JAGUARA DOKUN, HEMEN ŞİMDİ!

Kimisi ona modern zaman kâhini diyor, kimisi ekonomik tetikçi, kimisi de bugünlerin müjdecisi. Tek ömre çok şey sığdırmış bir isim olan John Perkins, yetmiş altı yılda dört hayat yaşadığını söylüyor. O bir ekonomik tetikçi. Başarılı bir alternatif enerji şirketinin ekonomik tetikçi geçmişini açıklamadığı için ödüllendirilen CEO’su. Yerel kültürler ve Şamanizm uzmanı ve uzmanlığını dünyaya nasıl daha iyi bakabileceğimizi öğretmek için kullanan bir rehber. Bir ekonomik tetikçiyken yaptığı sıradışı işleri ve gerçek hayat hikâyesini anlatan, Amerika’yı küresel bir imparatorluğa dönüştüren uluslararası entrikaları ve yolsuzlukları ifşa eden bir yazar.

40 dilde yayımlanan Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları serisi ülkemizde yayımlandığı günden itibaren büyük ilgi gördü, yıllardır çoksatan ve hepsatan listelerinde. April Yayıncılık şubat ayında Perkins’in yeni kitabını yayımladı: Jaguara Dokunmak. Yeni kitabı için, “Yaşadığım dört hayatın kesişme noktası,” diyen yazar, editörü Nazlı Berivan Ak’ın sorularını yanıtladı.

Salgının, terörün, iklim değişikliğinin, politik karışıklıkların çağında “Jaguara Dokunmak” ne anlama geliyor?

Bir Amazon şamanı bana şunu öğretti: “Jaguara dokunmak; korkularını, bariyerlerini tanımak, onlarla yüzleşmek, onlarla ilgili algılarını değiştirmek, enerjilerini kabul etmek, kendini ve dünyayı değiştirmek için harekete geçmek anlamına gelir.” Kitabımda anlattığım şu: Algımız, gerçekliğimizi belirler. Ülkeler, sınırlar, coğrafyalar, dinler, kültürler, kurumlar... Hepsi biz onları kabul ettiğimiz anda gerçeğe dönüşür ve dönüşüm algıyla başlar. Yeterince sayıda insan aynı algıyı benimser ve eylemlerini ona göre kodlarsa, işte o anda gerçeklik dediğimiz şey tamamen değişir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tüm sorunların; pandemi, terör, iklim değişikliği ve tüm büyük krizlerin temelinde ekonomistlerin ısrarla bize dayattığı Ölüm Ekonomisi’nin olduğunu söylüyorsunuz. “Ölüm Ekonomisi” nedir peki? Büyük şirketler dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin doğal kaynaklarını kökünü kuruturcasına emiyor. Şirketlerin asıl hedefi ve motivasyonu, kısa dönemde mümkün olan en yüksek kârı elde etmek. CEO’ların amacı şirketlerin kısa dönem hisse senedi fiyatlarını veya pazar payını artırmak, hatta mümkünse geleceği hesaba katmadan her ikisini de yapmak. Başarısız olmaya, kendi kendini yok etmeye mahkûm bir sistem bu. Ölüm Ekonomisi’ni Yaşam Ekonomisi’ne çevirmek zorundayız. Doğaya ve insanlara yarayacak bir sistem kurmak zorundayız. Jaguara dokunmak zorundayız. Kitabım bunu nasıl başaracağımızı anlattığım bir kılavuz.

Görünmez oklardan, tsentsaklardan faydalanarak mücadelemizi sürdürebileceğimizi anlatıyorsunuz. Nedir bu ok?

Shuar şamanlarının kullandığı oklar bunlar, her yıl ziyaretlerine gider ve oklarımı hatırlarım. Bu görünmez oklar insanların algılarını dönüştürmesi için kullanılır ve gerçekliklerini sorgulamaları için hepimizde bulunur. Kitabımda 1969 yılında hayatımı kurtaran bir şamandan söz ediyorum, sonrasında da mentorum oldu. Bana oklarımı nasıl kullanacağımı öğreten kişiydi. Ben de size oklarınızı nasıl kullanacağınızı öğretiyorum kitapta, böylece jaguarımıza dokunabileceğiz ve istediğimiz hayatı yaratacağız. Dahası, istediğimiz dünya da bu şekilde kurulacak. Değişim, dönüşüm, yeni bir algı yaratmak... Bir yönüyle korkutucu geliyor kulağa. Modern insan değişimden korkar, bu bir gerçek. Jaguara dokunmalı, yeni gerçekliğin eğlenceli ve fırsatlarla dolu olduğunu görmeliyiz. Bu da ancak deneyimlemeyi göze almakla olur. Hepimizin bu oyunda bir rolü var. Sosyal medyanızda değişimle ilgili paylaşımlar yapabilirsiniz, edindiğiniz tecrübe ve bilgileri başkalarına aktarabilirsiniz, bulunduğunuz kurumu dönüştürme yolunda adımlar atabilirsiniz. Kolay olmayacak ama değişimin parçası olmak zorundayız.

Bir ekonomik tetikçi olarak görünüşte Amerikan rüyasını yaşıyordunuz. Güzel bir ev, business class uçuşlar, tüm kapıları açan bir kartvizit, her türlü ayrıcalık… Jaguara dokunmaya, bu rüyaya veda etmeye nasıl karar verdiniz?

Yine algılarımı değiştirerek. Bir ekonomik tetikçi olarak Amerikan rüyasını yaşadığımı düşünüyordum, evet. Sonradan bunun tamamen yanlış bir algı olduğunu anladım. Alkol ve Valium’la gecelerimi, kupalar dolusu kahveyle sabahlarımı geçiriyordum. Gergin ve mutsuzdum. Rüyam aslında kâbusumdu. Başarıyla ilgili algılarımı değiştirdiğim anda gerçek hayalimin yazmak, paylaşmak ve çökmekte olan bir sistemi başarılı, sürdürülebilir bir sisteme dönüştürme yolunda çalışmak olduğunu anladım. Ve evet, şimdi kendi rüyamı yaşıyorum ve mutluyum.

Pandemiyle birlikte tüm dünyanın tek bir ülkeye dönüştüğü söyleniyor. İzolasyon, sosyal ve fiziki mesafe, önceki hayatımıza veda... Hükûmetlerimizden iyi haberler bekliyoruz, aşıyı bekliyoruz, eski hayatımıza dönmeyi bekliyoruz. Yine de bazı ülkeler “daha eşit” gibi...

Pandemi hepimizin birbiriyle bağlantılı olduğunu gösterdi. Bazı insanların, bazı ırkların, bazı türlerin diğerlerine kıyasla “daha eşit” olduğunu düşünürsek başarısızlığa mahkûmuz. Güney Amerika dağlarından bir şaman kadını, Andes’i anıyorum kitabımda. İnsanoğlunu pirelere benzeten bilge bir kadındı, toprak anayı rahatsız edersek bizi sırtından atacağını söylüyordu. Gezegenin bizimle konuştuğunu, ona kulak vermemiz gerektiğini, vermezsek de “felaket” olarak adlandırdığımız şeylerin yakın olduğunu anlatıyordu. Salgın için de aynı şey geçerli. Görünmez bir virüs tüm dünyayı ele geçirdi. Gezegen onda yaşamayı hak ettiğimizi göstermemizi istiyor. Umarım mesajı alıyoruzdur ya da almışızdır. Eğer Ölüm Ekonomisi’ni Yaşam Ekonomisi’ne çevirmezsek salgından çok daha korkunç felaketler, yeni dersler bizi bekliyor.

“Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” serisi ülkemizde büyük başarı gösterdi. Sırrı neydi bu kitapların? Doğrusu kitaplarım birçok kalbe dokundu, bunu görüyorum. Neredeyse 40 dilde milyonlarca kopya satıldı ve satılmaya devam ediyor. Sanırım serinin başarısının sırrı birçok insanın sorduğu sorulara lafı dolandırmadan, içeriden yanıtlar veriyor olması. Herkesin şüphelendiği, kapalı kapılar ardında konuştuğu gerçekleri bir ekonomik tetikçinin kendi kaleminden öğrenmek okurlara iyi geldi ve kulaktan kulağa yayılmasına neden oldu. Aslında bu seri de jaguara dokunmanın bir örneği. Amerika olarak yaptığımız hataları, yol açtığımız yıkımları itiraf etmek zorundayız, değişim böyle olacak. Bu seriyle geçmişimle ve geleceğimle yüzleştim.

Kimilerine göre artık değişim için, yeni bir hayat tesis etmek için, dönüşmek için çok geç...

Büyükannem aynı ifadeleri Birinci Dünya Savaşı sırasında, Büyük Buhran’da ve korkunç salgın devam ederken duydu. Annem ve babam İkinci Dünya Savaşı’nda aynı sözleri dinledi. Tarih artık sona geldiğimizi söyleyen insanlarla doludur. Asla geç değil. Öyle olsaydı bu kitabı yazmazdım. Size tüm bunları anlatıyor olmazdım. Diğer yandan harekete geçmek için yarını beklemememiz gerekiyor. Birbirimize ilham vermenin ve harekete geçmenin zamanı, hemen bugün.

Salgın öncesi Türkiye’yi birçok kere çeşitli toplantı ve imza günleri için ziyaret ettiniz. İzlenimlerinizi merak ediyorum.

 Türkiye’yi çok seviyorum. Ülkeyi, kültürü, gelenekleri, tarihi ve insanları. Güçlü bağlarım ve arkadaşlıklarım var ülkenizle. Amerika gibi Türkiye’nin de politik, sosyal ve ekonomik sorunları var. İki ülke de jaguarlarına dokunmanın eşiğinde, nasıl yönetileceğimizi ve hayatlarımızı nasıl yöneteceğimizi cesaretle sorgulayan insanlarız. Korkularımızla yüzleşme ve değişim yaratma noktasında birlikteyiz, bunu biliyorum.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın