• Ana Sayfa
  • Blog
  • Haberler
  • Daha İyi Bir Dünya Mümkün: İçinize Umut Tohumları Serpecek 10 Ütopik Roman

Daha iyi bir dünya mümkün: İçinize umut tohumları serpecek 10 ütopik roman

Gerek içinde bulunduğumuz pandemi süreci gerek modern dünyanın keşmekeşi içinde, “Farklı ve daha iyi bir dünya mümkün mü?” diye sık sık sorar olduk. Bu soruya cevap arayan okurlarımız için ütopya türünün öne çıkan 10 başyapıtını içeren bir seçki hazırladık.

1-Ekotopya- Ernest Callenbach                                                                                                           

Ernest Callenbach'ın bu romanı, ABD'den ayrılarak kendilerine 'ekolojik hayat anlayışı' ekseninde yeni bir bağımsız ülke kuran insanların hayatı anlatılır. Dolayısıyla, kolektif hayalin kolektif gerçeğe dönüşmesini edebiyata taşıyan unutulmaz romanlardan biridir Ekotopya. İlk yayınlandığı zaman dünyanın belli başlı ülkelerinde büyük yankılar uyandırmış, bugün küresel ısınmanın doğurduğu kaygıların önceli olacak şekilde, ekolojik bilincin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Callenbach'ın romanı, yeryüzünün geleceğini dert edinen herkes adına birincil önemde bir kitaptır.

2-Yeni Atlantis- Francis Bacon                                                                                                              

Bacon Yeni Atlantis’te Platon, Aristoteles ve diğer ilk çağ filozoflarının insanların arzularının peşinde daha az koşması gerektiği yönündeki görüşlerine katılmaz; çünkü ona göre, bilimdeki muazzam ilerlemeler sağladıkları şeylerle bedensel arzuları yatıştıracak ve insanın açgözlülüğünü tatmin edecektir. Bacon’a göre, insanı ahlaki olarak daha yüksek bir duruma getirmeye çalışmak enerji ve zaman kaybıdır. Sonuç olarak, Bacon bilimin ilerlemesini, insanlığın doğa üzerindeki kontrolünü artırmanın ve tüm insanların rahatını ve huzurunu sağlamanın en iyi yolu olarak görmekte ve bilimsel ilerlemeye adanmış İngiltere Kraliyet Topluluğu gibi kurumlar da Bacon’ın ütopyacı vizyonunun cisimleştiği kurumlar olarak kabul edilmektedir. Yeni Atlantis ütopyası, bilimin dünyadaki kötülüklere bir çözüm olduğu düşüncesinin altını çizmektedir.

3- Ütopya- Thomas More                                                                                                               

Thomas More, başyapıtı Ütopya’da toplumun kusursuzluğa ulaştığı ve insanların uyum içinde yaşadığı hayali bir adanın tasvirini yapar, gelgelelim Ütopya’nın kelime anlamı “olmayan yer dir ve More’un nesiller boyu esin kaynağı olan bu çalışması yaşadığı yozlaşmış ve tekinsiz zamanlara, insanlığın zaaflarına yönelmiş sert bir saldırı niteliğindedir. Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. More’un Ütopyası da bu başyapıtlardan birdir.

4-Mülksüzler- Ursula K. Le Guin                                                                                                              

Bilim kurgu ve fantastik roman türlerinin gelmiş geçmiş en güçlü yazarlarından olan Ursula K. Le Guin, Mülksüzler romanı ile dünya tarihinin en büyük sistem çatışmalarına bütünsel ve alegorik bir bakış açısıyla yaklaşıyor. 1974’te yayımlanan roman, ABD ve Rusya arasındaki Soğuk Savaş’a olan eleştirilerinden dolayı o dönemden günümüze büyük bir ilgiyle okunmaya devam ediyor. Görünürde ütopik bir kurgusu olan Mülksüzler, salt iyiye olan gerçekçi yaklaşımı bakımından yazarın ifadesiyle “ikircikli bir ütopya”yı anlatıyor. Kitabın kapitalist ve anarşist sistemlere sahip iki farklı gezegende geçen olay örgüsü, yazarın siyasi ve sistematik eleştirilerini başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu kitap, bir yandan yaşadığınız dünyadan uzaklaşmanızı sağlarken, diğer yandan dünyanın en büyük sorunlarına kapsamlı bir pencereden bakabilmeniz için eşsiz bir fırsat sunuyor.

5-Devlet-Platon (Eflatun)                                                                                                                     

Platon: Üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu "diyaloglar"la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. Sokrates’in Savunması (Apologia) ile birlikte diyaloglarının en tanınmışı olan Devlet (Politeia)’te ise Platon, "iyilik", "eşitlik", "güçlülük" ve "haklılık" gibi "insanlık durumları"nı irdeleyerek düşlediği en ideal devlet düzenini anlattığı bir başyapıttır. 2000 yılı aşkın süredir ortaya konan bütün devlet kuramı ya da toplum düzenlerinin başvuru kaynakları arasında yer almıştır.

6-Güneş Ülkesi- Tommaso Campanella                                                                                           

Acılarla yoğrulmuş hayatının özlemlerini Güneş Ülkesi’nde dile getiren Tommaso Campanella, eseri sayesinde bize döneminin buhranlarını, umutlarını, toplumları etkileyen cereyanları okuma fırsatı veriyor. Astroloji, felsefe, okültizm, teoloji, sosyoloji, ekonomi, siyaset, strateji gibi alanlarda görüşler içeren ve 17. yüzyıl Avrupası’nda, düşüncelerinden dolayı epey hırpalanan bir filozof tarafından hapishanede kaleme alınan Güneş Ülkesi, ütopya türünde yazılmış en önemli eserlerden biri. Çağlar üstü olması özelliğiyle günümüzün ütopya hayallerini de içeriyor: Güneş Ülkesi’nde yöneticiler aydın kişilerdir. Ülkenin en yüksek yöneticisi filozof bir rahiptir. Her birey, topluma yararlı olacak şekilde bir görev üstlenir. Özel mülkiyet yasak olup, her şey ortaktır.

7-Zamanın Kıyısındaki Kadın- Marge Piercy                                                                                     

Piercy’nin bu ütopyasında çekirdek aile, devlet, hapishane, hastane, okul ve çocukluk gibi kurumların hiçbiri yoktur; üretim kadar doğanın dengesini gözetmek de önemlidir. Deliliğe kontrol edilmesi gereken bir süreç olarak değil, herkesin yaşayabileceği öğretici bir deneyim olarak bakılır; en çok zaman insan ilişkilerinin ve onun bir türevi olarak düşünülen siyasal kararların tartışılmasına ayrılır; cinsel ilişkilerde özgürlük kadar kıskançlığa da yer vardır.

8-Seçilmiş Kişi- Lois Lowry                                                                                                                    

 Sonra döndü ve onu yalnız başına, yüzü kalabalığa dönük ayakta dururken bırakarak, sahneden ayrıldı. Kalabalık aynı anda hep birlikte adını mırıldanmaya başladı. "Jonas." İlk başta fısıldıyorlardı. Zorlukla duyuluyordu, sesleri bastırılmıştı. "Jonas, Jonas." Sonra daha yüksek sesle ve hızla devam etti. "JONAS. JONAS. JONAS." Adının bir ağızdan söylenmesinden, Jonas, topluluğun kendisini ve yeni görevini benimsediğini, yeni bebek Caleb’e verdiği gibi kendisine de yaşam verdiğini biliyordu. Göğsü minnet ve gururla kabarmıştı. Ama aynı zamanda korkuyla da dolmuştu. Kendisinin seçilmesinin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Ne olacağını ya da başına neler geleceğini bilmiyordu.

9-Kadınlar Ülkesi- Charlotte Perkins Gilman                                                                              

Charlotte Perkins Gilman, yaşadığı dönemin önde gelen hümanistlerinden ve kadın hakları savunucularından biri olmasının yanında feminist edebiyatın en önemli erken dönem temsilcilerinden. Yazıldıktan yaklaşık 65 sene sonra kitap formatında yayımlanabilen Kadınlar Ülkesi ise feminist ütopyanın ilk örneklerinden. Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde üç Amerikalı erkek pek fazla insanın bulunmadığı, ücra bir yerde, tamamen kadınlardan oluşan bir topluluğa denk gelir. Gözlerine inanamayan kâşifler bu topraklarda erkeklerin de olması gerektiğine dair inançlarıyla araştırmalarına başlar. Çok geçmeden bu gizemli ülke ile ilgili gerçekler bir bir açığa çıksa da misafirlerin merakı giderilmenin aksine daha da artar ve Kadınlar Ülkesi’nin yönetim biçiminden inançlarına, kültüründen ekonomisine ve hatta anneliğe kadar pek çok konuda bilgi sahibi olmaya ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlarlar. Toplumsal roller cinsiyete göre belirlenebilir mi? Kadınlık ve erkeklik değişmez kavramlar mıdır?

10-İkaria'ya Yolculuk- Etienne Cabet                                                                                             

Etienne Cabet'in 1842 yılında kaleme aldığı ütopik romanı İkaria' ya Yolculuk ütopya türünün klasiklerinden biridir. Yaşadığı dönemin toplumsal ilişkilerinden, yönetim şekillerinden, mülkiyetin aşırılığı ve adaletin yoksunluğundan şikayet eden ve insanın yaşamda yitirdiği merkezi konumunun iadesine özlem duyan Cabet,  “Genç İkaria" adlı ütopik bir komün hayal eder. Hemen her konuda her şeyin hesaplandığı, kurallarla bağlandığı, adaletin ve eşitliğin insan olmak dışında hiçbir gerekçeyle ilişkilendirilmediği bir topluluktur bu. Kitap, yayınlandığı dönemde geniş bir yankı uyandırmıştır ve taraftar toplamıştır.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın