Günümüzün edebiyat salonu: Clubhouse

19. yüzyıl sonlarında Avrupa’nın birçok kentinde –ama en çok da Paris’te– Salon Littéraires adı altında toplantılar düzenlenmeye başlanmıştı. Yüzyıl sonu ile Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcına dek süren bu savaşsız, barışçıl ve kentsoylu yaşamın geliştiği güzel döneme “la belle époque” adı verildi daha sonraki yıllarda. Güzeldi çünkü varlıklı insanlar estetik zevklerini geliştirmek için sanatla ve edebiyatla ilgileniyor, güncel konuları tartışıyorlardı.

Bu dönemde kadınların entelektüel yaşama dahil olduklarını da görmeye başlıyoruz. Özellikle aristokrat kadınlar, Prenses Mathilde, Kontes Potocka gibi Paris’in saygın ve varlıklı kadınları, evlerini sanatçılara açmıştı. Akşam yemeğinin ardından her gün farklı bir evde salt sohbet etmek üzere toplanılıyordu. Marcel Proust ve Guy de Maupassant gibi ünlü yazarlar katıldıkça o evin ünü de artıyor, gelenlerin sayısı çoğalıyordu. Konu her şey olabilirdi bu toplantılarda. Bazen bolca dedikodu yapılır, bazen de bir bestecinin yeni bir eseri dinlenir, şiirler okunur, içkiler içilirdi.

Salonlar ün kazandıkça günün önemli siyasetçilerinin ve toplumun önde gelenlerinin de katıldığını görüyoruz bu toplantılara. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında gittikçe seyrekleşti ve sonunda tamamen yok oldu bu salonlar fakat sanatçıların bir araya gelip sohbet etme arzuları devam ediyordu. Zengin aristokrasi sınıfının da yok olmasıyla felsefe ve edebiyat toplantıları meyhanelerde, kafelerde sürdü bir süre.

İstanbul’da da eski meyhanelerin duvarlarını birlikte yemek yiyen yazarların fotoğrafları süsler. Edebiyat tarihine baktığımızda yazarların bir araya gelmesinin, aynı sofrada buluşup sohbet etmelerinin onları ne denli beslediğini, akımların ve ekollerin oluşmasını sağladığını görürüz. Bu sadece edebiyat için geçerli değildir üstelik, benzer bir yaratıcılık çoğalmasını müzikte, resimde, felsefede, bilimde de görürüz.

Ne yazık ki benim neslim böylesi beyin fırtınalarının yaşandığı bir çağda yaşamadı. Sanatçılar ve yazarlar kopuk, hatta kavgalıydı birbirleriyle. Ne sanatsever varlıklı insanlar kalmıştı ne de böyle toplantılara evsahipliği yapacak büyük evler.

Geçtiğimiz yıl başından beri ise dünyayı saran salgın hastalık nedeniyle daha mütevazı evlerdeki dostlarla toplantılar da iptal ediliverdi.

Geriye, on ya da yirmi yıl öncesinde hayal bile edemeyeceğimiz, telefonlara indirilen app’lerden başka bir şey kalmadı. Değişen gündelik hayatlarla birlikte yeni yeni sözcükler, kavramlar, uygulamalar, podcast’lar, sosyal iletişim ağları, audio formatlar, interaktif uygulamalar, görüntülü konuşmalar, çoklu buluşmalar… derken yeni bir sürü oyuncağa kavuştuk. Son oyuncaklardan biri de – en azından benim için – bu ay kullanmaya başladığım app: Clubhouse.

Nisan 2020’de, pandeminin erken günlerinde kurulduğunda 1500 kullanıcısıyla 12 milyon dolarlık bir yatırım olarak başlamış Clubhouse. Bu yazıyı hazırlamaya başladığımda beş milyon kullanıcıdan söz ediliyordu, kuruluşunun birinci yılının kutlandığı bu günlerde ise 13 milyon iPhone kullanıcısının uygulamayı indirdiği bilgisi dolaşıyor. Bir anda bu denli popülerlik kazanan uygulamanın Türkiye’de de 363,000 kullanıcısı bulunuyor ve bu rakam bizi dünyanın onuncu sırasına yerleştiriyor.

Aslında son dönemlerde öğrendiğimiz bir şey varsa o da sosyal platformların iyi olduğu kadar zararlı bilgiler de yayabileceği. Ayrıca özgürce her konunun konuşulduğunu, kayıt tutulmadığını bilsek de bu konuda çok güvenli değiliz, çoktan Çin’de yasaklandı Clubhouse. Ancak şöyle bir düşünceyle bakabiliriz tüm sosyal medya iletişim ağlarına, dünyada ne denli kötülük ve salaklık varsa, aynı oranda burada da olacaktır. Bir bölgeyi ya da bir uygulamayı tamamen temiz tutmak diye bir şey sözkonusu olamaz; bu ütopik olur.

Bu durumda yapabileceğimiz en iyi şey, Paris’in edebiyat ve sanat konuşulan salonları gibi, dedikodulara düşmeden (sonunda Proust’u salonlardan soğutan şey yüzeysellik oldu) ve düşmanca ya da saldırgan dil kullanmadan, güzel bir sofra etrafında dostlarla buluşmuş, sohbet ediyormuşçasına, özgürce ve zekice tartışmak. Böyle bir fırsatı bugünlerde sadece internet sunuyorsa da bunu doğru ve iyi kullan.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın