ANNE FRANK'I VE ÇAĞDAŞLARINI HATIRLAMAK

Anne Frank, 1933 ve 1939 yılları arasında Nazi zulmünden kaçan üç yüz bin Musevi'den yalnızca biriydi. Yetmiş sekiz yıl önce, on üçüncü doğum gününde başlayıp Ağustos 1944'te ailesiyle birlikte Gestapo tarafından tutuklanışına kadar tuttuğu günlük, onu tüm dünyanın tanıdığı biri haline getirdi.


Eğer 1945 yılında, zorla alıkonduğu toplama kampında yaşamını yitirmeseydi bugünlerde doksan bir yaşında olacaktı. İkinci Dünya Savaşı'na dair anlatıların en güçlülerinden biri olan hâtıra defterini belki başka anlatılar ya da kurgusal hikâyeler izleyecek ve Anne, hep hayal ettiği gibi, ünlü bir yazar olacaktı. 


Anne Frank, Nazi zulmünün canından ettiği çocukların ne ilkiydi ne de sonuncusu. Onu bu denli özel kılan, tüm dünyayı kasıp kavuran bu zulmün kayıt altına alınması gerektiğini çok genç bir yaşta fark etmesi, "Arka Ev" de yaşadıklarını büyük bir içtenlik ve beceriyle kaleme dökebilmesiydi. Yazdıkları, ölümünden yetmiş beş yıl sonra dahi güncelliğini korumayı beceriyor. Selim İleri’nin, Anne Frank'ın Hatıra Defteri’nin Türkçe baskısı için kaleme aldığı önsözde altını çizdiği gibi, bu “hem tartışmasız hem de utanç verici bir gerçek.”


Gelin, Anne Frank’ın defterine son kez yazdığı 1 Ağustos gününe az bir zaman kala, onun yaşadığı çağa bakan bazı kitapları hatırlayalım.

Auschwitz Dövmecisi - Heather Morris

Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak kaleme alınan Auschwitz Dövmecisi, Nisan 1942’de Auschwitz-Birkenau toplama kamplarına götürülen ve burada esirlerin numaralarını kollarına dövme yapmakla görevlendirilen Lale Sokolov'u merkeze alıyor. İki buçuk yılı aşan esareti boyunca hem vahşete hem de inanılmaz sevgi ve cesaret eylemlerine tanık olan Lale, hayatının aşkını da soykırımın izini tenlere silinemez bir şekilde kazırken buluyor.

Ahşap Sandık Üzerindeki Çocuk - Leon Leyson 

Steven Spielberg'in ünlü filmi Schindler'in Listesi'ni duymayan yoktur. Leon Leyson, insan doğasındaki karanlığın kendini gösterdiği pek çok an yaşadı; evinden zorla koparılıp önce bir gettoya, sonra da çalışma kampına sürüklendi. Üstelik o sıralarda, tıpkı Anne Frank gibi, küçük bir çocuktu. Elinde hayatta kalma arzusundan başka hiçbir şeyin kalmadığı bir anda, bir Nazi onun ve daha pek çok insanın hayatını değiştirdi. O Nazi, Oskar Schindler'di ve "listesi" Nazi ağına yakalanmış Leon gibi binden fazla Musevi için hayatta kalmak anlamına geliyordu. Ahşap Sandık Üzerindeki Çocuk, Schindler'in Listesi'ne konu olan olayların birinci ağızdan anlatısı.

Elleri Olmayan Kız - Edith Eger 

Auschwitz’deki bir çocuk için en korkulu rüyalardan biri de Nazi subayı Dr. Mengele'nin eline düşmekti. "Ölüm Meleği" lakaplı Josef Mengele, toplama kamplarına kapatılan çocuklar ve engelli kişiler üzerinde yaptığı ölümcül deneylerle tanınıyordu. Edith Eger de o çocuklardan biriydi. Mengele’nin elinden kurtulmayı başardı ama geçmişiyle yüzleşmesi ve barışması otuz beş yılını aldı. Bu yüzleşme de Elleri Olmayan Kız’ı doğurdu.

The Note Through The Wire -  Doug Gold

“Aşk engel tanımaz.” Bu cümle her ne kadar klişe gelse de, içinde bir doğruluk payı var. Yeraltı direniş örgütlerinde çalışan Josefine Lobnik’le bir savaş tutsağı olan Bruce Murray’nin savaşın ortasında filizlenen aşkı bunun en güzel örneklerinden biri. Onların hikâyesini aktaran ise damatları Doug Gold.
 

Edith's Story – Edith Velmans

Edith de, tıpkı Anne Frank gibi, savaşın başında ergenliğe yeni adım atıyordu. Fakat onun savaşla sınavı Anne’ınkinden farklı oldu. Protestan bir ailenin yanına gönderildi, adını ve kimliğini değiştirmek zorunda kaldı, ailesinden ayrı düştü. Tüm bunlar onu hayatta tutmak içindi. Gizli kimliğini yalnızca günlüğüyle paylaşan Edith Velmans, hayatta kalmayı ve kendi hikâyesini anlatmayı başardı. 

Renia's Diary - Renia Spiegel

Savaşın soğukluğunu ve yıkımını kayda geçiren, içini sayfalara döken bir diğer kişi de Renia Spiegel’di. O, Anne Frank’tan yaşça biraz daha büyüktü, ergenliğinin en zorlu yıllarını yaşıyordu. Toplama kamplarına gönderilmemek için saklandığı çatı katında bulunup, Gestapo tarafından sokak ortasında öldürüldüğünde henüz on sekiz yaşındaydı. Günlüğünün açığa çıkması ve sözcüklerinin insanlara ulaşması için aradan yetmiş yıl geçmesi gerekti. 

 


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın