MUHTEŞEM GATSBY: AMERİKAN RÜYASI YA DA AMERİKAN KÂBUSU

F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby romanında Nick Carraway adlı bir anlatıcı ile Jay Gatsby’nin zenginliğe ve refaha ulaşma hikâyesini gözler önüne serer. Gatsby fakir bir ailede doğmasına rağmen, zaman içinde Dan Cody ile yaptığı ortaklık sayesinde kısa sürede aklın sınırlarını zorlayan bir zenginliğe kavuşur. Aslında Gatsby’nin zengin olma ve sınıf atlama hırsının altında yatan sebep Daisy Buchanan’nın aşkına nail olmaktır. Gatsby ne kadar varlıklı olursa olsun, elde edemediği tek şey Daisy’nin aşkıdır. İroniktir ki onu yıkıma ve çöküşe götüren şey de Daisy’ye olan tutkusudur. Yaygın olan “edebî analiz” çerçevesinde değerlendirirsek, Daisy karakteri Amerikan Rüyası’nın sembolü hâline gelmiştir. Bu örnek üzerinden bakınca, Fitzgerald’ın Amerikan Rüyası’na bütünüyle erişmenin mümkün olmadığını vurguladığını görürüz. Ne de olsa bu rüyanın peşine düşenler daima daha fazlasının ardından koşarak açgözlülüğün kurbanı olmuşlardır. Sınırlarını bilmeden metanın büyüsüne kapılanlar için kalıcı bir mutluluk yoktur, zira bu rüyadan elbet bir gün uyanacaklardır. Büyük Buhran döneminde borsalarda yaşanan çöküş nedeniyle yıkıma uğrayan Gatsby de bunun bir ispatı gibi karşımızda durur romanda.

Amerikan Rüyası’nın bir diğer çarpıcı eleştirisi de bu rüyadaki insanların riyakârlığıdır. Gatsby öldükten sonra, verdiği görkemli partiler, şatafatlı hayatı ve cömertliği herkes tarafından unutulur. Bu tablo, Amerikan Rüyası’nın kendi elleri ile yarattığı çıkarcı ve bencil insanların tasviridir; Fitzgerald, toplumun ahlaki çöküşünü ve Amerikalıların savurgan hayat tarzını doğrudan eleştirmektedir. Yani Amerikan Rüyası’nın bir Amerikan Kâbusu’na dönüşmesi işten bile değil.

Hazırlayan: Nurbike Bengisu Yılmaz


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın