Kasvetli distopyadan feminist ütopyaya: “XX”

XX, toplumdaki herhangi bir ilerlemenin gerici siyasette nasıl karşılandığını yansıtan, canlı bir kişisel mücadele öyküsü.

Angela Chadwick’in ilk romanı XX, yumurtadan yumurtaya döllenme süreci ile iki kadının kız bebek üretebilme olasılığını dile getirdiği feminist bir bilim kurgu hikâyesi. Olay örgüsü; sperm donörüne ya da başka erkek desteğine ihtiyaç duymadan, kendi çocuklarına sahip olma şansı kazandıran klinik bir araştırmaya katılan lezbiyen çift Rosie ve Jules’un ekseninde dönüyor. Yazar, kitabı ile dünyayı yeni bir geleceğe taşıyacak tartışmalı bir teknikle karşı karşıya kaldıklarında, medyanın ve yerel halkın sertliğini –hatta kimi zaman utanç verici davranışlarını– zihnimizde canlandırmamıza yardımcı oluyor.

XX, toplumdaki herhangi bir ilerlemenin gerici siyasette nasıl karşılandığını yansıtan, canlı bir kişisel mücadele öyküsü. Kitabın ana konusunu belirleyen yumurtadan yumurtaya döllenme, anaerkil sistemin dünyaya egemen olması için bir fırsat yaratmıyor. Aksine, küçük bir grup içinde izole edilmiş bireylerin yeniden üretebilmeleri için eşsiz bir fırsat sağlıyor. Tıptaki bu ilerlemeyi, geniş çaplı bir toplumsal direniş karşılıyor. Karşıt görüşte olanlar, tüm çocukların bir anne ve babaya ihtiyacı olduğunu iddia ediyor, teknolojiyi statükoya karşı bir tehdit olarak görüyorlar. Ayrıca, erkek çocukların dünya üzerinden aşamalı olarak yok edileceğinden korkuyorlar.

Tıptaki iki yumurta ile döllenme teknolojisini deneyimlemek isteyen Rosie ve Jules kendilerini korkunç ve çekişmeli bir medya fırtınasının merkezinde buluyor. Karakterlerimiz iki sıradan insan; “aşırı” zengin değiller, şöhrete aç değiller, tek istedikleri yalnızca birlikte var edebilecekleri bir bebek. Rosie bir kitapçıda çalışıyor, Jules ise bir gazeteci. Jules, uzun yıllar emek verdiği gazetecilik mesleğinin tüm kurallarını bildiği için romana ilginç bir perspektif katıyor. Kariyeri boyunca insanların yaşamından kesitler sunmak için uğraşan bu karakter, başkalarının yaşamının bu denli merak edilmesinden rahatsız oluyor. Medyanın atacağı her adımı aşağı yukarı tahmin edebiliyor.

XX bir distopya olarak tanımlanıyor. Bu distopya günümüz toplumunun mevcut tıbbi koşullarının bir tık uzağında. Kurgu boyunca süregelen düzen, gelecekteki muhafazakâr iklimi değil, güncel siyasi tavırları yansıtıyor. Yazar günümüzde; insan hakları, “aile”nin anlamı ve medyanın hayatlarımız üzerindeki etkisini Jules ve Rosie üzerinden aktarıyor. Medyanın zulmünün yanı sıra; zalimce yapılan yorumlar, farklı görüşteki bireylerin ne kadar etkileyebileceğinin farkında olmadan saldıran internet trolleri de yoğun bir şekilde işleniyor.

Bizim gibi düşünmeyen, hissetmeyen ve hareket etmeyen insanlar bizimle aynı şeyleri hak etmiyorlar mı? Chadwick okurlarına, insanları görünüşlerine göre sınıflandırmada uzun bir yol kat etmiş olsak da, kişisel tercihlerine ve eylemlerine göre yargılama şeklimiz ile hâlâ çok geride olduğumuzu gösteriyor.

Güçlü kurgu, düşündürücü sorunlar ve gelecek için umut verici bir bakış açısı keşfetmek isteyenler; XX, April Yayıncılık etiketi ile raflarda!


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın