriliverdi.

Jack Kerouac, bir döneme damga vuran Yolda’da kendi hikâyesini anlatıyor. Sansürsüz, yalansız, olduğu gibi. Belge niteliğinde bir roman, aynı zamanda bir şarkı bu belki de; özgürlüğün, arayışın, dostluğun, kayıp babaların ve küskün oğulların, onulmaz yaşam hasretinin şarkısı.

Yaşama ve aşka saygıyla: Yolda!

Beyaz Gecelere Doğru

Ailesinden gelen bir alışkanlıkla çocukluğundan bu yana yolculuk düşüncesine yatkın olan Sezer Duru, iş nedeniyle çıkması gereken yolculukları da kısa zaman içinde keyifli yaşantılara dönüştürerek gezdiği gördüğü yerlere ait pek çok şey biriktirmeye başlamış. Beyaz Gecelere Doğru, işte bu birikimlerin ürünü. Sezer Duru, edebiyatla yoğrulan yolculuklarında gördüğü yerleri, yaşamın içinden seçtiği ayrıntılarla anlatıyor. Seçip anlattığı ayrıntılarla, yakın tarihte dünyanın değişimine tanıklık etmemizi sağlıyor. Bu yolculuklara kimi zaman edebiyatçılar eşlik ediyor, kimi zaman da bu yolculuklarda edebiyatçıları ziyaret ediyor. "... İlk Avrupa yolculuğu böyle başladı. O zaman Avrupa’ya trenle gidilirdi. Üç gün üç gece falan... Beni Güney İstasyonu’nda karşıladılar. Hiç unutmuyorum adresi, kent merkezinde Seidengasse 26 ipek Sokağı... "


Nereden Geliyorsun? Kuzeyden

Nereden Geliyorsun? Kuzeyden, Tont’un doğa ve edebiyat sevgisini harmanladığı bir eser. ODTÜ Biyoloji Bölümü öğretim üyesi, deniz ekolojisti olan Tont, bisikletle dolaştığı Türkiye’nin ve Amerika’nın farklı şehirlerini müthiş anlatım yeteneği ve tarzıyla gözlerimizin önüne seriyor. 30 yılını Amerika’da geçirmiş bir ekolog olarak iki kültürün ilginç bir karşılaştırmasını yapıyor. Gezip gördüğü yerlere ekoloji bilimi perspektifiyle de bakmayı ihmal etmiyor.

 


Kıpırdama Çekiyorum

Bu kitap sualtında geçirilen 20.000 dakikanın ve çekilen 50.000 kare fotoğrafın küçük bir özeti, amacıysa sizlere sualtını benim gözümden gösterebilmek. Sualtı fotoğrafçılığı konusunda kendi tecrübelerimi sizlerle paylaşabilmek, bu büyülü dünyanın ilginç canlılarını tanıtabilmek.

Seyahatler sırasında başımdan geçenleri sanki bir dalış sonrasında küpeşteye dayanmış, havlulara sarınmış sohbet edermiş gibi sizlere anlatıp biraz olsun gülümsemenizi sağlayabilmek. Henüz bu tecrübeyi yaşamamış olanlarınız için Hic sunt Dracones (*) ifadesinin sualtı için yalan olduğunu, ejderhaların devrinin geçtiğini anlatabilmek için yazıldı bu kitap.

Bir solukta okumanız ve fotoğraflara bakarken biraz olsun o coğrafyaları ve o anları yaşayabilmeniz, benim aldığım zevki tatmanız dileğiyle...

(*) Here be the dragons (Burada Ejderhalar var) eskiden haritaların bilinmeyen kısımlarına uyarı mahiyetinde yazılan latince bir cümledir.


Satürn’ün Halkaları İngiltere’de Bir Hac Yolculuğu

Satürn’ün Halkaları, W. G. Sebald’in İngiltere’nin doğu kesimindeki Suffolk Kontluğu’nda yürüyerek yaptığı yolculuğun notlarından oluşan bir roman. Ama aynı zamanda Suffolk öyküsünün çerçevesinde, geçmişe, çocukluğa, tarihe, savaşlara, ölümlere, soykırımlara, kısacası insan eliyle gerçekleşen yıkımlara ve yokoluşlara uzanan, doğanın ve kültürün neden olduğu yıkımların tarihteki izini süren bir yol romanı. 2001 yılında, trajik bir rastlantı sonucunda gezdiği yerlerde trafik kazasında yaşamını yitiren yazar Sebald, Satürn’ün Halkaları’nda, Suffolk’un çakıl taşlı sahillerinde yürürken, okurları şimdi ile geçmişin, gerçek ile düşün iç içe geçtiği yaşantılar ve metinler arasında bir yolculuğa çıkarıyor: Ömer Hayyam’dan Descartes’a, Borges’ten Joseph Conrad, Chateaubriand ve daha nicelerine uzanarak...

 

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları

Dostoyevski, 1862 Haziranı’nda Petersburg’dan ayrılarak ilk kez Batı Avrupa seyahatine çıktığında, tedavi için gittiği bu topraklarda bir yandan da varlığını uzaktan sezdiği yoldan çıkmışlığı ve yozlaştırıcılığı arama niyetindedir. Yazar Avrupa’nın kültür başkentlerinde sivri kalemiyle Londralı hayat kadınlarından Fransız küçük esnafına herkesi Slavcı bakış açısıyla deşifre ederken karşı olduğu bir kültürün ahlâki ve siyasi zaaflarına olan öfkesini saklama gereği görmez.

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın