Mutlaka Okunması Gereken 30 Bilimkurgu Eser

Bilimkurgu kitapların sayfalarında kaybolarak zamansal ve mekânsal kısıtlamaların ötesine geçmeyi seven okurlar için zengin bir seçki hazırladık. İşte, mutlaka okunması gereken 30 bilimkurgu kitabı.

1 Otostopçunun Galaksi Rehberi,  Douglas Adams                                                                    

Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşesinde, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürler. Bu gezegenin şöyle bir sorunu vardı: Üzerinde yaşayan halkın büyük bölümü çoğu zaman mutsuzdu. Bu sorun için pek çok çözüm önerilmişti, ama bunların çoğu genellikle yeşil renkli küçük kâğıt parçalarının hareketleriyle ilgiliydi. Bu da tuhaftı, çünkü aslında mutsuz olanlar yeşil renkli küçük kâğıt parçaları değildi. Bu nedenle sorun varlığını sürdürdü; halkın çoğunun durumu kötüydü ve onların büyük bölümüyse sefildi, dijital kol saatleri olanlar bile. Her şeyden önce, ağaçlardan inmekle büyük bir hata ettiklerini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü korkunç, aptal bir felaket meydana geldi. İşte bu kitap o felaketin doğurduğu bazı sonuçların öyküsüdür.

2 Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke                                                                                                    

1953’te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke’ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015’te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

3 Vakıf, Isaac Asimov                                                                                                                                   

941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.

4 Karanlığın Sol Eli, Ursula K. Le Guin                                                                                             

“Bilimkurgu”nun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula’yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçmektedir. Bu gezegende, yılın en sıcak zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanmaktadır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir. Cinsel kimliğin bir statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende, kişiler yılın belli bir döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar.

5 Zamanda Yolculuk, H. G. Tannhaus                                                                                                         

“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü hâlinde birbirlerine bağlıdır. Her şey birbirine bağlıdır... Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ama tek yol vardır, o da daha derine götürür. Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın.”

6 Kadınlar Rüyalar Ejderhalar, Ursula K. Le Guin                                                                                     

Varoluş kadar kadim bir lisanla konuşan ejderha, gücünü yalnızca zorunluluk karşısında kullanan büyücü... Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir? Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı, tahakküm ve sömürüyle doludur. Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulunan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın... İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık. Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçede tanıtırken, söz konusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıkların getirdiği güçlükler var. Türkiye’deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını göz önünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçede tartışılabilir kılmak istiyoruz.

7 Değiştirilmiş Karbon, Richard K. Morgan                                                                                              

Eski bir asker ve BM elçisi olan Takeshi Kovacs daha önce de öldürülmesine rağmen son ölümü bilhassa acı vericiydi. Evinden 180 ışık yılı uzakta, eski adıyla San Francisco, yeni adıyla Bay City’de yeni bir bedende uyanan Kovacs kendini, “varoluş”u alınıp satılır şeyler olarak gören bir topluma göre bile karanlık ve büyük ölçekli bir komplonun tam merkezinde buldu. Dünyanın en güçlü insanlarından biri olan Laurens Bancroft bir ölümün sırrını açığa çıkarmak için Kovacs’ı tutmuştu: Kendi ölümünün. Blade Runner ve Neuromancer gibi eserlerin izinden giden siberpunk türündeki Değiştirilmiş Karbon, son zamanların en dikkat çeken bilimkurgu-distopya romanlarından biri.

8 Yıldız Güncesi, Stanislaw Lem                                                                                                          

Zaman atlamalarında sürekli kendine rastlayan bir gezgin, robotların dünyasını gözetlemeye giden bir casus, uzayda birbirinden garip canlılarla ve uygarlıklarla karşılaşan bir kâşif ve bir süpernova ormanında umutsuzca kaybolup çıkışı arayan bir yolcu. Uzay gezgini Ijon Tichy’nin akıl almaz maceralarına hoş geldiniz! Uzay yolculuğuna meraklı patatesler mi istersiniz ya da dindar robotlar mı veya insanlığın kıyım tarihini hafızalarından silemeyen robotlar, otuz iki kısım tekmili birden burada! Dünyanın en büyük bilimkurgu yazarlarından biri olan Stanislaw Lem, bu eğlenceli romanında teknoloji, teoloji, rasyonel akıl gibi insanlık gururunun ikonlarını tiye alıyor

9 Resimli Adam, Ray Bradbury                                                                                                                 

Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil, fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Tüm yeteneklerini sergilediği ve çerçeve öykü formatında yazdığı Resimli Adam ise modern bireyin psikolojisine ve teknolojik ilerlemenin karanlık yanına ışık tutan eşsiz bir öykü derlemesi.

10 Doktor Moreau'nun Adası, H. G. Wells                                                                                     

      Wells’in öncü niteliğindeki bilimkurgu klasiği Doktor Moreau’nun Adası yayımlandığı günden beri “sarsıcı” etkisinden hiçbir şey yitirmedi. Bilimsel yöntemlerinin doğuracağı sonuçlar konusunda hiçbir sorumluluk hissetmeyen çılgın bilim insanının hikâyesi, unutulmaz filmlere ilham vermiştir. Acı, zulüm, ahlaki sorumluluk, insanın doğaya müdahalesi gibi felsefi temalarıyla dikkat çeken yapıtında, Wells daha sonra genetik alanındaki çalışmaların gündeme getireceği etik meseleleri öngörmüştür.

11 Kızıl Mars, Kim Stanley Robinson                                                                                                      

Kim Stanley Robinson, günümüz bilimkurgusunun en büyük ustalarından biri. Özellikle uzay üzerine yazdığı romanlarla 90’lardan beri türün gelişimine katkıda bulunan yazarların en önde gelenlerinden. Dünyalaştırma ve kolonileşmeye bakış açımızı değiştiren Kızıl Mars ise hem bilimsel hem siyasi hem de sosyolojik açıdan şimdiye dek yazılmış en gerçekçi bilimkurgu romanlarının başında geliyor. İnsanlık artık Mars’ta; önce bir, sonra yüz ve giderek on binlerce insan… Şehirler kuruyor, tüneller kazıyor, sadece kraterlerden ve kayalıklardan ibaret görünen gezegeni kendi suretlerinde değiştiriyorlar. Ama cansız yüzeyini kazıdıkça Mars onları giderek daha fazla kendine bağlıyor, âşık ediyor.

12 Son ve Ötesi, Patrick Ness                                                                                                                         

Oğlan boğuldu; son anlarında umutsuz ve yalnızdı.

Öldü.

Sonra uyandı; çıplak, yaralanmış ve susamıştı fakat hayattaydı.

Bu nasıl olabilirdi? Ve bu terkedilmiş, tuhaf yer neresiydi?

Neler olduğunu anlamaya çalışırken, oğlan umut etti. Bu bir son olmayabilir miydi? Daha ötesi olabilir miydi ya da belki de burası öbür dünyaydı?

“Patrick Ness aklınızı alacak kadar hünerli bir yazar. Kitaplar bazen ‘şaşırtıcı’ olarak tanımlanırlar fakat bu nadiren rastladığınız, okurken tekrar tekrar ‘Aman Tanrım!’ dediğiniz türden bir tanesi. Başka bir şey ele vermeyeceğim. Sadece okuyun

13 Yürüyen Kentler 2. Kitap - İhanet Altını, Philip Reeve                                                                   

Dev kent Anchorage, devasa demir paletleri üstünde Buz Diyarı boyunca Ölü Kıta''ya doğru sessizce ilerliyordu. Kurşunlarla delik deşik bir hâlde, başıboş sürüklenen bir hava gemisinin umutsuz iki pilotu Tom ve Hester için bir sığınak olabilir miydi? Sokaklarında hayaletlerin ve deliliğin kol gezdiği bu tuhaf kent, tehlike ve karışıklıklarla dolu bir ateş fırtınasına doğru sürüklenmekteydi...

14 Dünyalar Savaşı, H. G. Wells                                                                                                       

Gökyüzünden İngiltere’nin güneyine düşen silindirlerin yarattığı merak hemen sonra yerini korkuya bırakmıştır. Dünya, Mars’tan gelen canlıların istilası altındadır. Henüz ne olduğunu anlayamadan Marslılar tarafından katledilmeye başlayan insanlar, var güçleriyle karşılık vermeye ve direnmeye çalışırlar. Uzaylıların kontrolü altındaki İngiltere’de adsız anlatıcının tanıklıkları, insanlığın kaygı verici ümitsizliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin karanlık bir portresini çizer. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık hükümdarlığı son mu bulacaktır, yoksa bir kurtuluş ihtimali var mıdır?

15 İskambil Kâğıtlarının Esrarı, Jostein Gaarder- H. Aschehoug                                                     

"Astronotlar üzerinde yaşam olan başka bir gezegen keşfetse, herkes müthiş şaşırır, ama kendi gezegenlerinin varlığı hiç de şaşırtmıyor onları." Jostein Gaarder, Sofi'nin Dünyası'ndan önce kaleme aldığı İskambil Kâğıtlarının Esrarı'nda, insanın kendine ve dünyaya bakışını sorguluyor. İskambil kâğıtlarının kişileştirildiği, gerçek ve hayalin iç içe işlendiği kitapta, dünyaya kendini kaptıranlarla görünenin ardındakini gören 'Jokerler' arasındaki karşıtlık sunuluyor okura. Kendini arayan gençlere...

16 Yenilmez, Stanislaw Lem                                                                                                              

Bilinmeyen bir gezegene yolculuğa giden uzay gemisinin Dünya ile bağlantısı bilinmedik sebeplerden ötürü kesilir. Regis III adlı bu gezegende başta kaptan Rohan olmak üzere geminin tüm mürettebatı insanlığın en büyük ikilemlerinden biriyle yüzleşecektir: İnsan, bilgisinin sınırlarının farkına vardığında verebileceği kararlar ne kadar güvenilirdir? Mantık çerçevesinin çok ötesinde bir durumdayken bu soru üzerinden kendini bulmaya çalışan ekip, şimdiye dek anlatılmış en dehşet verici uzay yolculuklarından birinin parçası olacaktır. Yenilmez gemisinin mürettebatı bilinçli adımlar atan bir gezegenle yüzleşmek zorundadır.

17 Uzlaştırıcının Pençesi, Gene Wolfe                                                                                       

Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fanteziden bilim ve bilimden de fantezi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un dilin ve türün imkânlarını sonuna kadar kullandığı, bilimkurgunun Ulysess’i olarak da anılan Yeni Güneş Kitabı’nın ikinci cildi Uzlaştırıcının Pençesi de en az ilki kadar esrarengiz.

18 Yokuştaki Salyangoz, Arkadi Strugatski -Boris Strugatski                                                                

Biber, günlerini aşağıdaki ormanın yönetimini sağlayan İdare’nin bürokratik koridorlarında geçirmektedir. Bir dilbilimci olan Biber’in dileği ormana girmektir fakat İdare tarafından bu talebi sürekli reddedilmektedir. Öte yandan, her gün “yarın” geleceği söylenen araba gelip onu almadığı için İdare binasında sıkışıp kalmıştır. Biber’in de tek yapabildiği, yamacın tepesindeki İdare’de oturup ormanı seyretmektir.

19 Hybrids-Melezler, Robert J. Sawyer                                                                                                     

Boddit, kendisini bilmediği bir dünyada yabancı hâline getiren kuantum bilgisayarı deneyi sırasında, kendi gerçekliğinden bizimkine akıvermişti. İnsansılar ve devamı olan Humans-İnsanlar adlı kitaplarda Sawyer, farklı bir tarih ve toplum görüşüne sahip olan Neanderthal dünyanın sevecen ayrıntılarını göstermişti. Şimdi ise Hybrids-Melezler’de, ilişkilerini sürdürmek için çırpınan Ponter Boddit ile Homo sapiens sevgilisi genetikçi Mary Vaughan’a odaklanıyor. Yasaklanmış Neanderthal teknolojisinin yardımıyla, gerçekliğin iki versiyonunu birleştirme umudunun simgesi olacak ilk melez çocuğu doğurmayı planlıyorlar. Bu sırada, Mary’nin dünyası, gezegenin manyetik alanının çöküşünü yaşarken, bir muamma olan patronu Jock Krieger, el değmemiş bir cennet olan Neanderthal dünyaya dikiyor kıskanç gözlerini. Cinsiyet, inanç ve aşk konusundaki yerleşmiş fikirlerimizi allak bullak eden ve insan olabilmenin farklı yolları hakkında spekülasyonlarla dolu olan, Sawyer’ın Neanderthal Parallax üçlemesi bir klasik olma yoluna girerken Melezler’le, şaşırtıcı ve provokatif bir sona ulaşıyor.

20 Geleceğin Şifresi, Brian Falkner                                                                                                          

Tane ve Rebecca'ya sadece rakamlardan oluşan esrarengiz mesajlar gelir. Mesajlara mantıklı bir açıklama getiremeyen ikili, çareyi rakamları farklı şekillerde yan yana getirmekte bulur. Üstün çabaları sonucunda gelen mesajların sayısal lotoda kullanılmak üzere gönderildiğini anlarlar. Tane ve Rebecca doğru sayıları seçer ve zengin olmayı başarır. Peki ama bu rakamları gönderen kimdir? Bitmek bilmeyen bu mesajlar, gelecekte bir şeylerin ters gideceğine mi işaret etmektedir?

21 Kont Sıfır, William Gibson                                                                                                                         

Gibson Nintendo’nun sevimli oyun enstrümanı olarak aramıza kattığı Power Glove’un, “giyilebilir teknoloji” evreniyle artık gündelik yaşamımızın bir parçası olduğu; VR gözlüklerimizle yeni dijital evrimimizin hazırlandığı ve siber güvenliğin günden güne çöken duvarlarına karşılık faşizmin inşa ettiği yenilerinin hayatımıza yön vermeyi planladığı çağın hazırlık aşamasını anlatan ve yakın gelecek felsefesinin ana hatlarını belirleyen isimdir. Kelimelerin Virüs olduğu salt kavramsal bir söylence değil, sert bir pratiktir -ki bu anlamda yazarımız gibi biz de William Burroughs’un öncülüğünün takipçileriyiz. Varoluşun da bir sistem hatası, dil ve çeviri hatası olduğu teziyle minör feodalitelerin kaba dilsel saldırılarına da karşı duruyoruz!

22 Lum’en, Laurent Genefort                                                                                                                               

Lum’en, bu gezegene gönüllü olarak gelen, burada doğan, Kızılküre’nin krizlerine çözüm arayan ya da o krizleri bizzat ateşleyen erkek, kadın, çocuk ve gezegene özgü bir tür olan Pilaların gözünden nesillere yayılan, çok boyutlu bir roman. İnsanın atıldığı bu benzersiz deneyim, gezegene nasıl bir bedel ödetiyor? Kızılküre bu işgale nasıl bir cevap veriyor? Bu zorlu mücadelenin kazananı kim oluyor?

23 Toz, Hugh Howey                                                                                                                                           

Silo 18’de Juliette, atalarının siloları neden yaptığını ve onların planlarını öğrenmişti. İnsanları böyle bir hayata mahkûm edenlerin kimler olduğunu biliyordu ve bu hayatı değiştirmek için elinden geleni yapacaktı. O artık Silo 18’in başkanıydı. Ve dışarı çıkmaya hazırlanıyordu. Silo 1’de Donald, diğer tüm siloların kontrolüne sahipti. Hem kimliğini gizlemeye hem de Juliette ve arkadaşlarına yardım etmeye çalışıyordu. Fakat elindeki tüm imkânlara rağmen öngöremediği birçok problem çıkacaktı karşısına. Silo 17’de Jimmy ise Juliette ve arkadaşlarının Silo 17’ye ulaşması ve iki silonun birleşmesi için elinden gelen her şeyi yapacaktı.

24 Kuantum Gecesi, Robert J. Sawyer                                                                                                                 

Bir deneysel psikolog olan James toplumun içinde var olan ama fark edilmeyen psikopatları saptayacak yeni ve kusursuz bir yöntem geliştirmiştir. Ancak bilirkişi olduğu mahkemede çığır açıcı yöntemi konusunda sorgulanan James, yirmi yıl öncesinde hayatının altı aylık bir bölümüne ilişkin hiçbir anısının olmadığını keşfedince sarsılır. Bu altı aylık dönem iğrenç şeyler yaptığı bir dönemdir de aynı zamanda.

25 Yitik Dünya, Tom Sweterlitsch                                                                                                                   

Shannon Moss, Donanma Suç Araştırma Birimi’nin gizli bir bölümünde çalışıyordu. 1997 yılında, Batı Pennsylvania’da, bir komandonun ailesinin cinayetini araştırma görevini aldı, ayrıca ailenin kaybolan genç kızını da bulması gerekiyordu. Moss, geleneksel emniyet güçlerine söylemese de, kayıp komandonun USS Terazi isminde bir uzay gemisinde astronot olduğunu biliyordu. Bu gemi, Derin Zaman’ın akıntıları içinde kaybolmuştu. Moss zaman yolculuğunun zihinsel travmalarını ilk elden yaşamıştı ve komandonun gelecekteki tecrübelerinin bu şiddeti tetiklediğini düşünüyordu. Moss, kendi geçmişindeki bazı acıların da etkisiyle, kayıp kızı ve katili bulmak için zamanda ileriye, muhtemel geleceklerden birine gidecek ve 1997’deki bu cinayeti çözmesine yarayacak kanıtları bulmaya çalışacaktı. O, zamanda yolculuk yapıp farklı geleceklerden ipuçları toplarken, bir cinayetten çok daha korkunç bir kader, tüm insanlığın sonunu getirecek bir kıyamet gittikçe günümüze yaklaşıyordu.

26 Elmas Çağı, Neal Stephenson                                                                                                                  

Hugo ve Locus ödüllerini alması bir yana Stephenson BK dünyasına; nanoteknolojinin hüküm sürdüğü bir gelecek yapılanmasına sosyal sınıf, etnisite ve sunizeka'nın doğası etrafında yepyeni bir terminoloji ile girerken Cyber-Punk'ın ötesine geçerek Post -CyberPunk'ı başlatıyor. Stephenson'un matematik, teknoloji, felsefe ve bilimi edebiyatlaştırdığı noktada okuruna Quentin Tarantino tadı vermekten de geri durmuyor!

27 Yaşamın Denklemleri, Simon Morden                                                                                                              

Savaşın yerle bir ettiği, geleceğin dünyası. Okyanusa gömülen Japonya, yerle bir edilen Rusya... Sevk kasalarından yapılma evler, çeteler ve göçebelerle dolu bir Londra; yani Metrozone... Bir kahraman olmaktan uzak, fiziksel olarak zayıf, iğneleyici fakat eğlenceli bir başkarakter olan Samuil Petrovitch, radyoaktif serpintinin etkisi altında olan Rusya'dan Metrozone'a göç etmiş, göze batmamaya çalışan zeki bir öğrencidir. Ta ki kaçırılmak üzere olan bir kızı kurtardığı güne kadar. Kurtardığı kızın bir gangster çetesi patronunun kızı olduğunu öğrendiğinde, artık olayla ilgili herkesin ilgi odağı olmuştur bile: kızı kaçırmaya teşebbüs eden Ukraynalılar, kızın zengin bir Japon gangsteri olan babası ve Yakuza'nın peşindeki polisler...

28 Erewhon, Samuel Butler                                                                                                                            

Servet edinmek için ülkesini terk eden bir gezgin, bu amaçlarla yola çıktığı bir gezinin sonucunda kendisini sıra dışı bir ülkede bulur. Muhteşem arazisi, olağanüstü yakışıklı ve yapılı erkekleri, ayrı bir güzelliği olan kadınlarıyla insan soyu için görünüş olarak âdeta ideal bir ülkedir burası. Görünüşte kusursuz olan bu ülkenin âdet ve görenekleri ise olağanın oldukça dışındadır. Burada hastalık, bir suç; yoksulluk ve talihsizlik, cezalandırılması gerekli bir durum; saat dâhil tüm makineler ise kullanımı yasak bir şeydir. Bu yönüyle, yazarının Erewhon adını verdiği bu yer, bir tezatın; dıştan ideal bir medeniyetin, içten ise medeniyetin gereklerinden uzak bir yapının hüküm sürdüğü bir ülkedir.

29 Uzayda Piknik, Aleksandr Romanoviç Belyaev                                                                                 

Uzaylılar dünyanın beş bölgesini ziyaret etmiş ve giderken geriye “atıklarını” bırakmışlardır. Bu atıklar, tüm dünyada bir gizem yaratır ve endüstri ve bilim çevrelerinin de odak noktası hâline gelir. Atıkların bulunduğu yerler “bölge” olarak adlandırılarak karantina altına alınır ve bu bölgeler çevrelerindeki şehirleri ekonomik ve sosyal açıdan etkilemeye başlar.  Redrick Schuhart, bölgeden uzaylı atıklarını kaçırıp satan bir “stalker” yani bir iz sürücüdür. Çoğu insan gibi, hayatı yasak “bölge” tarafından şekillendirilen Red ve bilim insanı arkadaşı Kiril’in bir “zamazingo” elde etmek amacıyla buraya yaptıkları yolculuk ise beklenmedik olaylara sebep olur… Tarkovski’nin Stalker ismiyle beyaz perdeye uyarladığı felsefi hikâye de işte burada başlar.

30 Ket Yıldızı, Aleksandr Romanoviç Belyaev                                                                                                       

Bu kitap yazarın özlemlerini yansıtan türden bir bilimkurgu romanıdır. Üstelik bu özlemler 1920'lerin 1930'ların dünyasında yani 80-90 yıl önce dünya üzerindeki milyonlarca, insanın paylaştığı türden özlemlerdir.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın