Reddedilse de ardında hep bir ışık vardı

Reddedilse de ardında hep bir ışık vardı

Stephenie, kitaplarını on beş ayrı yayınevine gönderdi. Bunlardan beşine hiç yanıt alamadı. Dokuzuncusu da red cevabıyla döndüğünde umutsuzluğa kapılmak üzereydi ki, Jodi Reamer of Writers House’dan olumlu yanıt geldi. Sonrası ise hayallerinin bile ötesine geçti. 2003’te düzenlenen bir müzayedede Twilight adını verdiği ilk romanının hakları için sekiz yayıncı âdeta yarışıyordu. Stephenie, nihayet Kasım 2003’te Little Brown and Company ile 750.000 dolar tutarında üç kitaplık bir anlaşmaya imza attı.

Twilight bir seri olacaktı. İlk roman, 2005 yılında 75.000 kopyalık bir baskı yaptı. Daha ilk haftasında The New York Times çoksatanlarda, Children’s Chapter Books listesindeyse beşinci sıraya yerleşmiş, bir sonraki hafta birinci sıraya yükselmişti. Bundan sonraki on bir hafta listenin ilk sırasındaki yerini korudu. Listede elli haftadan fazla kaldı.

Kurgusu oturmuştu artık. Rüyası kendine uzun bir yol bulmuştu. İkinci kitap New Moon (Yeni Ay) 2006’da çıktı. Mayıs 2007’de ise Yeni Ay’ın özel baskısı ve üçüncü kitap Eclipse (Tutulma) yayımlandı. Stephenie, bunun üzerine Arizona Eyalet Üniversitesi’nde kutlama yapmak için bir davet düzenledi. Geceye kan kırmızı bir elbise ile katılmıştı. Binden fazla kitap imzaladığı bu gecede, tüm bakışlar üzerindeydi. Bu özel elbise, daha sonra bir kitapçının meme kanseri ile savaş için düzenlediği “Project Book Babe” adlı bağış toplama etkinliğinde açık artırmayla satıldı.

Haftalarca çoksatanlardaydı

Stephenie, yazarlık yolculuğuna sağlam ve başarılı ilk adımlarla başlamıştı. Anlaşmada olduğu gibi üç kitabı tamamlamıştı. Ancak yazacakları henüz bitmemişti. İlk üç Alacakaranlık kitabı, The New York Times çoksatanlarda 143 hafta geçirdi.

2008’de, seriye Şafak Vakti adını verdiği dördüncü kitabı ile devam eden Stephenie, aynı yıl dört kitabı ile USA Today çoksatanlar listesinde ilk dörtteydi. 2009’da da bu yeri kimselere bırakmadı. Aynı yıl USA Today, Stephenie’in J.K. Rowling’in çoksatanlar listesindeki rekorunu kırdığını açıkladı. Dört kitap, ilk onda aralıksız 52 hafta geçirmişti.

Hiçbir şey başarısını gölgeleyemedi

2009’da bir intihal iddiasıyla karşı karşıyaydı. The Nocturne’ün yazarı Jordan Scott, Şafak Vakti’nde Bella’nın doğaüstü bir şekilde hamile kalmasının ardından vampire dönüşmesi kısmının, romanının hikâyesine benzediğini iddia ediyordu. Stephenie ise, yazarı tanımadığını, romanı bilmediğini açıklayarak suçlamaları kabul etmedi. Scott, her ne kadar uğraşsa da bu durumu kanıtlayamadı ve konu böylece kapandı.

2009 yılı, Stephenie için oldukça zorlayıcıydı. Alacakaranlık serisi başarıdan başarıya koşsa da Amerikan Kütüphane Derneği’ne göre müstehcendi. Ayrıca dini görüşler sebebiyle de aykırıydı. Bazı kütüphane ve okullardan toplatılmak istense de bu girişim ne yazarın ne de serinin başarısına gölge düşüremedi. Alacakaranlık serisi, Ekim 2010 itibarıyla 38 dile çevrildi. Dünya çapında yüz milyonun üzerinde sattı.

Film uyarlamalarıyla fırtınalar estirdi

Stephenie, ilk kitaptan sonra bir devam filmi için hikâye yazma hazırlığındaydı ki, yayıncısı iki kitap ve devam filmi ile takip etmesi konusunda ısrar ediyordu. Üç kitabı tamamladıktan sonra devam filmi için hazırladığı hikâye, daha sonra Şafak Vakti’nde yayımlandı.

Bu serinin yanında Stephenie, doğaüstü etkilere sahip kötü balo gecelerini konu eden, “Hell on Earth” adını verdiği kısa bir hikâye yazdı. Hayranları, bu küçük hikâyenin bir romana evirilmesini çok istese de Stephenie, bu süreçte serinin üçüncü kitabını yazmakla meşguldü.

Kitapla birlikte fırtınalar estiren bir film serisi de oluşmaya başlamıştı tabii. Summit Entertainment şirketi, kitapları “Alacakaranlık Efsanesi” adıyla bir film serisine dönüştürdü. İlk üç kitap, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında beyazperdeye yansıdı. Dördüncü kitap Şafak Vakti ise, iki ayrı film şeklinde çekildi. İlk film Kasım 2011, ikincisi de Kasım 2012’de vizyondaydı.

Stephenie’nin anlattığı, bir aşk hikâyesinden çok fazlasıydı. Edward’ın bir vampir olarak herkesin aklından geçenleri okuyabiliyorken Bella’nınkileri okuyamaması, aralarında sadece aşkla özetlenemeyecek bir çekimi doğuruyordu. Bella, kendini arıyordu. İnsan olmanın yükü altında ezilmekle oradan oraya savrulmak arasında sıkışıp kalmışken, taşıyamadıklarımızın suretiydi belki de. Öyle ki hikâyesi akıp yolunu bulduğunda Bella nefis bir vampir olmuştu. Stephenie, belki de okuruna, izleyicisine, cesaret göstermek, inandığının peşinden gitmek gerektiğini böylesine fantastik bir dille anlatıyordu…


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın