Karanlıkta bir gölge

“İnsanların yüreğini kapkara yapan, onları zalim kılan; korku ve cehalettir.”

Bir kavramı düşündüğümde aklıma hızla onunla eşleşen başka kavramlar, kelimeler, duygular doluşuveriyor. Örneğin denizi düşündüğümde keyif veren hislerin ve anların yanı sıra kafamın içinde o enginlikten doğan bir korku da beliriyor. Ve mülteci dendiğinde de bir yol hikâyesi düşüyor gözümün önüne. Mültecilik her şeyden önce bir yolculukmuş gibi geliyor. Ancak alışık olduğumuz türden bir yolculuk değil bu. Günler öncesinden heyecanla planları yapılan, özenle hazırlanan bavullarla dolu bir seyahat değil. Güneşe, tatile, sevdiklerimize uzanan bir yol da değil. İnsanın aniden karşısına çıkan, hiçbir hazırlığa izin vermeyen bir ilerleyiş; karanlığa, bilinmeyene açılan bir kapı; planları öfkeli bir rüzgâr gibi savuran, ölümle el ele, zafersiz bir sefer; hayalleri törpüleyen, ihtiyarlaştıran bir göç. Düşüncesi bile şeffaf, ağır bir bulut gibi çöküyor insanın üstüne. Şimdi gelin bu yolculuğa küçücük bir çocukken çıkmak zorunda kaldığınızı düşünün. Bizler çocuklarımıza ölümün sesini bile zikretmekten geri dururken mülteci çocukların bizzat ölümün karanlığını yırtmaya çalıştığını düşünün. Bedenlerini kurtarmak için çıktıkları yolun sonunda ruhlarını savaş meydanına bırakmaları istenen çocukları düşünün. Bugüne kadar belki de cansız bir bedeni hiç görmemiş biz yetişkinlerin yanına, anılarına parçalanmış bedenlerin bulaştığı çocukları koyun. Şimdi de onlardan birer asalakmış gibi bahseden diğer yetişkinleri düşünün. Mültecilik herkes için bir yolculuk, sonunda ruhumuzun parça parça yok olduğu bir gidiş.

Kitapları filmlere ve dizilere uyarlanan, pek çok ödül kazanan İngiliz çocuk edebiyatı yazarı Michael Morpurgo, 2010 tarihinde yayımlanan ve yakın zamanda Tudem Yayın Grubu etiketiyle Türkçesine kavuştuğumuz Gölge adlı eserinde mülteciliği irdeliyor. Kahramanları Afganistan’dan kaçıp İngiltere’ye sığınan Emin, onun İngiltere’deki en yakın arkadaşı Matt ve Matt’in büyükbabası. Hikâye Matt’in büyükbabasından Emin’i ziyaret etmesini istemesiyle başlıyor. Emin, gerçekte de var olan, Britanya’nın Bedfordshire bölgesindeki Yarl’s Wood adlı, göçmenlere yönelik bir gözaltı merkezindedir. Burası Britanya’dan sınır dışı edilmeyi bekleyen kadın ve aileler için ana toplama kompleksidir. Altı yıldır İngiltere’de yaşayan Emin ve annesi, ani bir kararla Afganistan’a geri gönderilmek üzeredir. Büyükbabası Matt’in isteğini kabul eder ve Emin’in başına gelenleri dinlemek üzere bu gözaltı merkezine gider.

Emin anlatmaya başlar: Sıradan yaşamlarının nasıl alt üst olduğunu, kayıplarını, yaşamak zorunda kaldıkları mağarada geçen günleri, Afganistan’ın nasıl da Taliban, ABD ve İngiltere arasında paramparça edildiğini, geride bıraktıklarını, vazgeç tiklerini... Ancak Emin bir şeyden daha bahseder: Gölge’den. Morpurgo’nun gerçek bir hikâyeden esinlenerek yarattığı kahraman köpekten. Bir bomba arama köpeği springer spanyelin Emin’in hayatına dâhil oluşunu ve çocuk yaşta baş etmek zorunda kaldığı o karanlığın içinde etrafını nasıl da aydınlattığını anlatır. Gölge; adının aksine bu yol hikâyesinin en parlak karakteri, en masumu, en sevgi dolu canlısı. İnsanlardan oluşan ve insanlardan yaratılan o vahşi kasırganın içinde Emin ve annesine kılavuzluk eden sıcaklık.

Morpurgo, Afganistan’dan başlayıp İran ve Türkiye üzerinden geçerek İngiltere’ye uzanan bu yolculuğu duygulara dokunan o muhteşem detaylarıyla ve de büyük bir yalınlıkla aktarmış. Savaş Atı, Issız Adanın Kralı, Kelebek Aslanı ve daha pek çok eseriyle bizleri tarzına hayran bırakan Morpurgo, Gölge’de de yine tüm insanlığı ilgilendiren evrensel bir konuya değinirken, duyguları şaha kaldıracak bir kurgu yaratmış ve bu sırada yine bir hayvanı hikâyenin merkezine koymuş. Öyle ki Emin’in köpeklere önyargıyla bakan annesine bile şunları dedirtmiş: “‘Alt tarafı bir köpek,’ der insan, değil mi... Ama benim gözümde, köpekten ziyade dost o. Bizi bırakmak istemeyen, dostane bir gölge. Gölgenden asla kurtulamazsın.”

İpek Güneş Çıgay’ın tertemiz çevirisiyle dilimize kazandırılan Gölge, iç içe geçmiş hayatları anlatıyor. Matt ve büyükbabasının, Emin’in sınır dışı edilmemesi için verdikleri çaba, Emin’in annesiyle birlikte baş etmek zorunda kaldıkları güçlükler ve bunların anne ve oğlunu bir anlamda “yaşsızlaştırması”, annenin elinden anneliğini, çocuğunsa elinden çocukluğunu alıp ikisini bir kader ortaklığı kümesinde kesiştirmesi, Gölge’nin sessiz dokunuşlarıyla umut aşıladığı yaşamlar... Gölge, bizi duyduğumuz, ama işitmemek için uğraşıp durduğumuz gerçeklerle yüzleştiriyor.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın