SUYUN HALLERİ: HAMAMNAME

Bilirsiniz su hep akar.

Durgun olanı bile içine akar.

Dedim ya: Çok eski bir Su Cini’yim ben.

Söylemeye göründüm size.

Hamamname, syf.24

Rehber hamam cini, zaman Mungan’ın Istanbul’unun son yüzyılları, konu önce kendini yıkayıp arındıran su. Hamamname, suyun akarından, zamanın boşluklarından geçip okuruna akıyor.

Suyun Halleri: Hamamname

Murathan ‘95 kitabını hatırlıyorum. Pembe kapağı, alışılmış kitap ölçüsünden büyük baskısı, en çok da vaadi ile dikkat çekiyordu. Mungan’ın sadık okurları için yazarın çalışma odasına girebilmek anlamına geliyordu, çekmecelerdeki yarım kalmış dosyaları, duvara iliştirilmiş hatırlatmaları, planları, henüz başlanmamış ama bir gün mutlaka kaleme alınacak romanları fısıldıyordu, eğitimli gözlere ipucu kitabıydı. Şöyle diyordu Mungan:

“Açık söylemek gerekirse, bu kitabı nasıl tanımlayacağımı, adlandıracağımı ben de bilemiyorum; sizin de göreceğiniz gibi, eşine sık rastlanan türden bir kitap değil. Eğer bir tanımlamaya ille de gereksinim duyuluyorsa, kısaca, bir tür derleme ya da seçmeler kitabı; bir "retrospektif", ya da bir albüm kitap, diye adlandırılabilir... Bana göre ise, okurun huzurunda kırk yaşıma küçük bir saygı duruşu... Profesyonel yazar olmaya karar vermiş biri olarak, ilk imzalı yazısını, yirmi yıl önce, yirmi yaşındayken yayımlamış birinin, üstelik yirminci kitabı olarak buna hakkı olduğunu düşünüyorum.”

Devam edelim.

“Kitabın niyetini sloganlaştırırsak “Dünden bugüne, bugünden yarına bir Murathan” portresi diyebiliriz. Şimdiki zamanda durarak geçmişe bir bakış, şimdinin işaretlenmesi ve geleceğe bir ufuk ayarı... Kısaca, dün neler yapmışım, bugün neler yapıyorum, yarın neler yapmayı amaçlıyorum? Bu kitabın harcını oluşturan işlerse kabaca şunlar: Okurlarımın yakından bildiği bazı şiir, düzyazı, şarkı sözü ya da oyunlardan seçmeler. Geçtiğim yollara bıraktığım yol işaretleri... Gazete ya da dergilerde kalmış, zamanında yankı bulmuş, çoğu şimdi ya unutulmuş, ya da yeni kuşaklarca hiç bilinmeyen bazı yazılar, söyleşi parçaları. Az bilinen, hiç bilinmeyen ya da çok bilinen işlerden bir toplam. İleride başka bir kitabın toplamında yer alacak olan bazı yazılarla, bir daha hiçbir kitapta yer almayacak olup, yalnızca bu kitap için günışığına çıkarılmış bazı çalışmalar. Günlüklerimin bu kitapta yer alan çalışmalarla ilgili bazı bölümleri. Radyo oyunu, film hikâyesi gibi daha az bilinen işlerim. Kısacası, bitmiş, bitmemiş, yarım kalmış, bir gün tamamlamayı düşündüğüm, ya da tamamlamaktan artık bütünüyle vazgeçtiğim eski ya da yeni kimi parçaların bir araya gelmesinden oluşmuş, bir tür yolculuk kitabı, benim seyir defterimi görünür kılmayı amaçlayan bir toplam. Okur karşısında korunmasız ve çıplak durduğum; mutfağımı gösterdiğim, atölyemi gezdirdiğim bir kitap bu.”

Tuhaflıklar Yılında Ferahlatan Bir Mola

40 yaşa saygı duruşunun üzerinden yıllar geçti; romanlar, derlemeler, deneme ve şiirlerle geçen yıllar ve sonunda tuhaflıklar yılı 2020’de, elimizde Hamamname var. Söz bir kez daha Mungan’da:

“Böyle bir kitap yazma düşüncesi, daha ben Ankara’da yaşarken seksenlerde ortaya çıkmıştı. 1995 yılında 40. yaşım için hazırladığım Murathan ‘95 kitabımda yer alan “Ufuk Ayarı” bölümündeki “Ölmeden Önce” başlıklı yazımda okurlarımı bu tasarımdan şöyle haberdar etmiştim: “‘Hamamname’ diye bir kitap yıllardır dönüp duruyor kafamın içinde. Bir gizli tarih romanı. Birkaç yüzyıl önce bir Istanbul hamamına yerleştikten sonra, çeşitli hamamları gezerek günümüze kadar gelmiş, bir hamam cininin ağzından, Istanbul’un son birkaç yüzyılını, yalnızca hamamdan görünen yanlarıyla dinlemeyi ve dinletmeyi amaçlıyorum. Istanbul’un hamamlar tarihiyle, gündelik hayat ve bireysel hayatlar arasındaki büyük dolambaçlar, yeraltı tarihleri, külhanlar, su sarnıçları... Osmanlı sanatları ile çağdaş, anlatı teknikleri arasında yeni bir dil arayışı amaçlıyorum.” Oysa Hamamname’yle ilgili ilk notlar bu bilgilendirmeden çok sonra 26 Haziran 2009 yılından başlayarak kâğıda dökülmeye başlamıştı. Sonrası gene yıllar. Hamamname, ilk şiir kitabım Osmanlıya dair Hikâyattan sonra, Osmanlı malzemesine bu çapta bir yoğunlukla ilk geri dönüşüm sayılabilir.”

Kendini ilk bakışta ele vermeyen, okuru baştan yönlendirmeyen bir kitap Hamamname. Arka kapak yazısı yok, sade tasarımının sağına soluna iliştirilmiş bir ipucu da. Hamamname ismi zaten yeterli önbilgiyi veriyor, yıllar önce verdiği ipucunun izini sürenler için, hamamı ve nameyi bilenler için bu kadarı yeterli.

Mungan’ın “aklın merak böceği” dediği o yatıştırılmaz belaya sahip okur için cömert bir kitapla karşı karşıyayız. Bir su cininin rehberliğinde suyu, suyun çağrıştırdıklarını, gizli, tekinsiz su evlerini, hamamları keşfedeceğiz. Şehri, toplumu, ayrım ve ayrıcalıkları en çıplak haliyle okuyacağız. “Tabiatın kalbiyle bildiklerini bazı insanlar zamanla sezer, günü geldiğinde, düğümü gevşediğinde fark eder: Her şey suyun hafızasında saklıdır,” diyor Mungan, işte o hafızaya tanıklık kitabı elimizdeki. Suyun çağrışımlarıyla tarihe, en çok İstanbul tarihine yolculuk.

“Su Dediğin Tabiatı Her Şeye Razı Eder...”

“Bu kitabın harcında başta Reşad Ekrem Koçu olmak üzere, Ebüzziya Tevfik, Ahmet Refik, Enderunlu Vâsıf, Ahmet Rasim, Sermet Muhtar Alus, Semavi Eyice, Hamamcılar kethüdası Derviş Ismail, Enderunlu Fâzıl Bey gibi nice yazarın bıraktığı mirasın hakkı vardır. O mirasın nefesiyle yazılmıştır.” diyor Mungan.

Popüler tarih, alternatif tarih, kurgu tarih başlıklarında özellikle son yıllarda dünyada ve Türkiye’de artan üretimi takip ediyoruz, dahası özellikle Koçu’nun yeni nesil okur tarafından son dönemde yeniden keşfedildiğini görüyoruz. Hamamname bu dönemde sadık okurları dışında da çok okura ulaşıyor olmalı, belki de bir başlangıç kitabı olacak birçok okur için. Bir yandan Hamamname Mungan’ın dilini özleyenler, Mungan’ın Istanbul’unu keşfetmek isteyenler için ince işçilikli bir deneme kitabı. Nisanda yağan yağmura jale denildiğini, sisli havada incecik yağan yağmura karaçilen dendiğini, bevarihin toz bulutuyla yağmur damlalarının karışıp çamur olmasına dendiğini biliyor muydunuz? Gelin hamamlarını, kırkı çıkan çocukların ilk hamamlarını, farklı kapılardan girip aynı hamamda, birbirine terleyenleri? Hamam görgüsünü, yasağını, sınırlarını? Çeşmeler, su kaynakları, sarnıçlar, en eskiler, en tuhaflar, en unutulmazlar... “Su dediğin tabiatı her şeye razı eder, ismin halleri gibi suyun halleri de vardır.” diyor Mungan, Hamamname suyun hallerini anlatıyor. Kitabı ilk günden okuyup bitirenler içinse zaman, yeni ipuçları kovalamak için Mungan ‘95’e dönme zamanı.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın