ZAMANIN ÖTESİNDE BİR YAZAR: VIRGINIA WOOLF

“Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. Yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık. Sesler duymaya başladım.”

Edebî çalışmaları ve yaşam öyküleri ile bizlere ışık tutan kadınlar listesinin en başındaki isim: Virginia Woolf. Bayan Dalloway (1925), Deniz Feneri (1927), Orlando (1928) ve Kendine Ait Bir Oda (1929) adlı eserleri ile hafızalara kazınan yazar, bilinç akışı tekniğini ustaca kullanımı ile nam salmıştır. Döneminin kalıplaşmış ve risksiz edebî teknik ve konularının sınırlarını zorlayarak cesur ve deneysel bir edebiyata ruh üflemiştir âdeta.

Woolf, aynı zamanda Bloomsbury olarak bilinen entelektüel topluluğun kurucularından biridir. Woolf’un eşi Leonard, yayıncı-ekonomist John Keynes, romancı EM Forster ve post empresyonist Vanessa Bell gibi isimleri bir araya getiren bu sanatsal oluşum, dönemin edebiyatının nabzını tutuyordu.

Hayatı boyunca büyük bir depresyon ile mücadele etmeye çalışan Woolf, 1941 yılında kendini Sussex’teki bir nehrin sularına bırakarak hayatına son verdi.

Yıllar içinde feminizmin önde gelen temsilcilerinden ve sembollerinden birine dönüştü ve hatta “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın,” sözü dillere pelesenk oldu. Fakat onu sadece bu demece indirgemek büyük bir haksızlık olur, zira Woolf’un feminizm, hayat ve edebiyat üzerine de kayda değer aforizmaları var.

Kadınlar Üzerine

“Bir kadın olarak benim ülkem yoktur. Bütün dünya benim ülkemdir.”

Kadınlar milyonlarca yıl boyunca evlerin içinde oturdu, şimdi ise bu duvarlar onların yaratıcı güçleri tarafından delinmiştir.”

“Hayali olarak kadın en yüksek öneme sahip; uygulamada ise tamamen özensiz.”

Hayat Üzerine

“İnsan iyi yemek yememişse iyi düşünemez, iyi sevemez, iyi uyuyamaz.” (Bu anlamda refah seviyesinin ve geçim derdinin insan hayatında ne önemli bir yerinin olduğunu görmezden gelmek imkânsız)

“Kimi rahiplere gider, kimi şiire, bense arkadaşlarıma.”

Formun Altı

Edebiyat Üzerine

“Kurgu örümcek ağı gibi, belki çok hafif, ama dört köşesinden yaşama sımsıkı bağlıdır.’’

Herkes kendi geçmişini kalbiyle bildiği bir kitabın sayfaları gibi kapalı tutar ve dostları onun sadece başlığını okuyabilir.”

Bazen haddinden fazla bilgiye vakıf olmak büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Virginia Woolf da “bilmenin” sınırlarını zorlamış bir entelektüel olarak çağının çok ötesinde bir hayat sürdü ve anlaşılamadı. Gerçi, günümüzde dahi ne kadar anlaşılabiliyor orası meçhul. Hatta bana sorarsanız pek çokları onu yanlış anlıyor ki bu hiç anlaşılmamaktan bile kötü. Dolayısı ile zamanının ötesinde ve donanımlı bir kadın olarak neden yalnızlığa sürüklenip kendini dalgaların kollarına, sirenlerin ve denizkızlarının kucağına bıraktığını bir nebze olsun anlayabiliriz sanırım. Ne var ki her satırında bizlere öğütler sıralayıp yol gösterecek kadar aydın, adaletsizlikle ve içi boşalmış kavramlarla bezeli bu “Çorak Ülke”den gitmeyi tercih edebilecek kadar da cesur bir insan.

Hazırlayan: Nurbike Bengisu Yılmaz


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın