ÇİZGİLERLE YENİDEN CANLANAN BİR SARMAŞIK

Yekta Kopan (Fotoğraf: Muhsin Akgün)

Yekta Kopan’ın 2009 yılında yayımlanan öykü kitabı Bir de Baktım Yoksun’da yer alan Sarmaşık öyküsünün 2020’de çizgi roman olarak karşımıza çıkması kültür sanat disiplinlerinin birbirini nasıl beslediğine, alanlarımızı ve algımızı nasıl genişlettiğine dair çok güzel bir örnek oldu. Üstelik yeni bir düşüncenin, yepyeni bir hayalin karşılığı olarak yeniden çizgi roman türünde canlanan Sarmaşık, bir metnin yolculuğunun yıllara yayılan süreçte farklı rotalardan nasıl canlanabileceğine dair bir yüzleşmeyi de beraberinde getirdi.

Yekta Kopan ve Levent Gönenç birlikteliği ile çizgi roman türünde yeniden ellerimizin arasına aldığımız Sarmaşık öyküsü, 2009’da başladığı yolculuğunun buralara geleceğini tahmin etmezdi elbet. Gönenç’in bu yolculuğun rotasının bambaşka bir yerden devam etmesindeki payı büyük. Zira onun düşüncesi ve hayal dünyasıyla Sarmaşık, bir çizgi romana -ya da grafik roman olarak da tanımlayabiliriz- dönüştü. İki çok iyi dostun uzun yıllara yayılan dostluklarının simgesi de olan Sarmaşık, artık bir çizgi roman olarak kendi yolunda uzayıp, yeni okuyucu dünyalarını sarıp sarmalayacak.

Sarmaşık öyküsü, kendi olağan ve basit dünyası içinde yaşayıp giden, bir yayınevinde çevirmen olarak çalışan, boşanmak üzere olan, hayatının sıkıcı döngüsü içinde yaşayıp giden bir adamın hikâyesi. Bu sıkıcı döngüde onu tek mutlu eden şey,  sokakta her gün gördüğü, yemek ve su verdiği, adını Goncagül koyduğu kedinin varlığı.  Goncagül’ün kahramanımızın hayatına anlam katan varlığı, bir gün belirsiz nedenlerle ortadan kaybolmasıyla paniğe sebebiyet verir.  Kahramanımız yayınevine gitmek için metroya biner, ama gitmez. Öykünün tam da bu noktasında kahramanımızın hayatında önemli bir yere sahip olan Yeşil Ev ile tanışırız. Yeşil Ev, çocukluk hatıralarının korkunç imgeleri arasındadır, fakat Goncagül’ün oraya gitmiş olabileceğini düşünmeye başlar ister istemez. Hayatındaki boşluklar, mutsuzluklar ve sıradanlık, Goncagül’ün kayboluşu ve Yeşil Ev üçgeni, öyküyü hiç beklenmediğimiz şekilde bambaşka bir yöne sürükleyecektir.

Levent Gönenç

Burada minik bir ara verip buraya kadar olan yapısına bakarak çok hareketli bir öykü ile karşı karşıya olmadığımızı söyleyebiliriz. Çizgiler eşliğinde yeniden anlatılan ve canlanan Sarmaşık, Yeşil Ev’in kahramanımızın dimağında yeniden korkunç bir imge olarak canlanmasıyla hareketleniyor aslında. Gönenç bu önemli hareket ayrıntısını çok güzel yakalıyor. Biraz da bize unuttuğumuz şeyi, yani çizgi romanın bir hikayenin hayalimizde canlanmasına sebebiyet veren o benzersiz etkisini yeniden hatırlatıyor. Okuduğumuz veya dinlediğimiz her hikayede dimağımızda canlanan imgeler yumağına çizgi romanın verdiği desteğin somut karşılığı olarak okumaya devam ediyoruz Sarmaşık öyküsünü. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi olaylar Yeşil Ev’in devreye girmesiyle bambaşka bir boyut ve hareketlilik kazanıyor.

Kahramanımızın babasının ortaya çıkması aslında bir yüzleşme hikâyesi ile karşı karşıya olduğumuzun en önemli göstergesi. Baba-oğul, Yeşil Ev’de karşı karşıya geliyorlar ve bu karşılaşma, -yeniden  buluşma- geçmişte kalan ve zamanında konuşulmamış bir çok hesaplaşmaya, kahramanımızın kişisel hikayesinde bir çok yüzleşmeye sebebiyet veriyor. Öykünün çizgileri -ya da grafik tasarımı diyelim- değişiyor. Ortadan kaybolmuş Goncagül’ü arama öyküsü kişinin kendisini arama, bulma ve yüzleşme hikayesine, hatta baba figürü üzerinden (yani otorite) yüzleşme hikâyesine dönüşüyor. Tabii burada yazmadığım, okuyucunun okuyarak görmesi gereken çok önemli bir detay daha var; hem öykünün içinde hem de çizgilerde gizli.

Yepyeni bakış açısıyla, yepyeni bir anlatım biçimiyle, yeniden tasarlanan Sarmaşık çizgi kitabının unuttuğumuz, ama yeniden canlanması gereken çizgi roman türüne bir yol açması dileğiyle...


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın