Yanlış şapka takan dedektif

“Hafiyenin El Kitabı” kuralların, el kitaplarının ve görünenlerin çok ötesinde bir noktada akıl almaz detay ve oyunlarla ilerleyen nefis bir hikâye.

Kitaplık düzeninizi nasıl kurarsınız? Yayınevine göre, yazara ya da belki renklerine göre? Ben tamamen kişisel tercihlere göre düzenleyenlerdenim. Büyük bir kısmı türlerine göre olmakla birlikte geri kalanlar; en sevdiğim yazarlar, okumaktan keyif aldıklarım, okuduklarım, bir fırsat yaratıp okumak istediklerim ve dahası şeklinde yayılır raflarda. 2012’den beri kitaplığımda duran Hafiyenin El Kitabı “bir fırsat yaratıp okumak istediklerim” rafındaydı. O da her kitap gibi zamanını bekleyip kitaplığımdan düştü ve ben de Jedediah Berry’nin düşler diyarına böylece düşmüş oldum.

Ciddi kurallarla yönetilen bir teşkilatın kâtibi Charles Unwin. Üstelik işinde de usta. Öyle ki bir dedektifin gözünden kaçıracağı her türlü detaya ondan daha hâkim. Kademelerine göre şapka takan, yalnızca ulaklarla haberleşilen, iletişimdeki her detayın “birileri” tarafından kontrol edildiği istemin bir parçası o. Ama işte hikâye o ki bu sistem –Hafiyenin El Kitabı’nda biz ona teşkilat diyoruz– bir yerden patlak verir. Ve tüm hikâye, tüm o kuralların, el kitaplarının ve görünenlerin çok ötesinde bir noktada akıl almaz detay ve oyunlarla ilerler…

Unwin “sıradan” bir kâtipken kendini bir dedektif olarak bulur. Üstelik tam o sırada adına çalıştığı efsanevi Travis T. Sivart, “Öldürülmüşlerin En Eskisi” ve “12 Kasım’ı Çalan Adam” davalarını çözen müthiş dedektif, ortadan kaybolur. Unwin, diğerlerine göre hâlâ yanlış şapkayı takıyor olsa, uzun süre dedektif olmayı kabul etmese de yapması gerekeni yapacak hem kayıp dedektifin hem de bu göreve gelmesinin ardındaki tuhaflıkların peşine düşecektir. Bu, Hafiyenin El Kitabı’ndaki 18. bölümü kesinlikle okuması gerektiğine dair bir rüyanın (ki kitap 17 bölümden oluşur), gün ortasında durmadan uyuyakalan bir asistanın, değiştirilen bir mumyanın ve tuhaf bir şekilde çalınan çalar saatlerin ortasına düşmesi anlamına gelir. Tüm bunlar büyük bir kurulu düzenin arkasındaki gerçeklerin yavaş yavaş gün yüzüne çıktığı bir kurguyla bağlanır. Hafiyenin El Kitabı Jedediah Berry’nin ilk kitabı ama okuyan herkesi bunun bir ilk kitap olduğunu düşündürmekten çok uzak bir kurgu ve anlatım diliyle yazılmış. Kimilerine göre kafkaesk tanımları kimilerine göre steam punk kokulu atmosferleri var ve hiç şüphesiz, hepsi kulağa doğru geliyor. Ama bana hissettirdiği, “Orwell 1984’ü Neil Gaiman ve Terry Pratchett birlikte yazsa nasıl olurdu?” sorusunun cevabıydı. Zira Jedediah Berry yalnızca müthiş bir kurgusal dünya var etmemiş, her yerde gözü kulağı olan büyük biraderlerin kim olduğuna ya da olabileceğine dair de yorumda bulunmuş bir anlamda. Ve tüm bunları yaparken yüze yapışacak bir gülümseme, elden bırakmadan okumak istenecek sürükleyicilikte bir kurgu ve seleflerine yaraşır güzellikte detaylı bir dünya yaratarak bunu da polisiye unsurlarla süslemeyi başarmış.

Ben şimdi izninizle onu “bir fırsat yaratıp okumak istediklerim” rafından alarak, “okumaktan keyif aldıklarım” rafına yerleştiriyorum. Eminim yine görüşeceğiz sevgili Charles.

Hafiyenin El Kitabı’ndan “Kâğıtlarla kaplı bir masa hayal edin. Düşüncelerinizin toplamı budur. Şimdi masanın ardında bir yığın dosya dolabı hayal edin. Bu da bildiklerinizin toplamıdır. Bütün mesele masayla dolaplarını birbirine mümkün mertebe yakın ve kâğıtları düzgün tutmaktır.”


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın