Toni Morrison’ın "Sevilen"ini anlamak

 

Aniden parçalara ayrılan bir ayna, koridorun her yerine saçılmış ekmek kırıntıları, pastanın üstünde beliren iki küçük el izi… Bluestone 124 Sokağı’nda yaşayan herkes o evin hayaletli olduğunu biliyor; hiç konulmamış bir travmanın hayaleti, vahşi bir hikâyenin mirası.

Toni Morrison’ın Pulitzer Ödül’ü ne layık görülen eseri Sevilen köleliğin açtığı yaraları ve ardında bıraktığı izleri konu alır. 1987’de yayımlanan kitap, kölelikten kaçan Sethe adlı kadının öyküsünü anlatır. Otuz yılı aşkın bir süredir özgür bir hayat süren Sethe’nin üvey annesi ölür ve ailesi dağılır. İki oğlu hayaletten korkup kaçarken Sethe’nin kızı Danver’sa evde kalmayı seçer. Kalabalık bir topluluk tarafından dışlanınca anne-kız baş başa kalırlar ve onlara sadece hayalet eşlik eder. Sethe evi hâkimiyetine alan hayaletin düşüncelerinde kaybolur. Hayaletin aslında büyük kızı olduğuna inanmaya başlar. Eski bir arkadaşı ziyarete gelip hayaleti tehditle uzaklaştırmaya çalışır. Bu ziyaret Sethe’nin ailesi için büyük bir kırılma olur ve değişimi başlatır. Hayalet evi terk eder ama yerini başka bir güce bırakır. Böylece her şey daha da dayanılmaz bir noktaya gelir.

Sevilen, Afro-Amerikan tarihinde sevgi ve travma temalarının rolünü inceler. Morrison pek çok farklı bağlamlarda siyahi karakterler tasvir eder. Karakterleri sevgiye erişme, sevme ve sevilme arayışındadır. Bu amaç uğruna her türlü bedeli ödemeye razıdırlar.

Morrison’ın bazı romanlarında sevgi teması toplumsal normlarla çatışır. Tıpkı her şeyden uzaklaşıp, kendi ahlak kurallarını yaratarak bir cennet oluşturduklarını düşünen siyahların refahla birlikte gelen eşitsizlikle ve toplumsal çatışmalarla cehenneme dönen hayatlarını anlattığı Cennet’teki gibi.  Bir diğer ünlü eseri Sula’daysa etrafımızı çevreleyen sevgiye nasıl körleştiğimizi anlatır. Hayatındaki aşk ve sevgi doyumunu evliliğinde değil, arkadaşlarında bulan bir karakteri eksenine alır.

Sevilen ise Morrison’ın aşk ve sevgi temasını işlediği en karmaşık eseridir. Köleliğin bütün sevgi kalıplarına zarar verdiğini gözler önüne serer. Yalnızca kölelere değil, efendilere de zehrini akıtır. Morrison, köle ticaretinin bireyleri insanlıktan nasıl çıkardığını gösterirken bunu kimi zaman kapalı kimi zaman da açık bir anlatımla aktarır. Köleler, parasal bir ederi olan hayvanlardan farksız değildir. Geçmişin yükünü yıllar sonra dahi omuzlarından indiremeyip onun hayaletleriyle boğuşan Sethe, annelik vicdanıyla, kadınlığıyla ve ait olduğu toplumla hesaplaşırken yaşayan bir ölüdür.

Morrison anlatıcıları ve zaman akışını bilinçli olarak dağınık ve karmaşık kurgular. Kölelikle oluşan travmanın bireyler ve asırlar boyunca aktarıldığına işaret eder. Öte yandan, okuru roman boyunca karanlığın içindeki umudu görmeye ve özgürlüğün anlamını sorgulamaya


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın