Vigdis Hjorth ile “Miras” üzerine

Vigdis Hjorth’un Türkçedeki ilk romanı Miras hakkında son derece samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Norveç’te yayımlandığı dönem büyük ses getiren ve uluslararası başarılara imza atan Miras hakkındaki röportajımızın devamı sizlerle… Keyifli okumalar.

Eğer Bergljot’un travması sizin de vurguladığınız gibi bir “miras”sa, Bergljot’un kızları ve hatta torunları da bundan olumsuz etkilenecek. Fakat romanın sonunda hâlâ bir umut ışığı olduğunu ima ettiniz mi?

Açıkçası pek emin değilim, yani bu bütünüyle okuyucunun konuyu nasıl ele aldığına bağlı. Ama bence Bergljot ve annesinin ilişkisinin iyiye gitme şansı pek yok. Yine de umduğum tek şey, Bergljot’un bu travma ve yaraları başkalarına devretmek yerine sorunu kendi içinde çözmek.

Sizce romanınızda anlattığınız çocuk istismarı durumunda baba mı, yoksa anne mi daha suçlu?

Kesinlikle her ikisi de suçlu. Evet, Bergljot’un babası bir istismarcı ve kesinlikle suçlu. Ama annesini suçlu yapan şeyse hiçbir şey yapmaması, olanlar karşısında sessiz kalıp görmezden gelmesi. Ve Bergljot büyüdükçe öfkesinin hedefi babasından çok annesi oluyor. Çünkü babası sessizliğe bürünüp günahlarını affettirmek için uğraşırken, annesi tüm roman boyunca sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Dahası Bergljot’tan da aynısını bekliyor.

 Eserinizde Jung ve Freud gibi isimlerden referanslar var. Rüya bölümlerinin yanı sıra, romanın sonunda Bergljot babasını ilk ve en trajik aşkı olarak gördüğünü söylüyor. Burada bir Elektra kompleksi iması mı var sizce?

Evet, olabilir. Ama bence Bergljot babasını, baba figürünü özlüyor. Çünkü babası istismar olayından sonra babalık görevlerini yerine getirmeyi bırakıyor. Kızı yedi yaşına bastıktan sonra, ona asla babacan bir tavırla ve şefkatle dokunup onu sevmiyor. Bu, Bergljot için büyük bir kayıp. Bu cevaplaması biraz zor bir soru çünkü çocuk Bergljot ve yetişkin Bergljot’un olanları algılayışı çok farklı.

 Klara ve Bergljot arasındaki bariz benzerliklerin kurguya katkısı nedir?

Bana göre, Klara’nın kurgudaki yeri ve rolü çok önemli. Bergljot, Klara’nın dostluğu sayesinde kendine ve kendi gerçeklerine kulak verebiliyor. Ve her şeyden önemlisi, bütün gerçekleri dile getirip derdini özgürce dile getirebiliyor. Bütün bunlar Klara sayesinde gerçekleşiyor.

 Marina Abramović kitap boyunca pek çok yerde karşımıza çıkıyor. Çocuk istismarına cesurca dikkat çeken iki kadın sanatçının bir araya geldiğini görüyoruz.

Marina Abramović’in bir sözü var ki beni çok derinden etkilemiştir. Bu söze romanda da pek çok kez yerdim: “ Bana yaşattıkları yüzünden bana katlanamıyorlar.” Bu cümle o kadar doğru ve gerçekçi ki!  Hem toplum genelindeki hem aile ilişkilerindeki gerçekleri yansıtıyor.

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın