Ejderhaların Gerçek Annesi

 

“Boş versene, ben bir ülke yaratacağım.”

Burada yer alan ve alacak çoğu yazarın aksine, Ursula Krober Le Guin’in çocukluk travmaları, gençlik reddedilişleri ya da kariyer imkânsızlıklarının anlatıldığı bir yaşam öyküsü yok. En azından bizim bildiğimiz kadarıyla. Elbette onun da herkesin geçtiği yollardan yürüdüğü bir hayatı oldu. Ama belki çoğundan farkı ve en büyük şansı içine doğduğu aile. “Ben antropologların, yerlilerin, Nazi Almanyası’ndan kaçan mültecilerin, çılgın etnologların arasında büyüdüm,” diye anlatır Ursula K. Le Guin geçmişini. Dört kardeş içinde en küçükleri ve tek kız olarak büyür. Antropolog bir baba ve yazar bir annenin kızıdır. Onu Ursula, bizim Ursulamız yapan ailesini şöyle anlatır: “Sihirli pınarlardan söz edebiliyorsam bu, beni hayal kırıklığına uğratmayan, pınarlardan su içmeme izin veren ebeveyn ve kardeşlerle birlikte iyi bir yerde ve her ne kadar Büyük Buhran dönemi de olsa iyi bir zamanda büyümüş olmamdandır.”

Hayatı boyunca hep teşvik edilir. Özellikle babası tarafından. Bazı röportajlarında babasının tıpkı menajeri gibi çalışarak onu yalnızca teşvik etmediğini, aynı zamanda ısrarla yönlendirdiğini de anlatır. Böylece henüz on sekiz yaşındayken yazdığı yazıları onun fikriyle sağa sola yollamaya başlar. İlk telifli yazısı yayımlanana kadar on yıl boyunca göndermeye devam eder.

İlk metnini yazmaya başlayan her yazar gibi, bildiği yerden, bildiği hayatlardan başlaması öğütlenir ona da. Bir süre –kısa bir süre– bildiği ve sevdiği Tolstoy gibi yazarları taklit ederek yazmaya çalışır. Neden sonra kendi kendine şöyle der: “Boş versene, ben bir ülke yaratacağım.” Yeni ve sonsuz dünya yaratma alternatifi varken bildiklerini ne yapacaktır ki! Yazdıklarını gönderdiği mecralar sonunda onun bilimkurgu yazarı olduğunu fark eder, iyi bir bilimkurgu yazarı üstelik. Ancak o yıllar için o kadar garip şeyler yazıyordur ki kitaplarını hangi etikete dahil edeceğini bilemezler.

1953 yılında Fransa’ya giden bir gemide Charles Le Guin ile tanışır. Yıllar içinde Elisabeth, Caroline ve Theodore isimli üç çocukları olur. Ursula çocuk sahibi olmanın, deneyimlerini ve dolayısıyla aktardıklarını zenginleştirdiğini söyler hayatı boyunca. Caroline’in üç yaşındayken ona verdiği cevap gibi… “Tahmin et, kutuda ne var?” diye gelir yanına Caroline. Birkaç tahminde bulunan Ursula doğru cevabı bilemeyince kızından şu cevabı alır: “Karanlık.”

“Vay canına,” diyerek yazmaya oturur ve “Karanlık Kutusu” adında bir hikâye yaratır.

Ünlü bir yazar olmadan önce, ajansı Playboy dergisine bir hikâyesini yollar. Hikâye kabul edilir ancak imzasının U.K. Le Guin olarak yer alması için izin istenir. Nedenini şöyle açıklar Playboy: “Okurlarımızın birçoğu kadınların yazdığı hikâyelerden korkuyor.” Yetişkin yaşamını bir feminist olarak sürdüren Le Guin, bir daha asla yapmayacağı şekilde kabullenir bunu, yalnızca ufak bir not ekleyerek, “U.K. Le Guin hikâyeleri, U.K. Le Guin tarafından değil, aynı ada sahip başka birisi tarafından yazılmıştır.”

Şu an her yetişkinin okuması gereken kitaplar listesinde yer alsa da efsanevi Yerdeniz serisini ilk olarak çocuk ve genç yetişkinler için yazmaya başlar Ursula. Ve bunun için önce yalnızca bir harita tasarlar, tüm kurgu bu harita üzerinden gerçekleşir. Diğer bir efsane Mülksüzler’dense “Berbat bir kısa hikâyeydi,” diye bahseder. Hatta “Yazdıklarım içinde en kötülerinden biriydi,” diye devam eder anlatmaya. Ancak her ne olduysa kendi yazdığı “berbat” hikâyenin içindeki o minik ışığı görür ve onu kült bir romana dönüştürmeyi başarır…

Yerdeniz Büyücüsü, Ursula Krober Le Guin

Bir yerden onu tanımaya başlamak isteyen herkes için önerebileceğimiz ilk kitap Yerdeniz Büyücüsü olurdu. Beş kitaplık serinin ilki olan Yerdeniz Büyücüsü, Çevik Atmaca’nın büyücü olma serüvenini anlatır. Okurunu Çevik Atmaca ile birlikte büyüten Le Guin’in bu serisini okumaya devam ederseniz ejderhaların gerçek annesinin kim olduğunu öğreneceğinize söz veriyoruz!


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın