"Seneler" : Geçmiş Zamanın Hikâyesi

Kürtaj ve Babam isimli eserleri ile tanıdığımız Annie Ernaux, 2008 yılında yayımlanan ancak Türkçe’ye henüz çevrilen Seneler ile bizleri kendi anılarında sürükleyici bir maceraya davet ediyor. Annie Ernaux, otobiyografik romanında geçmiş zamanın hikâyesini anlatıyor. Ancak şunu unutmayalım; kitap yalnızca onun hikâyesi değil! O, zamanının çoğunlukla kendini gizleyen anlatıcısı. Kahramansa “ben”den çok “biz” yani toplum.

Küçük ve rastlantısal görünen anlar bir duygu seli gibi akıyor Ernaux’un ilk anıları ile siyasi ve sosyal travmaları barındıran, yetişkinlerden duyulan konuları anlamsız ve çocukça karşılıyoruz önce. Ancak yetişkinliğe yaklaştıkça bu benimsemeyişten sıyrılarak fazlasıyla içine sürüklendiğimiz süreci düz duvara çarpar gibi ayırt ediyoruz. Yoksulluk, savaşlar, Cezayir meselesi, AIDS krizi, Sovyetler Birliği’nin çöküşü, 11 Eylül saldırıları ve daha niceleri…

Seneler, sürrealist bir çizgi barındırıyor; hafızada yer alan her şey ilk bölümlerde kesik cümlelerle, bütünlükten uzak, art arda sıralanıyor. Küçük ve rastlantısal görünen anlar bir duygu seli gibi akıyor. Okuyucuyu şaşırtıyor. Anlam arayışı içerisinde sayfalar birbirini kovalıyor. Ardından bu kopukluklar birbirini tamamlıyor ve anlam kazanmaya başlıyor.

Yazar, yaşadığı dönemi hatta daha evvelini kronolojik sırayla, çarpıcı bir şekilde özetliyor. Seneler’i okurken, sözcükler fotoğraflara dönüşüyor. Şartlar, anılar nesnel gerçekliğe bürünüp gözlerinizin önünden film şeridi gibi geçiyor. İlk anıdaki ipin ucunu tutup bütünlüğü yakaladığınızda anlatılanları kendi geçmişinizle bağdaştırıyor, kendinizden bir parça buluyorsunuz. Kitap bireyin hafızasından bir neslin anılarına hatta bir ulusun geçmişinin yaratıcı yansımasına dönüşüyor. Bu özelliğiyle bir ayna niteliği taşıyıp toplumsal bellek kavramını benzersiz bir biçimde karşılıyor.

Nostaljik bir deneyime hazır mısınız?

“Kurtuluş’un ardından gelen coşku ateşi sönmeye başlamıştı. Herkesin aklı fikri dışarı çıkmaktaydı, dışarıdaki dünya ânında tatmin edilecek arzularla doluydu. Milli piyango çekilişlerinden muzlara ya da havai fişek gösterilerine, savaş sonrasının bütün ilkleri öylesine ayartıcıydı ki herkes her şeye hücum ediyordu,” diyor Ernaux. Hızlı tüketimden ve kentsel dönüşümün çarpık gelişiminden rahatsız olan yazar, tüketim toplumunu anılar yardımıyla açık ve tüyler ürpertici bir şekilde gözler önüne seriyor. Her anıya bir şarkı eşlik ediyor. Bu şarkılar karmaşık ve vurucu geçmişi benimseyip sindirmemizi kolaylaştırıyor. Nihayetinde diğer duyularla birleşerek Seneler’i unutlumaz kılıyor.

Nostaljik bir deneyime ve bireyden topluma dönüşmenin, ortak hafıza ile bütünleşmenin kitaptaki metinler gibi rahatlatıcı etkisine hazırsanız Seneler sizi bekliyor. Bu kitabı okurken kendinizi büyük ve ezici bir gücün altında hissedeceksiniz; uzak gibi görünen ancak geleceğimize ışık tutan tarihi olaylardan yükselen bir gücün.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın