NOBEL ÖDÜLLÜ KADIN YAZARLAR

İsveç Akademisi’nin 1901’den bu yana verdiği Nobel Edebiyat Ödülü, edebiyat dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul ediliyor. Bugüne dek 116 kişiye verilen bu ödülden sadece on beşi kadın yazarlarla buluştu. İşte edebiyat dünyasının Nobel’li on beş kadını…

 

Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858 – 16 Mart 1940)

İsveçli yazar Selma Lagerlöf, 1901’de verilmeye başlanan Nobel Edebiyat Ödülü’ne 1909’da layık görülen ilk kadın yazardı. Aynı zamanda ülkesine de ilk kez Nobel getirmiş oldu. Efsane ve masal türünde verdiği eserleriyle tanınan Lagerlöf, 1895’ten itibaren kendini yazmaya adadı. Ayrıca gezileriyle dikkat çeken yazar, İtalya seyahatinin ardından toplumsal gerçekçi anlayışla Antikrists Mirakler (Deccal’in Müzeleri) adlı eserini yazdı. Filistin ve Mısır’da da vakit geçiren yazar, realizme karşı romantizm akımının sürdürücülerinden biri oldu. Türkiye, onu en iyi eseri olarak kabul edilen “Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları” kitabından uyarlanan çizgi filmin Türk versiyonu “Uçan Kazlar” ile tanıdı.

Grazia Deledda (27 Eylül 1871 – 15 Ağustos 1936)

Doğalcılık akımının önemli isimlerinden biri olan İtalyan yazar Grazia Deledda, uzun bir aradan sonra 1926’da Nobel kazanan ikinci kadın yazar olarak edebiyat tarihine geçti. Eserlerinde Sardunya’daki zorlu yaşam koşullarını tasvir eden Deledda, edebiyata ilk kez öykü ve şiirlerinin 1886’da yayımlanmasıyla adım atmıştı. Türkçede yine erken dönem eserlerinden Sardinya Efsaneleri ile yer bulan yazar, acı, aşk, yazgı gibi temaları işledi.

Sigrid Undsef (20 Mayıs 1882 – 10 Haziran 1949)

Eserlerinde çağdaşlaşma çatışması, kadının özgürlüğü ve dini değerleri konu alan Norveçli yazar Sigrid Undsef, Nobel Edebiyat Ödülü’nü 1928’de aldı. 1907’de etkin bir şekilde yazarlığa başlayan Undsef’e Nobel’i getiren “The Axe”, “The Snake Pit”, “The Wilderness” ve “The Son Avenger” adlı dört ciltten oluşan “The Master of Hestviken” dörtlemesiydi.

Pearl S. Buck (26 Haziran 1892 – 06 Mart 1973)

1931’de “The Good Earth” (İyi Dünya) adlı kitabıyla Pulitzer Ödülü’nü alan Pearl S. Buck, 1938’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen ilk Amerikalı kadındı. Hayatını öğretmenlikle kazanmaya başlayan Buck, ardından yoluna yazarlıkla devam etti. Kitaplarında uzun yıllar yaşadığı Çin’deki hayatı anlattı. Bununla birlikte Buck, Asyalı çocukların Amerikalı aileler tarafından evlat edinebilmelerini takip eden dernekler kurdu. Kendisi bir çocuk doğuran Buck, dokuz çocuk evlat edinmişti.

Gabriela Mistral (07 Nisan 1889 – 10 Ocak 1957)

Temelini aşk, doğa, anne şefkati gibi temaların oluşturduğu şiirleriyle ünlü Şilili şair ve eğitimci Gabriela Mistral, 1945’te Nobel’e layık görülen beşinci kadın ve ilk Latin Amerikalıydı. Latin Amerika, Avrupa ve Amerika’yı gezerek eğitim alanında çalışmalar yürüten, Şili’nin yerli halkı Aymara kökenli Mistral, kendini ülkesinin sorunlarını çözmeye adamış bir sanatçıydı. Ne yazık ki hiçbir şiiri Türkçeye çevrilmedi.

Nelly Sachs (10 Aralık 1891 – 12 Mayıs 1970)

Eserlerinde, Nazilerin baskısını yaşayan biri olarak, savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini konu edinen ve daha çok Tevrat ve Musevi geleneği temalarını işleyen Alman asıllı İsveçli yazar ve şair Nelly Sachs, 1966’da Nobel alan altıncı kadın oldu. Ödülü Shmuel Yosef Agnon ile paylaşmıştı. Türkçede ise “Hala Gece Yarısı Bu Yıldızda” adlı şiir kitabıyla yer buldu.

Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 14 Temmuz 2014)

1974’te Man Booker Ödülü’nü alan Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer, 1991’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yedinci kadındı. Apartheid rejiminin karşısında duran Gordimer, eserlerinde insanlık, özgürlük, dayanışma gibi konular üzerine vurgu yaptı. Afrika Ulusal Kongresi üyesi olarak ırk ayrımcılığına karşı keskin bir tavır takınan yazar, roman ve öykülerinin yanında edebiyat eleştirileri de yazmıştı. “Yaşamaya Bak”, “Ayartma”, “Yanımda Kimse Yok” ve “Evdeki Silah”, Türkçedeki eserlerinden birkaçıydı.  

Toni Morrison (18 Şubat 1931 – 05 Ağustos 2019)

Afro-Amerikan edebiyatının tanınmasında önemli isimlerden biri olan Amerikalı yazar Toni Morrison, 1993’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan sekizinci kadındı. Eserlerinde genellikle Amerika’da yaşanan ırkçılığı ve bunun sonuçlarını konu edinen Morrison, Amerikan İç Savaşı’nda bir kölenin hayatını anlattığı romanı “Beloved” (Sevilen) ile de Pulitzer Ödülü’nü kazanmış ve tüm dünyada tanınmıştı.

Wislawa Szymborska (02 Temmuz 1923 – 01 Şubat 2012)

Zbigniew Herbert ve Tadeusz Rozewicz ile birlikte çağdaş Polonya şiirinin önde gelen temsilcilerinden biri kabul edilen şair ve denemeci Wislawa Szymborska, 1996’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan dokuzuncu kadındı. II. Dünya Savaşı’nı yaşamış her sanatçı gibi Szymborska da savaşın yıkımından payını almıştı. Yine de eserlerinde hayata gülümsemenin bir yolunu buldu; şiirlerine hep bir tebessüm iliştirdi. Türkçede, “Başlıksız Olabilir” adlı şiir kitabıyla tebessümünü paylaştı.

Elfriede Jelinek (20 Ekim 1946)

Avusturyalı feminist oyun yazarı ve romancı Elfriede Jelinek, 2004’te Nobel Ödülü aldı. Tarzında geleneksel Avusturya edebiyatının etkisi hissedilen Jelinek, bu ödülü almadan önce Almanca konuşulan ülkelerin dışında pek tanınmıyordu. Türkçede de sıradışı, çarpıcı ve tutkulu bir aşk hikâyesini anlattığı Piyanist adlı eseri ile yer aldı. İlk kez 1983’te yayımlanan roman, 2001’de sinemaya uyarlandı.

Doris Lessing (22 Ekim 1919 – 17 Kasım 2013)

Çeviri edebiyatımızda adını sık sık duyduğumuz İran doğumlu Britanyalı yazar Doris Lessing, pek çok önemli ödülün ardından 2007’de Nobel Ödülü’nü kazandı. Ödülü aldığında 88 yaşındaydı ve Nobel alan en yaşlı kişiydi. Türkçede “Türkü Söylüyor Otlar”, “Hayatta Kalma Güncesi”, “Altın Defter” ve daha pek çok eseri ile yer aldı.

Herta Müller (17 Ağustos 1953)

Çavuşesku döneminde Rumen halkının yaşamını anlattığı eserleri ile bilinen Romanya doğumlu Alman yazar Herta Müller, 2009’da ödül komitesinin yaptığı açıklamaya göre “şiirin yoğunluğu ve nesrin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviri” nedeniyle Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Müller, bu ödülü kazanan elli birinci kişi, on ikinci kadındır. “Tilki Daha O Zaman Avcıydı”, “Yürekteki Hayvan” ve “Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım”, Türkçede yer aldığı eserlerden birkaçıdır.

Alice Munro (10 Temmuz 1931)

Kısa öykü alanında devrim yaptığı kabul edilen Kanadalı öykücü Alice Munro, 2013’te Nobel Ödülü’nü kazandı. Çağdaşları arasında en iyi kısa öykü yazarı olarak bilinen Munro’nun Türkçedeki iki eseri şöyle: “Sevgili Hayat ve Nefret”, “Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik.”

Svetlana Aleksiyeviç (31 Mayıs 1948)

Eserleri, Sovyetler Birliği’nde yaşamış insanların, ülke dağılmadan önce ve sonrasında, duygusal hayatlarındaki değişimlerin edebi kroniği olarak tanımlanan Ukraynalı yazar Svetlana Aleksiyeviç, 2015’te Nobel Ödülü’nü aldı. Sovyet-Afgan Savaşı’nın birinci ağızdan anlattığı “Çinko Çocukları” ve Çernobil kazasını irdelediği “Çernobil’den Sesler”, Türkçede de bulunan en önemli eserlerinden ikisi.

Olga Nawoja Tokarczuk (29 Ocak 1962)

Polanyalı şair, yazar, 2018’de "sınırların kesişimini ansiklopedik tutkuyla birlikte bir yaşam biçimi olarak temsil eden anlatısındaki hayal gücü” açıklamasıyla Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Tokarczuk, bugüne dek Nobel kazanmış on beşinci ve son kadın. Geniş bir okuyucu kitlesinin kült kitap olarak değerlendirdiği ve birçok ödüle layık görülmüş “Prawiek i Innecasy” (Çağlar Öncesi ve Başka Zamanlar) ile yine ödüllü “Bieguni” (Koşucular) romanı, Türkçede de yer alan eserlerindendir.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın