Geçmişin ürkütücü ritminde dans

Sofistike anlatıları ve duygusal gerçekçiliği ile tanınan Costa ödüllü yazar Maggie O’Farrell, ilk otobiyografik kitabı ile karşımızda: “Ben Ben-Ölümle On Yedi Karşılaşma”

O’Farrell’ın kitabı geleneksel bir otobiyografi olmaktan çok uzakta. Kuzey İrlandalı yazar müthiş zekâsını, ölüme yakın deneyimlerine dayandırdığı 17 anı ile kanıtlıyor. Yaşamış olduğu “ölüme beş kala” dramalarını, kronolojik bir sıra ile anlatmak yerine zamanda sıçramalarla konumlandırıyor. Bunu yaparken her hikâyeyi vücudundaki bir uzuvla eşleştiriyor, okuru polisiye bir kurgunun dinamiğine sürüklerken gerilim çıtasını zirveye çıkarıyor. Hikâyelere başlık olan bu uzuvlar, ölümün kıyısında gezdiği o anlara da tanıklık ediyor. Boyun, Akciğerler, Tüm Vücut, Dolaşım Sistemi, Baş, Kafatası, Bağırsaklar gibi başlıklara sahip bölümlerde, vücudun anatomik yapısını kullanarak gerginlik ve iz yaratırken harika bir etki bırakıyor. Bedenin özellikleri ile değişen benliğin çarpıklığı arasındaki etkileşim ilginç başlıklarla aktarılıyor.

Kitaptaki ilk öykü “Boyun”; O’Farrell’ın henüz 18 yaşındayken genç bir temizlik görevlisi olarak çalıştığı otelin etrafında geçiyor. Gün, yürüyüşe çıkmak için kullandığı bir zamana açılıyor. Bu anının temeli, dürbününün kayışıyla onu boğmaya çalışan bir avcının dahil olduğu korkunç bir yaşanmışlığa dayanıyor. Tehlike konusundaki kadınlık içgüdüsü sayesinde ondan kaçıyor. Anıyı daha ürkütücü kılansa, olaya karşı gerçekleştirilen bürokratik ilgisizlik. Maggie O’Farrell, gece yarısı sokakta yürüyen kadınların enselerinde hissettiği o ürpertiyi “Boyun” hikâyesi ile yeniden anımsamamıza sebep oluyor. Gelecekte kızı ile yaşadığı şu monolog, bu anının yazarın yaşamında nasıl bir iz bıraktığını özetliyor: “Çünkü, diye düşündüm, sana anlatamayacağım çok şey var. Çünkü köşe başlarında, dolambaçlı patikalarda, büyük kayaların ardında, ormanların sığ bölgelerinde seni ne tehlikelerin beklediğini dile getiremem.”

Bu öykünün sonrasında, onu ölüme yaklaştıran diğer on altı deneyimi anlatıyor. Zor bir doğumu takip eden ölümcül bir sezaryen, boğulma, korkunç giden bir uçak yolculuğu, çocukken yaşadığı ve hâlâ izlerini taşıdığı şiddetli hastalık… O’Farrell’ın ölümle burun buruna gelme deneyimleri, birçoğumuzun yaşamında karşılaştığı, tanık olduğu ya da cebelleştiği zorluklar. Bu da bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Bakmak istediğimiz her yerde felaket pusuda. Ölümlülüğümüzün üzerinde durmama eğilimindeyiz ama her birimiz, uçurumun kenarında dans ediyoruz. Zaman, kader ve şans üçlemesinin içinde kıl payı yaşıyoruz.

Kitabın kapanışı “Kızım” isimli öykü ile yapılıyor. Yazar, birbirini kovalayan anıların ardından gelen son hikâyesinde, bir zamanlar tehlikeyi arayan küçük kız olma konumundan çıkıp, sürekli tetikte yaşayan bir ebeveyne dönüşüyor. Kızının rahatsızlığı anlatırken Ben Ben-Ölümle On Yedi Karşılaşma, en güçlü hâlini alıyor. İşte o zaman anlıyoruz ki, aslında bu kitap O’Farrell’ın sekiz yaşındaki kızının düzenli olarak ölümle yüzleşirken yalnız olmadığını bilmesini sağlama biçimi ve ona hayatın her şeye rağmen mümkün olduğunu anlatma şeklidir.

Ben Ben-Ölümle On Yedi Karşılaşma’yı okuduktan sonra, yaşamın bizim kontrolümüzde olmadığını fark edecek ve sevdiğimiz kişileri daha çok kucaklayacağız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın