Tüm savaşını kendiyle yapan adam: Ernest Hemingway

Ernest Miller Hemingway… Güneş henüz yükselirken uyanır, çıplak ayaklarının üzerinde ayakta durarak 2B yumuşak uçlu kurşunkalemiyle pelür kâğıda yazardı romanlarını.

Asıl duygularını kısa cümlelerinin arasına gizlerdi. En sevdiği şeylerden biriydi bu: Bilardodan esinlenerek, “üç bant vuruşu” olarak adlandırdığı yazım tekniğiyle samimi duygularını cümleler arasına gizlemek. Savaşın içinde olmanın ona verdiği şey güç değil tam tersiydi, çünkü savaşa da öfkeliydi. Ama iyisi mi baştan başlayalım…

Ernest Hemingway, Chicago’nun bir banliyösünde doğar. Devlet okullarında geçirdiği öğrenim yıllarında tanıdığımız güçlü aurası çoktan fark edilmeye başlanmıştır. Onun aklındaki şeyse kendi eğitimine dair ihtiyaç duyduğu tek şeydir: Korunaklı alandan çıkmak ve yeni hayatlar keşfetmek. Bu yüzden üniversiteye girmek yerine muhabir olmak için Kansas City’ye gider. Ama içinde yazmanın yanı sıra durmadan büyüyen bir ateş vardır: orduya yazılmak, savaşın içinde olmak. Bozuk olan gözü yüzünden defalarca reddedilse de Birinci Dünya Savaşı onun için bir anlamda fırsat olur. Henüz on dokuz yaşına bile gelmeden İtalya’da Amerikan Kızılhaçı’nın ambulans şoförlüğünü yapmak üzere orduya girer. Aracı bir transfer sırasında havan ateşiyle hasar almasına rağmen güvenli bölgeye ulaştırdığı İtalyan askerleri sayesinde cesaret madalyası kazanır. Benzer bir madalyayı da İkinci Dünya Savaşı sırasında, bu sefer muhabir olarak alacaktır.

Savaşın içindeki bir erk ve kalbi aşkla dolu bir romantiktir Hemingway. Bir yerde savaş varsa gerek asker, gerek gerilla, gerekse danışman olarak tam göbeğinde bulunmak ister ama tüm bunları yaparken ne aşktan ne de yazmaktan geri durmaz. Muhabirken gittiği Paris’te Pablo Picasso, Ezra Pound, F. Scott Fitzgerald’ın da aralarında bulunduğu bir grupla birlikte Gertrude Stein’ın tavsiyelerini alır. Gazeteciliğin dışında kalem oynatmaya başladığı yıllardır bunlar, öykülerinin bir araya getirildiği ilk kitabı In Our Time da bu döneme denk gelir. Onu başarıya götürecek Güneş de Doğar romanını yine bu dönemde yazar. Hayatı boyunca dört kere evlenen Hemingway, ardında bıraktığı her kadını yeni bir kitapla onurlandırmayı da ihmal etmez.

Kitap yazarken bile yerinde durmadığı bilinen, boğa güreşlerinden, balık tutmaktan, avcılıktan hoşlandığını asla saklamayan, oldukça maskülen bir adamdı Hemingway. Savaşlarda olmayı seviyordu ama onun asıl savaşı kendiyleydi… Hayatı boyunca elektroşok tedavisi görmesine neden olacak depresyonla, sıtma ve cilt kanseriyle, hepatit ve diyabetle de savaşmıştır. Dört araba ve iki uçak kazasından sağ çıkan yazarın ölümü ne hastalık ne de bir kaza eseri olacak, her şeyde olduğu gibi bunun da kararını kendi verecektir… Hemingway, 1961 yılında, 62 yaşında, favori tüfeğiyle intihar etmiştir.

Paris Bir Şenliktir, Ernest Miller Hemingway

 Hemingway en iyi eserlerinden biri olarak görülen ve ölümünden sonra yayımlanan kitabı Paris Bir Şenliktir’i, hayatının ilerleyen dönemlerinde yazmıştı. Söylenilene göre, Paris’e dair notlarının bulunduğu bir çantayı yıllar sonra hatırlamış ve kitabın en can alıcı bölümlerini de bu çantadan çıkanlar sayesinde yazmıştır. Yayımlandığı dönemde pek çoğu ölmüş olan arkadaşlarını neredeyse sırtından vurduğu, bir nevi intikam kitabı olarak anılır bu eser. James Joyce’tan Ezra Pound’a kadar o dönem birlikte olduğu tüm arkadaşlarına dair anılarını içerir. Gertrude’un D. H. Lawrence için söylediği “acınası ve mantıkdışı” yorumlarına da burada şahit oluruz.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın