DÜRER’İN CADILARI

 

 

Kuzey’in Leonardo da Vinci’si olarak bilinen Albrecth Dürer, Rönesans düşüncesinin Kuzey Avrupa’da etkili bir şekilde yerleşmesini sağlayan önemli bir isimdir. Alman ressam, bir dönem Basel ve Strazburg’da kitapları resimleyerek geçimini sağlamaktaydı. Aynı zamanda ahşap baskı konusunda da tüm Avrupa’nın en güçlü ismiydi. Ancak bu kez genel olarak onun sanatından ya da resim sanatında neleri başardığından bahsetmek yerine cadı temalı çalışmalarından söz edeceğiz.

Dürer’in “cadı” temalı gravürleri bu alanda, Almanya’da bir ilktir.

Dört Cadı 

İlk eserimiz “Dört Cadı” olarak isimlendirilen, diğer adıyla “Cadılar Birliği’ne Kabul” adlı eseridir. 1497 yılında yaptığı bu eserde cadıların korkutucu özelliklerinden çok, erotik yanları ön plana çıkarılmıştır. Elbette resimde gördüğümüz bazı detaylar biraz ürpertici olabilir. Mesela cadıların ayaklarının hemen yanında gördüğümüz bir kurukafa, ya da sol kısımda kenara sıkıştırılmış gibi gözüken bir merdivenden yukarı doğru, alevler içinde çıkan bir demon görmek, tedirginlik veren detaylardan diyebiliriz. Ancak bu kadınların çirkin ya da korkunç cadı imajını taşımadığı ortada. Vücut oranları ve yüzleriyle daha çekici resmedilmek istenmişler. O dönemin kadınları bu resimde gördüğümüz vücut hatlarına sahip olduklarında “seksi” olarak tanımlanıyorlardı.

Resimdeki cadıların bir çember oluşturduklarını görüyoruz. Aslında burada bir ayin gerçekleşmek ya da bitirilmek üzere. Başlıyor mu? Yoksa bitiyor mu? Bunu kestiremiyoruz ancak oluşturulan bu halkanın bir anlamı var. Bu diziliş cadılar birliğine kabul edilme ritüelinin bir parçasıdır. Cadılar bu şekilde dizilir ve ritüel dansına başlarlar.

Sahnede gördüğümüz cadılardan sadece birinin yüzünü seçemiyoruz. O, sırtı dönük bir şekilde resmedilmiş. Diğerlerini ise görebiliyoruz. Göremediğimiz figürün, “Gecenin Kraliçesi” olarak da bilinen cadı Diana olduğu tahmin edilmektedir.

Keçi-Demon’a Binmiş Cadı

Sanatçının bir diğer cadı temalı resmi ise 1501 yılında yaptığı “Keçi-Demon’a Binmiş Cadı” adlı eseridir ve Dürer’in cadı temasına sahip ikinci gravürüdür. Eserde bir cadının, keçi üzerine ters bir şekilde binmiş olduğunu ve gökyüzünde uçtuklarını görüyoruz. Alt kısımda ise dört tane melek figürü yer alıyor. Hepsi de farklı pozlarda dururken kompozisyona bir zenginlik ve hareket kazandırıyorlar. Cadının saçları güçlü bir şekilde savrulurken bir yandan da kompozisyonun sol kısmından dolu yağışı olduğunu görüyoruz. Bu dolu yağışı, resimdeki cadının Wetterhexe yani “Hava Cadısı” olduğunu gösteriyor. Bir önceki eserde gördüğümüz cadılar genç ve güzelken burada gördüğümüz cadı yaşlı ve anatomisi deforme edilerek resmedilmiş. Vücudunun formu, çıplak oluşu, sağ omzundan sarkan kumaş parçası ve bacaklarının arasında sıkıştırdığı uçan süpürgesi ile bu figür kesinlikle tam bir cadı imajı sunmaktadır. Yaşlı kadının uçmakta olan bir keçi üzerine ters binişi sadece cadının keçi üzerindeki hakimiyetini değil aynı zamanda “kadının” dünya işlerindeki hakimiyetine bir göndermedir. Hayat eskisi gibi olmayacaktır çünkü dünya üzerinde kadın egemenliği başlamıştır artık. Burada verilen mesaj çok açıktır. Yaşlı cadının bacaklarının arasından yükselen süpürge, fallik bir amaca hizmet eder ve kadın egemen dünyanın başladığının bir sembolü olarak kabul edilir.

Bu gravürler haricinde Dürer’in cadı temasını resmettiği bir eseri bulunmamaktadır. Yine de Dürer’in yaşadığı dönemde cadı avları özellikle Almanya’da çok yaygındı ve cadı avcılığı üzerine kitaplar yazılıyordu. Sanatçının cadı diye suçlanan kadınların infaz edilişini izlememe ya da o dönem yazılan kitapları okumama gibi bir şansı yoktu. İçinde bulunduğu toplumu derinden etkileyen bu olaylar karşısında gerçek tutumu çok da anlaşılmıyor açıkçası. Bu dönemde “Cadı Çekici” adlı kitaptan oldukça etkilendiği belli olan Dürer’in, resimlerinde kullandığı keçiler, süpürgeler, savrulan saçlar, dolu yağması gibi unsurları bu kitaptan öğrendiği de son derece açıktır. Ancak bu son resimde gördüğümüz dört melek figürünü neye dayanarak yaptı? Neden “putto” denen kanatlı bebek figürleri koydu, bunu tam olarak bilemiyoruz. Belki iyi ve kötü arasındaki kontrastı sağlamak adına, belki de kırışık ciltli, yaşlı cadı ile genç ve bebeksi putto’ların yaratacağı tezadı resmetme çabasındaydı, kimbilir…


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın