• Ana Sayfa
  • Blog
  • Haberler
  • Bridgerton'ın Yazarı Julıa Quınn: Gerçeklere Sadık Kalma Politikasına Kapılmış Hâldeydim Ama Aslında Bu Sadece Bir Kurgu!

BRİDGERTON’IN YAZARI JULIA QUINN: GERÇEKLERE SADIK KALMA POLİTİKASINA KAPILMIŞ HÂLDEYDİM AMA ASLINDA BU SADECE BİR KURGU!

Julia Quinn

Quinn’in, çapkın aristokrat erkeklerle beraber olmaktan çekinmeyen kadınları gözler önüne serdiği “ateşli ve çılgın” romanı Netflix dünyasında âdeta bir sansasyon yarattı. Yazar, modern dönemde yazılan hiçbir edebî eseri takdir etmeyen edebiyat otoritelerinden, farklı ırklardan oyunculara yer verdiği için gelen eleştirilerden ve sürekli olarak Jane Austen ile kıyaslanmaktan yakınıyor.

Julia Quinn, “İnsanlar aşk romanlarına ön yargı ile yaklaşıyor,” diyor. “Bizler yayımcılık dünyasının sevilmeyen üvey evlatları gibiyiz. İşin tuhafı, yayımcılar bu aşk romanları ile elde ettikleri kâr ile edebî kurgu gibi diğer türlere, hatta onlara hiçbir maddi kazanç getirmeyen şiire bile bütçe ayırabiliyorlar.”

Bu yüzdendir ki Quinn, mevki sahibi erkeklere âşık olan akıllı ve zeki kadınları konu alan romanlarından hiçbirinin televizyona uyarlanabileceğini aklından bile geçirmemiş. Aslına bakılırsa yazdığı aşk romanlarının diğer edebî türlere kıyasla biraz hafife alınmasından rahatsız olsa da çoksatanlar listelerinin en başında sabit bir yer edinmekten gayet memnunmuş.

Fotoğraf: Liam Daniel / Netflix

Quinn her zaman büyük şeyler gerçekleştirmeyi hayal ettiğini söylüyor ve  “Şu zamana kadar kimse bunun için uğraşmadı, en ufak bir çaba bile göstermedi. Sadece kitaplarımdan bahsetmiyorum, genel anlamda aşk romanlarından bahsediyorum. Bir “dönem” eseri yapmak isteyenler de her zaman Jane Austen’ın ayak izlerini takip edip onu tekrar etmekten öteye gidemediler.” Yazar, bunun sebebinin Austen’ın son yıllarda tüm edebiyat dünyasına sağladığı büyük prestij olduğunu, ya da herkesin “edebî otoritelerden” çekinmesi olduğunu düşünüyor. Quinn, “Şimdiye dek kimse çağdaş anlamda yazılmış bir tarihi aşk romanı yazmak istemedi,” diye ekliyor. Evet, Shondaland şirketinin başındaki Shonda Rhimes dşında hiç kimse… Grey’s Anatomy ve Scandal dizilerinin yayın sorumlusu Rhimes, Quinn’in Bridgerton serisinin büyük bir hayranıymış. Hatta geçen sene, Hollywood Reporter’a verdiği demeçte, “ Deliye dönmüş bir şekilde herkese bu olağanüstü aşk romanlarının çok tutkulu, ateşli ve ilginç olduğunu ve onları almamız gerektiğini söyleyip duruyordum,” demişti. Rhimes sayesinde bu harika dizi bugün bir Netflix klasiği hâline geldi.

Fotoğraf: Liam Daniel / Netflix

Bridgerton serisi, 19.yüzyıl Londra’sının elit kesimine mensup Bridgerton ailesinin hayat ve sevgili dolu çocuklarının aşk maceralarını konu ediniyor. Her kardeş için ayrı olarak yazılmış tam sekiz roman bulunmaktadır.

İlk roman, kardeşlerin en büyük olanı Daphne’nin “çapkın” Dük Simon Basset ile sahte bir ilişkiye razı olması ile başlar. Çok zorlu bir çocukluk geçirmiş olan Basset evlenmemeye ve çocuk sahibi olmamaya oldukça kararlıdır. Bassset bu sahte gönül bağı ile sosyetedeki “damat avcısı anneleri” kendinden uzak tutmayı hedeflerken, Daphne ise Londra’nın en gözde bekârı ile münasebette olarak gözde bir kız imajı çizme umudu içindedir. Ne var ki günün sonunda hiç hesapta yokken birbirlerine delicesine âşık olan bu çift, bir sürü durum komedisini de beraberinde getirir.

Asıl adı Julie Pottinger olan Julie Quinn New England’da büyüdü ve Harvard Üniversitesi’nde Sanat Tarihi eğitimi aldı. Daha sonra doktor olmaya karar verse de 19.yüzyıl tarihi aşk romanlarına olan ilgisi onu kendi romanını yazmaya teşvik etti. Yale Tıp Okulu’na girmeye hak kazandığı ay bir yayınevi ile anlaşma imzalamıştı. Sonrasında da bilindiği üzere çoksatan kitaplarının ardı arkası kesilmedi.

Quinn’in televizyon dünyasındaki macerası ise 2017 yılının Ocak ayında yaptığı bir telefon görüşmesi ile başladı. “Seattle’daki herkes gibi ben de Starbucks’ta otururken danışmanımdan bir telefon geldi. ‘Shonda Rhimes’ın danışmanlarından biri beni aradı. Bridgerton serisi ile ilgili planları olduğunu söyledi,’ dedi.”

50 yaşındaki Quinn, başlarda kendi dizileri için danışmanlık yapıyordu ancak bir süre sonra bu işi proje sorumlusu Chris Van Dusen ve ekibine devretti. “Bana, Bridgerton ailesinin Featherington ailesinden daha üst sınıfa mensup olmasını sağlamak için ne yapmaları gerektiği gibi ufak tefek şeyler soruyorlardı.” “Bence tüm karar ve tercihleri oldukça uygundu, oyuncuları seçerken ırk bilinci ve hassasiyeti ile hareket etmeleri gibi.”

Kitaptaki beyaz ırka mensup karakterlerin dizi uyarlamasında siyahi oyuncular tarafından canlandırıldığını görüyoruz. Zira en önemli karakterlerden biri olan Dük, Regé-Jean Page tarafından canlandırılıyor. Quinn bunun inanılmaz bir gelişme olduğunu ifade ediyor ve “Daha önce tarihsel gerçeklere sadık kalma politikasına kapılmıştım. Yani birtakım sebeplerden ötürü çekincelerim vardı. Sanki en ufak bir güncelleme ile tarihteki gerçekleri reddediyor konumuna gelecektim. Ama hakikat ne biliyor musunuz? Bu zaten hayal ürünü romantik bir kurgu ve asıl önemli olan bu hayal dünyasında mümkün olduğunca çok insanı mutlu ve değerli hissettirmek.”

Bu hayat dolu, renkli ve eğlenceli dizinin yayımlanması tam olarak Covid salgınının şiddetlendiği ve tüm dünyanın evlere kapandığı döneme denk geldi. İçinde Quinn’in yazar arkadaşlarının da yer aldığı milyonlarca insan, bu görsel şölene kapıldı. İrlanda asıllı yazar Marian Keyes, “Hepimizin güzelliğe, renge, gökkuşağına ve lezzete ihtiyacı vardı,” diyerek diziye övgüler dizmişti. İngiliz yazar Harriet Evans ise “Kusursuz ve çok zevkli. Oyuncu seçimleri de oldukça başarılı. Kullanılan müzikler de Ariana Grande,  Billie Eilish gibi hitabeti güçlü isimlere ait. Tarihi aşk romanları genellikle kadınların kendilerine ideal bir eş bulmak için tüm güçlerini sergilediği eserlerdir. Bana kalırsa bu hiç de romantik değil, aksine dehşet verici bir durum ve Bridgerton ile bu hissi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ne kadar tehlikeli bir durumun içinde olduklarını görebiliyorsunuz. Karakterlerden bazılarının yanlış evlilikler yüzünden hayatlarını nasıl mahvettiklerine şahit oluyorsunuz. Hatta kimisi doğum yaparken ölüyor.”

Quinn, Bridgerton serisinin ilk kitabı Yüreğe Söz Geçmiyor’u tam 20 yıl önce yayımlandı. Fakat dizinin bu denli uluslararası bir üne kavuşması yazar için hâlâ inanılmaz. Netflix getiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, dizinin ilk dört haftada 63 milyondan fazla eve ulaştığını duyurdu. Üstelik Quinn’in İngiltere’deki yayımcısı da serinin tekrar baskılarının dahi stoklarda kalmadığını ifade etti. Sekiz kitaplık bir seri olduğu düşünülürse, dizinin devam edeceği kulislerde konuşuluyor. Henüz netlik kazanmasa da Van Husen, Birdgerton kardeşlerin hikâyelerini anlatmayı sevdiğini söylüyor. Her şeyden öte Quinn, insanların mutlu sonları sevdiğini ve aşk romanlarının da amacının bu olduğuna işaret ediyor.

Hazırlayan: Nurbike Bengisu Yılmaz


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın