Geçmişten Günümüze En İyi 30 Aşk Romanı

Yerli ve yabancı edebiyata damgasını vurmuş birbirinden etkileyici, dokunaklı ve sürükleyici aşk romanları seçkimizi okurlara sunuyoruz. Sizler de bu kitapların sayfalarına dalarak aşkı iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

 

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy, en ünlü eserlerinden biri olan Anna Karenina’da evlilik, aşk ve ölüm konularını derin bir gözlem gücüyle ele almış, muhteşem edebi dehasıyla işlemiştir. 1875-1877 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edilen romanın ilk baskısı 1878’de yapılmıştır. Pek çok yazar ve eleştirmen Anna Karenina’yı gelmiş geçmiş en büyük roman saymaktadır. Tolstoy’un bu büyük eseri birçok kez sinemaya da uyarlanmıştır.

 Madame Bovary, Gustave Flaubert

Anlatılan, bir kadının trajik hayat hikâyesi ve karşılıksız aşkları gibi görünse de Flaubert, Emma’nın şahsında 19. yüzyıl Fransız kadınının gündelik hayat içindeki bunalımını, tekdüzeliğe direnmeye çalışırken yaşadığı çatışmaları, evlilik kurumunun insan doğasına aykırılığını, toplumsal değer yargılarının ve ahlak anlayışının ikiyüzlülüğünü ele alır. Emma Bovary, okuduğu romanların etkisiyle aristokrasiye ve büyük burjuvaziye hayranlık duymuş, kendisine tutkularla dolu bir düş âlemi yaratmıştır. Benliğini aşmaya çalışan bir insanın zihninin ürkütücü bir biçimde tasvir edildiği Madam Bovary’nin ustalıkla çizilmiş bir psikolojik portre olduğu söylenebilir.

Kırmızı ve Siyah, Marie-Henri Beyle Stendhal

Fransa'nın küçük bir kasabasında, bir kerestecinin oğlu olarak dünyaya gelen Julien Sorel, genç yaşında yükselme ihtirasına kapılır. Çalışkanlığı ve dini eğitimiyle dikkat çeken Sorel, bir an önce bu kasabadan kurtulup Paris'e gitmeyi arzular. Böylece kırmızı ve siyah arasında yaşadığı çelişkiler de başlamış olur. Restorasyon Fransası'nın şartlarında yükselebilmek için genç Sorel'in önünde iki seçenek vardır: Ya siyahı seçerek yükselişine kilise yolundan başlayacaktır ya da kırmızıyı seçerek askeri yoldan ilerleyecektir. Ancak bir yandan aldığı dinî eğitim, öte yandan Napolyon'a olan gizli hayranlığı bu seçimi yapmasını zorlaştıracaktır. Üstelik ihtirasla girdiği bu yolda karşılaşacağı iki farklı kadın, iki farklı aşk, kendini çok başka yerlerde bulmasına sebep olacaktır.

 

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe

Genç Werther ruhunu, okurlarına keyifli ve aynı zamanda umutsuz aşk mektuplarıyla, karşılıksız aşkıyla anlatır. Onun hikâyesi bir bakıma “itiraf” edebiyatının da kapılarını aralayarak, Goethe’nin yaşamışlığını, yarım kalan, üzücü aşk hikâyesini gözler önüne serer. Roman, her ne kadar bir aşk hikâyesi olsa da içinde taşıdığı toplumsal eleştiri açısından da önem teşkil eder. Genç Werther’in Acıları, 18. yüzyılda, köşeye sıkıştırılmış genç bireyin manifestosu olarak da okunabilir.

Vadideki Zambak, Honore de Balzac


Vadideki Zambak, olağanüstü gözlem yeteneği ve insan doğasını derinden kavrayışıyla klasik roman türünün tartışmasız en önemli ustalarından biri olarak kabul edilen Honoré de Balzac’ın, “İnsanlık Komedyası” adlı anıtsal yapıtının “Taşra Yaşamından Sahneler”  başlığı altında yer alan en önemli, en ünlü kitaplarından biridir. Dünya edebiyatının en hüzünlü ve ihtişamlı aşk öykülerinden biri kabul edilen yapıt, Fransız Devrimi sonrasında şekillenen toplumsal ve siyasal hayatı ustaca yansıtmasıyla da başka bir derinlik kazanır.

Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Marquez

Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Gabriel Garcia Marquez'in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgârlarının esintileri arasında, Gabriel Garcia Marquez'in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini.

Ve Durgun Akardı Don, Mihail Aleksandroviç Şolohov

1918 Nisanında Don iline büyük bir yarılma görüldü. Kuzey nahiyelerinin cepheden dönen Kazakları - Koper, Ust-Medvetiskaya, yukarı Don ırmaklarının suladığı kıyıların Kazakları-geri çekilen Kızıl Partizan birliklerine katıldılar, aşağı nahiyelerin Kazakları artlarından bastırıp onları il hudutlarına doğru sürdüler. Koper nahiyesinin Kazakları, hemen hemen tümüyle, Kızıllardan yan çıktılar. Ust-Medvedistkaya nahiyesi Kazaklarının yarısı destekledi onları, Yukarı Don'un Kazaklarından pek az yardım gördüler.

 İlk Aşk, İvan Sergeyeviç Turgenyev

Genç Vladimir Petroviç kendisinden yaşlı ve güzel bir kadın olan Zinaida’ya âşık olur. Hayranlıktan kıskançlığa, mutluluktan umutsuzluğa bir duygu girdabı içinde sürüklenmeye başlayan Petroviç zamanla hem Zinaida’yı hem de kendisini ilgilendiren umulmadık gerçekleri keşfetmek zorunda kalır. İlk aşk deneyiminin heyecanı ve hayal kırıklığını bir aile dramıyla ele alan Turgenyev, İlk Aşk’ta romantik edebiyatın etkileyici örneklerinden birini sunuyor.

Muhteşem Gatsby, Francis Scott Key Fitzgerald

Eğitimsiz bir aileden gelen yoksul Gatsby, kendini baştan yaratır. Servet ve güç kazanarak yeni umutlar ve başlangıçlar vaat eden bir hayatın eşiğine gelen bu gizemli milyonerin tek dürtüsü saplantı hâline getirdiği ilk aşkı Daisy’ye kavuşmaktır. En parlak düşlerinin bir öpücükte cisimleştiği beş yıl önceki bir anı yeniden yakalamaktır aslında. Ama geçmiş geçmiştir ve tekrar edilmesi mümkün değildir. Gatsby’nin uğradığı yıkım, Amerikan Rüyası’nın da çöküşüdür.

İnce Memed 1, Yaşar Kemal

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukorava'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleşiyle "içinde başkaldırma kurduyla doğmuş" bir insanın, "mecbur adam"ın romanı. Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür.

Bir Kadının Portresi, Henry James

Henry James modern romanın en önemli isimlerinden biridir. Amerika’da doğmuş olmasına, Amerikan romanına uluslararası saygınlık kazandırmasına karşın yaşamının büyük bir bölümünü İngiltere’de ve Avrupa’da geçirmiştir. Bu özelliği başyapıtlarından biri olan Bir Kadının Portresi’nde kendini iyiden iyiye belli eder. Romanın kahramanı Isabel Amerikalı bir genç kızdır. Teyzesiyle yaşamak üzere Avrupa’ya gelir ve burada çoğunluğu Avrupalılaşmış Amerikalılardan oluşan kişilerin yozlaşmış dünyası içine düşer. Henry James yakından tanıdığı bir dünyanın karanlık yüzünü sergiler bir kişinin serüveni içinde. Roman yalnız bir kişilik oluşumunu anlamakla yetinmez; roman tekniği açısından da önem taşır. Gerçekçi roman anlatımıyla James’in “buluşu“ diyebileceğimiz “bakış açısı“ tekniğini de ustaca birleştirir.

Doktor Jivago, Boris Pasternak

Ülkemizde romancı olarak tanınan ama Rus edebiyatının büyük şairi olan Boris Pasternak’ın tek romanı: Doktor Jivago. 1956’da Sovyetler Birliği tarafından yayımlanması uygun görülmeyen, 1957’de gizlice kaçırıldığı İtalya’da ilk kez yayımlanan ve Pasternak’a 1958 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran kitap, Türkçeye elli yılı aşkın bir süre sonra, ilk kez eksiksiz bir biçimde ve doğrudan Rusçadan çevrildi. Jivago’nun yazdığı şiirlerden oluşan ek bölümle birlikte…

Aşk ve Gurur, Jane Austen

18. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere'nin küçük bir kasabasında, taşralı bir beyefendi ve korumacı bir baba olan Mr. Bennet ve onun aklı havada karısı Mrs. Bennet'ın beş kızının iyi birer evlilik yapmak dışında hayatta başka bir seçenekleri yoktur. Fakat kardeşlerden Elizabeth kent soylusu, züppe ama bir o kadar da kendini içindeki zindanlara hapsetmiş olan Mr. Darcy ile yolları kesiştiğinde kaderine başkaldırarak tarihin en büyük aşklarından birinin yazılmasını sağlayacaktır.

Jane Eyre, Charlotte Bronte

On yaşındayken öksüz kalan Jane Eyre, ona kötü davranan yengesi tarafından kimsesiz çocukların gittiği katı disiplinli bir yatılı okula gönderilir ve yaşadığı tüm zorluklara rağmen oradan öğretmen olarak mezun olur. Acımasızlıklara karşı mücadeleyle geçen yılların ardından hayatına yepyeni bir yön verme arzusuyla Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiye olarak çalışmaya başlayan Jane, sert mizaçlı ve gizemli Bay Rochester ile giderek büyüyen dostluğunun ardından ona âşık olduğunu fark eder. Ancak bu aşkın önünde büyük bir engel vardır.

Günlerin Köpüğü, Boris Vian

Yozlaşmış ilişkiler içinde yaşanan bir aşkı ve ardından gelen ölümü gerçeküstü bir zeminde işleyen ünlü eserin çizgi roman uyarlaması.

Uğultulu Tepeler, Emily Brontë

Emily Brontë 1848’de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel yapıtlarından birini, ilk ve tek romanı Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır ardında. Bu Victoria dönemi romanı, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı; kimine göre her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir.

Rüzgâr Gibi Geçti, Margaret Mitchell

Pulıtzer Ödüllü Bir Aşk Ve Savaş Destanı. Güçlü ruhu, çarpıcı güzelliğiyle Scarlett O'Hara, hür ve etkileyici Rhett Butler ve romantik, son derece yakışıklı Ashley Wilkes'ın içinde bulunduğu aşk üçgenine, iç Savaş kıyameti eşliğinde tanıklık ediyoruz. Aşk, ölüm, kan, kül ve savaşın götürdükleri.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Hâlbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler, bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sukutu, ne inkisar kalır. Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.

Lady Chatterley'in Aşığı, D. H. Lawrence

Yasak bir dokunuş ne kadar uzun sürebilir?

19. yüzyıl İngiltere'sinin puslu atmosferinde geçen Lady Chatterley'in Âşığı, aşkı arayan bir kadının kendini yasak bir ilişkinin içinde bulmasıyla yaşadığı duygu karmaşasını konu alıyor. Çıkmaza giren ilişkisi sebebiyle sıkıcı bir hâl alan evliliğinden bunalan soylu kadın ile işçi sınıfına mensup bir adam arasındaki tutkulu ilişkiye tanık olurken, kadın-erkek ilişkisindeki çatışan değerleri ve hayata dair gelgitleri sorgulama fırsatı bulacaksınız.

İmkânsızın Şarkısı, Haruki Murakami

Bir yolculuk sırasında Beatles'ın "Norwegian Wood" adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo'da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. İmkânsızın Şarkısı yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami'yi dünyaya tanıtan roman İmkânsızın Şarkısı.

Günden Kalanlar, Kazuo Ishiguro

İngiliz malikânelerinin ihtişamını yitirdiği dönemin son büyük başuşaklarından biridir Stevens. Amerikalı yeni işvereninin arzuladığı düzeni kurmak için birlikte çalıştığı eski kâhyayı ziyaret etmeye karar verir ve İngiliz taşrasında bir yolculuğa çıkar. Yol boyunca karşılaştığı manzaraların ve insanların yarattığı izlenimler anılarıyla ve mesleğinin gereklerine dair düşünceleriyle birleşerek, özenle bastırdığı duygularını ortaya sererken, hayatını idealleri uğruna harcayan Stevens basmakalıp fikirleri ve saplantılarıyla okurun kalbini fetheden eşsiz bir kahramana dönüşür. Dokunaklı bir dramın özündeki komiği okura yaşatmayı başaran Günden Kalanlar, edebiyat tarihinin köşetaşlarından biri.

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk

1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak. Bu kitabı okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.

Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil

Modern anlamdaki Türk romanının oluşumundan oldukça önemli bir yere sahip olan Aşk-ı Memnu, bireyselliği ön plana çıkarırken Halit Ziya Uşaklıgil’in karakterleri yaratmadaki başarısı pek çok edebiyat eleştirmeni tarafından takdir edilir. Akademisyen Berna Moran ünlü eseri Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış’ta Aşk-ı Memnu hakkında şunları der:
Aşk-ı Memnu gerçekten de zengin bir roman. Bihter’in trajik öyküsü, Nihal’in iç yolculuğu ve cennet bahçesi mitosunun dışında, biçimsel yönden bir özelliği de var. Aşk-ı Memnu’nun özenli dili bir yana, sanatsal açıdan doyurucu olmasının bir nedenini, yapıtın iç hareketinde aramak yerinde olacaktır sanırım. Çünkü romanda kişilerin arasındaki duygusal yaklaşma ve uzaklaşmaların bir baleyi andırdığı söylenebilir."

İngiliz Hasta, Michael Ondaatje

Roman, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Toskana’da yaşamları kesişen dört kişinin sıradışı hikâyeleriyle örülü. Uçağının düşmesi sonucu yanarak belleğini yitiren bir adam, kendini onun tedavisine adayan genç bir Kanadalı hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanan eski bir hırsız ve bomba imha uzmanı bir Sih asker. Ve aralarında bir hayalet gibi gezinen, savaş yorgunu bu insanları uzak bir geçmişe taşıyan ve okuru da İngiliz hastanın gerçek kimliğine götüren bir kadın... Toskana’nın büyülü atmosferinden, çöl güneşi altında yolculuklara, İngiltere’nin serin yeşilliğine, Hindistan’ın renkli keşmekeşine uzanan unutulmaz bir hikâye.

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali

7 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri... Yaşam, Kenan’la kendini bir kez daha sınama olanağı verir... Vedat Türkali’nin ilk romanı 30 yaşında.

Bir Kadının Penceresinden, Oktay Rifat

Türk şiirinde büyük kanallar açan Oktay Rifat’ın 1976 yılında yayımlanan ilk romanı Bir Kadının Penceresinden, 1975 Türkiye’sinde İstanbul’un aydınlar çevresinde geçen, üç çocuk annesi, evli bir genç kadınla genç ve evli bir devrimcinin yasak aşk hikâyesine odaklanıyor.

Bir Gün, David Nicholls

Dexter ve Emma 1988 yılında tanıştıklarında ilk günden birbirlerinden etkilenmişlerdi. Öğrencilik hayatlarının sonuna gelmişken önlerinde onları bekleyen binlerce olasılık kendine güvenen Dexter’ı heyecanlandırırken zeki ama çekingen Emma’yı belirsizliğe boğuyordu. Bu iki zıt karakterin karşılaşmasından yirmi yıla yayılan bir sevgi doğacaktı. Dalgalı ilişkileri kavgalarla, kaçırılan ve yakalanan fırsatlarla, kahkaha ve gözyaşıyla sınanacaktı. Ve zaman içinde, duyguları değiştikçe hayatın zorlukları ve aşkın doğasıyla da yüzleşmeleri gerekecekti.

Eylül, Mehmet Rauf

Eylül romanı, kendinden önceki romanlarda bulunan olay merkezli işleyişin yerine kahramanların psikolojisi ve iç dünyasını merkez alarak Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olma özelliğini taşımaktadır. Aşk, sadakat, evlilik, toplumdaki kadın-erkek rolleri gibi kavramlarla örülen metin, dönemine göre cesurca yazılmıştır. 

Bridgerton Serisi, Julia Quinn

Kitapları bugüne kadar 35 dile çevrilen ve milyonlarca kopya satan ünlü romance yazarı Julia Quinn’in en beğenilen serisi Bridgerton, Netflix tarafından da 2020 sonunda diziye uyarlandı ve büyük ilgi ile karşılandı. Bridgerton serisinin gözden geçirilmiş tüm kitapları yenilenmiş kapakları ile Epsilon’da! Yüreğe Söz Geçmiyor, En Çok Beni Sev, Son Söz Aşkın, Rüyalar Gerçek Olsa, Sonsuz Sevgilerimle,  Sana Muhtacım, Öpüşünde Saklı, Biz Evleniyoruz

Gözyaşlarının Kalesi, Cathy Gohlke

Bir annenin ömrünün sonuna dek dudaklarını mühürleyen, ondan bütün hayatını, evladını çalan yakıcı bir sır… Her şeyine mal olacak olsa da o sırrın peşinden gitmeye kararlı bir kız… Hannah Sterling, hayatı boyunca anne sıcaklığına özlem duymuştur. Annesi Lieselotte hayattayken bile, annesiz bir çocuk gibi büyümüş olmak kalbinde âdeta sürekli kanayan bir yara bırakmıştır. Bu yüzden annesinin ölümünden hemen sonra, yakındayken uzağında kalan ve hiç tanıyamadığı annesinin sırlarının peşine düşmeye karar verir. Çıktığı bu yolculuk onu, varlığından bile haberdar olmadığı, Almanya’da yaşayan büyükbabasına götürecektir.

 

 

 

 

 

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın