Frida Kahlo: “Acıya Alışmak, Başıma Gelen En Güzel Şeydi”

Bir yüzyıla damgasını vuran ve yaşadığı tarifsiz, ruhsal ve fiziksel acıların hepsine meydan okumuş olan Frida Kahlo, böyle demişti…

17 Eylül 1925 yılında Frida’nın bindiği otobüs, tren ile çarpıştı. Kahlo bu kazada feci şekilde yaralandı ve neredeyse tüm kemikleri kırıldı. Sol bacağı on bir yerinden kırılmıştı. Omurgası ve köprücük kemiklerinde de kırıklar vardı. Sol omzu yerinden çıkmıştı ve leğen kemiğindeyse çok sayıda kırık vardı. Çelik bir demir parçası karnından girip cinsel organından çıkmıştı. Hayatta kalması bile mucizeydi. Tam 32 defa ameliyat oldu. Ancak Frida zamanla iyileşmeye ve resim yapmaya devam etti… Burada gördüğümüz “Yaralı Geyik”, Frida’nın çektiği acıların bir yansımasıdır. Frida, bu tabloda oklarla yaralanmış bir geyiktir. Kaçtığı yer her neresi ise burada da pek umut yok gibi. Ağaçlara ve toprağa bakın. Her şey oldukça kuru ve ölü gözüküyor. Herhangi bir umut yeşermemiş Frida’nın bilinçaltında… Bu yaralardan kurtulamayacak. Elbet bir gün bu yaralar yüzünden ölecek. Resimden güçlü olarak hissedilen budur.Ancak resmin arka planında gördüğümüz mavi deniz, kaçacak yer olmadığı düşüncesini mi güçlendiriyor? Yoksa umudu mu temsil ediyor? Ben bu konuda kararsızım. Çoğu yorumda arka plandaki denizin umudu temsil ettiği söylenirken, aslında burada sonsuz boşluğun, kaçacak yer kalmayışının bir temsili de olabilir. Zaten bu yaralı geyik de deniz ile pek ilgilenmiyor. O tarafa bakmıyor bile. Doğrudan bize bakıyor. Onun için denize giderek suya girmesi ve yüzerek avcılardan kaçması oldukça uzak bir ihtimal gibi görünüyor. Kahlo’nun bu tabloda geyik kullanma sebebi ise onun bir Aztek olmasından kaynaklanıyor. Meksika geleneklerine ve kültürüne çok bağlı olan sanatçı Aztek mitolojisinde sağ ayağı temsil eden geyiği bu yüzden tercih etmiş olabilir. Peki, neden sağ ayak? Kahlo o feci kazadan önce, küçükken çocuk felci geçirmişti. Sağ bacağında ani bir acı hisseden ve çocuk yaşta yatağa düşen Frida’nın sağ bacağı gelişemeyip ince kalıyor. Ressam, bunu hayatı boyunca bir şekilde gizlemeye çalışmıştır. Kullandığı protez nedeniyle çocukken okul arkadaşları tarafından “tahta bacak” lakabıyla çağrılan Frida’nın yetişkinliği sürece uzun, yöresel kıyafetleri bu yüzden tercih ettiği düşünülüyor… Evet, işte size hem fiziken hem de ruhen yaralı bir geyik! Kendini ve acısını, bağlı olduğu Meksika geleneklerinin imgelerine oldukça zekice bir biçimde bağlamıştır. Zaten kazadan sonra sağ bacağı iyice zarar görmüştü. Kendini oldukça açık bir şekilde görebiliyor. Bu bir ruhun, duyguların otoportresidir, desek yanılmış olmayız. Kendi başını bir geyiğin vücuduna yerleştiren sanatçı, okları da hayatta aldığı yaralar olarak sembolize etmiştir. Buradaki oklar sadece fiziksel acıları göstermiyor. Kahlo aynı zamanda kendisini (hem de Frida’nın kız kardeşiyle) aldatan Diego ile inişli çıkışlı ilişkisi yüzünden de oldukça yaralıdır. Koşacak ve savaşacak hali kalmamış gibidir. Bedenine dokuz ok saplanmış olan bu yaralı geyiğin kaçabileceği hiçbir yer yok. Geleceğe dair yeşeren umutların ise dalı kırılmış ve yerde duruyor. İç dünyası, orada hiçbir umudun tutunmasını istemiyor sanki. Yeterince acı çeken sanatçının hayal kırıklıkları da oldukça fazla. Geyiğin ayaklarının dibindeki dal da bunu temsilen, umutsuzluğun bir sembolü olarak öylece durmaktadır. Bakışları ve kompozisyonun tuhaflığıyla bizimle duygusal bir ilişki kuran sanatçı, şüphesiz ki sanat tarihine damga vuran en önemli ressamlardan biridir.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın