Latin Amerika edebiyatında öne çıkan 5 eser

Neruda, Márquez gibi usta isimlerin önünü açtığı Latin Amerika edebiyatı kendine has anlatım teknikleri ve merkezine aldığı temalarla Avrupa edebiyatına alternatif olarak zengin ve çok katmanlı bir edebi doyum vadediyor. Latin Amerika edebiyatının mihenk taşlarının yer aldığı bir seçki derledik.

1-Çıplak Sokak, Jose Mauro de Vasconcelos

"Jose Mauro de Vasconcelos"un bu romanında, olaylar, bir kenar mahallenin köy yolunu andıran bir sokağında geçiyor. Her bölümü, her parçası, türlü renk tonlarıyla dolu bir kitap. Toplumsal yalanlar, bireysel ikiyüzlülükler, duygusal özlemleri altüst eden kişisel hesaplar, acı alaylar, kargaşa içindeki bir toplumun açık belirtileri olan kaprisler birer birer önümüze seriliyor. Kitabın başkahramanları, başkalarına adanmış sade bir yaşam sürmek uğruna, kendi dünyalarını terk eden Antao ile Ananias ve onların çevresinde bu kenar mahallenin sevecen ve inançlı sakinleri. Romanda yer alan kişiler, olaylar, sıcak, yumuşak, şiirli bir dille anlatılıyor. Çıplak Sokak’ta "Tanrı’nın yüzünü cesaretle arayan" Vasconcelos, okuyucunun bu konuda kendi konumunu seçmesi ve son sözü söylemesi için, yargıları ve tanımlamaları onun yorumuna bırakıyor.

2-Merhamet Sokağı, Adolfo Caminha

İlk olarak 1985 yılında yayınlanan Merhamet Sokağı, her bakımdan modern, yayınlandığı dönemin bir tabusunu yıkan, eşcinsellik konusunda yazılmış, bilinen ilk roman. Bunun yanı sıra, yazar, klasik-modern karışımı bir kahraman yaratmış: Sevdiği beyaz delikanlıyı öldürerek tutkunun tutsaklığından kurtulan, eşcinsel bir Othello! Böylesine olgun ve şaşırtıcı bir romanın yüz yıl önce yazılıp yayınlanmış olması, roman sanatı bakımından önemli bir uğrak. Ama romanın daha önemli bir özelliği var: Sanki "bugün" yazılmış gibi... Romanın kahramanı, Bom-Crioulo adında bir "zenci". O dönemin Brezilya’sında "makbul" olan "zenci", toplumun kendisine verdiği "çok mütevazı" yerle yetinmesini bilen, çok uysal bir "zenci"dir; yani televizyondaki Brezilya dizilerinden, ‘Köle Isaura’dan tanıdığımız "zenci". Oysa Adolfo Caminha’nın yarattığı "zenci" geleceğinm siyahıdır. Boyun eğmeyen, akıllı, güçlü ve beyazlar karşısında aşağılık duygusu taşımayan, eşcinsel bir siyah! Yazar bununla da kalmaz: On yedi yaşındaki bir beyaz muçoyu bu kahramanın karşısına yerleştirir. Caminha, böyle bir konuyu işlemesine karşın, zamanın koşulları gereği, evrensel "edep" ve "haya" çizgisini "zorlamamış", buna karşın, aralarında Portekizli dilber Dona Carolina da olmak üzere, üç kahramanın iç dünyalarını "modern " ve "naif" bir yetkinlikle işlemiştır. ‘Merhamet Sokağı’, ilk yayınlanışından bu yana geçen yüz yıla yenilmemiş, daha nice yüzyıllara karşı koyabilecek yeni bir roman.

3-Gölgeleri Sahiplenen Kadın, Paula Gunn Allen

Gölgeleri Sahiplenen Kadın Amerikan yerlisi bir kadın tarafından bir Kızılderili kadın hakkında son elli yılda yazılmış ilk kitaptır. Kitap tüm dünyanın Kızılderilileri bıraktığı yerde, yani ölümün kıyısında başlar. Ephanie Atencio, içinden zorlukla çıkabileceği bir bunalım içindedir. Kocası tarafından terk edilmiştir ve çocuklarına bakacak halde değildir. Yaralarını sarmak için el yordamıyla da olsa geleceğini aramak zorundadır. New Meksiko´dan ayrılıp San Francisco´ya gider. Orada anımsama ve kendi parçalarını doğru yere koyma süreci başlar. Bir Nisei olan Thomas Yoshuri ile evlenir. Thomas ona, gereksinim duyarsa kendisinin de arzu ettiği yapıya kavuşacağını düşünür. Kocasını hem tanır hem de tanımaz. Ve onun aracılığıyla kendini tanıyamaz. Giderek beyaz kadın arkadaşı Teresa ile daha fazla zaman geçirmeye başlar. Teresa ile bile bir yere kadar konuşabildiklerinin farkına varır. Daha sonra bir yazı tek başına geçirir ve orada son anımsamaya ve geleceğe giden yola ulaşır. Kendini erkeklerin içinde aramaktan vazgeçer. Artık en önemli bağlantısının kendi halkından olan kadınların ruhları ve kendi dünyasının kadınları ile olduğunu keşfetmiştir. Okuyucuyu büyüleyen ve içine çeken bir dünya yaratılmış... Sadece bir ırkçılık çalışması değil, aynı zamanda feminizme tanık olan güçlü ve dokunaklı bir eser.

4-Bay King Ronald De Feo, Ronald De Feo

Daha iki gün önce başka bir dünyada, başka biriydim. O adam kimdi? Ya şu anda buradaki adam kim peki?" Hedefler ve mekânlar farklı olsa da iş hep aynıydı. Her işin sonu aynı şekilde bitiyordu. Öyle olmak zorundaydı... Aynı hikâye, aynı rutin. Tetiği çekersin, adam ölür, o kadar. Ya tetiği çekmezsen ne olur?"Yaptığı işten sıkılmaya başlayan ve mimariye olan tutkusunu keşfeden işinin erbabı bir tetikçi için dünya artık vurulması gereken hedeflerin peşinde koşulacak bir yer olmaktan çıkar. Hayatındakı en zor göreve gönderildiğinde yeni tutkuları ve kariyeri arasında kesin bir seçim yapmak zorunda kalır..."Öfkeli ve takıntılı bir adamın çevresindeki dünyaya dair derin bir farkındalık geliştirmesi hakkında ilgi çekici bir öykü.

5-Güzellik Salonu, Mario Bellatin

Yazarının güncellediği yeni basım…

Güzellik Salonu, Meksikalı yazar Mario Bellatin’in Türkçedeki ilk kitabı. Kadın giysileri giymekten hoşlanan bir anlatıcının sahibi olduğu güzellik salonu, zamanla salgın hastalıklardan mustarip, hastanelerde hor görülen, saldırılara maruz kalan ve toplum dışına itilen erkek hastalar için bir düşkünlerevine dönüşüyor. Kendisi de hasta olan anlatıcının biricik uğraşıysa, özenle dekore ettiği akvaryumlarda balık beslemek.

New York Times’ın Camus’nün Veba’sını ya da Saramago’nun Körlük’ünü çağrıştırdığını belirttiği Güzellik Salonu, hastalık, ölüm, yoksunluk ve egemen cinsiyet anlayışlarını sorgulamamızı sağlayan, sarsıcı, huzursuz edici bir roman.

Son 25 yılın en iyi 100 İspanyolca kitabı arasında 19. sırada gösterilen Güzellik Salonu’nun bu basımı, yazarın gözden geçirdiği hali esas alınarak güncellendi.

Mario Bellatin (1960) Perulu bir ailenin çocuğu olarak Meksika’da doğdu. Doğuştan gelen bir hastalık nedeniyle sağ kolunun büyük bölümünü kullanamayan Bellatin, Peru’da teoloji, Küba’da senaryo yazarlığı okudu.

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın