SINIRLARINI AŞ, HAYAL GÜCÜNÜ ZORLA!

Dalga, Gölge ve Ayna. Suzy Lee’nin Sınır Üçlemesi’nin üç sessiz ve muhteşem kitabı. Suzy Lee bu üçlemeyle sınırların sadece zihnimizde olduğunu, elimizden gelen her şekilde ve her yerde bu sınırları aşabileceğimizi, bunu yaptığımızda da ortaya büyüleyici şeylerin çıkacağını gösteriyor. Haziran ayında Meav Yayıncılık etiketiyle son kitabı (aslında serinin ilk kitabı) Ayna’nın da basılmasıyla birlikte üçleme tamamlanırken üç ayrı, fakat birbirini tuhaf ve alakasız bir şekilde bütünleyen eser her sayfasıyla da okuru ayrı bir hikâyenin içine sokuveriyor.

Suzy Lee son derece zekice oluşturduğu bu üçlemede sadelikten yola çıkmış ve kitaplarda iki sayfayı birleştiren orta çizgiye patronun kim olduğunu göstermiş. Yatay ve yana açılan Dalga’nın künye sayfasının hemen karşısında şu sözler beliriyor: Güneşli bir gün. Meraklı bir kız çocuğu. Oyuncu bir dalga. İşte bu kadar. Gerisini çizgiler ve renkler anlatıyor. Kitabın orta çizgisi, birbirine heyecanla bakan iki meraklının hareketlerine şahit oluyor adeta. Derken sınırlar aşılıyor ve sessizliğin içinden cıvıltılı kahkahalarla coşkulu dalga sesleri yükseliyor. Gözükmeyen tüm o yaz renkleri, sınırları aşılmış kâğıtlardan dışarı taşıyor, etraf buram buram deniz kokuyor, üstelik eşlikçi martıların mırıltılarıyla homurtuları bile işitiliyor. Lee, sadece iki renkle ve hiç kelime kullanmadan bizi arkadaşlığın neşesine buluyor.

Gölge de Dalga gibi yatay bir kitap, ancak soldan sağa değil, aşağıdan yukarıya açılıyor. Bu kez karşımızda bir tavan arası beliriyor, bir de ampul. Ve tabii hayalperest bir kız. Ampul klik sesiyle açılıyor; aşağıda, yukarıdakilerin gölgesi beliriveriyor. Derken aşağısı bulanıklaşmaya, gölgeler değişmeye başlıyor. Kız eliyle bir kuş gölgesi çıkarıyor, bisiklet Ay ve Güneş’e dönüşüyor. Tavan arası bir orman, eski bir çizme, kurt olurken aşağısıyla yukarısı birbirine giriyor. Gerçekle hayal iç içe geçerken korkular yerini dostluğa bırakıyor. Dalga’daki mavinin yerini Gölge’de sarı renk almış ve Suzy Lee yine imkânsızı başarıp tek kelime etmeden ne çok şey anlatmış.

Ayna’ya gelince diğer ikisinin aksine dikey bir kitap ve esasında Sınır Üçlemesi’nin ilk kitabı. Kitabın orta çizgisi bu kez bir ayna. Aynanın sol tarafında bir kız. Sağ tarafında yansıması. Giderek birbirlerine yaklaşıyorlar. Onları izlerken sanki kızın yüzündeki ifade dışındaki her şey önemini yitiriyor. Kızın şaşkınlığı, merakı, heyecanı, keyfi... Gerisi mühim değil, alabildiğine boşluk, bembeyaz. Kız aynadaki yansımasına dokunabilecek kadar yaklaştığında aralarında bir dans başlıyormuş gibi gözüküyor, adeta coştukça coşuyorlar. Renkleri birbirine bulaşıyor. İki dünya iç içe geçiyor. Hangisi kızın aslı, hangisi yansıması? Ve bir anda yok oluveriyorlar. İşte hikâyenin kopuş ânı da orası. Yansıma artık başına buyruk, kendi dansına dalmış hâlde. Yoksa o kızın kendisi mi? Yer mi değiştirdiler? İşler karışıyor, bir anlık öfke ve her şey başa sarıyor. Ancak şimdi sayfanın köşesine büzülmüş o yalnız kız, baştaki kızın aynısı mı? Ne de olsa bas bas bağıran bir turuncu renk eşliğinde öyle çok şey yaşandı ki.

Bu üçleme sadece kitabın fiziki sınırlarını aşmakla kalmamış aynı zamanda sanki zamanı ve mekânı büküp yepyeni bir boyut açmış. Üstelik bunu yaparken karmakarışık yöntemlere ya da formüllere ihtiyaç duymamış. Sadeliği kılavuz alıp sessizliği rehber bilmiş. Her bir kitabı ayrı bir dünyaya açılan muhteşem bir üçleme. Sessiz kitapların en güzel yanı yaş sınırlarının olmayışı ve de tek bir sayfasında dahi binlerce hikâye saklaması. Suzy Lee bize her anlamda sınır kavramını sorgulatacak olağanüstü bir hediye vermiş, nice eseriyle daha buluşmak dileğiyle.

 

 

Suzy Lee

Dalga, Gölge, Ayna – Suzy Lee – Meav Yayıncılık

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın