DÜNYANIN RÜYASI

Üçüncü Günün Şafağı

Burcu Arman 

beyazkadincataldilli@gmail.com 

Uzun yollar, uzun geceler, bitmeyen yolculuklar, değişmeyen mevsimler, belki de yalnızca akşam ıssızlığında zaman geçirme ihtiyacı... Anlatı geleneğinin yolculuğu oldukça uzun. Şehrazat’ın milyonlarca gece anlatabileceği kadar  çok hikâye var yeryüzünde. Edebi dünyanın doğuşu, belki de ardından gelecek ve bir sonraki nesillerin üstatlarının rüyalarını, oradan da satırlarını süsleyecek masallardan ilham alınanlar... 

Karakarga Yayınları’ndan çıkan on bir kitaplık seri, anonim masallardan oluşuyor. Ait olduğu kültürün, coğrafyanın, öğretilerin, geleneklerin izlerini taşıyan masallar bunlar. Bu nedenle okurken bazen öylesine şaşırtıyor, öylesine meraklandırıyorlar ki! Anlatıldığı dönemlerin şartları, kültürün hayal gücünü tetikleyenler, çocukların sokaklarda oynadığı oyunlar... Hepsini masalların birleştiği noktada düşününce insan ister istemez başka dillerin hayal dünyasına dalıveriyor. 

Masalların anlatıldığı topraklara göre yalnızca dilleri, anlatım şekilleri değil; sembolize ettikleri, üzerinde durdukları ana fikirleri, vermek istedikleri dersler hatta anlatılışları bile değişiyor. Zaten biricikliği güzel kılan da bu değil mi? Asıl mevzuya; şimdilik biraz kurcalayacağımız iki kitap olan İrlanda Masalları’yla İran Masalları’na gelince, çok net çizgilerle ve tam da bu yollarla ayrılabiliyor. Gerçi okumaya başladıkça masallara halihazırda meraklı olanlar, üzerinde hangi kültürden çıktığı yazmasa bile ufak farklılıkların, ince kültür izlerinin farkında olacaktır. Belki İran Masalları içlerinden sıyrılacak, benim gibi sizi de şaşırtacaktır, kimbilir... Dini etkilerin yanı sıra özellikle kadercilik, her ne yaparsa yapsın geri dönme, geri dönülüp yaşanması gereken şeyin yaşanması haliyle sıkça karşılaşılıyor İran masallarında. Sanki hep belli bir rota var ve aynı şekilde dönülmese, üzerine yıllar ve tecrübeler eklense bile bir başa dönme sözkonusu. Tüm bu köklerle birlikte elbette ki inanç her şeyin başında geliyor. Neye olursa olsun inanmak, kendine, Tanrı’ya, öğrenmeye, başarıya... Büyücüler, gulyabaniler ve hayvanlardan insana, insanlardan da hayvana biçim değiştirme çeşitleri, bu masallardaki en sevilen ögelerden.

Ama beni en çok eğlendiren hayvanların fazlaca insani özelliklere sahip olduğu masallar oldu ki bu da favori belirleme hakkımı kesinlikle Kedi ile Fare’den yana kullanmama neden oldu. Başka kültürlerin masalları sanırım her zaman daha neşeli, daha bilinmezli ve daha eğlenceli. Fare yediği için pişman olup inancın peşinden giden Kedi’nin yeniden yoldan çıkışı ve mütemadiyen yediği fareler üzerine, dünyanın birden kediler ve fareler üzerinden yaşadığı savaşa şahit oluşumuz! Atlara binen, kedileri tek yumrukta bayıltan kılıç kuşanmış fareler, Çizmeli Kedi masallarıyla büyümüş dünya insanlarını şaşırtmamalı ama yine de bunu başarıyor. Özellikle de ölen farelerin her biri için kafalarını toza bulayıp yas tutan arkadaşlarından bahsedilen bölümlerde ki bunu epey sıklıkla yaptıkları söylenebilir. Bulabildiğim bir iki kaynak der ki; bu İran’da çok eski bir yas geleneğiymiş. Masala bu şekilde yansıması ise bambaşka bir güzellik! Bir yandan gözünüzden yaşlar gelerek okurken diğer taraftan bu masallarla büyüyen çocukların hayal dünyasında hangi atların koşturacağını düşünmeden edemiyor insan. Kitabın editörü Başak Tan’ın önsözde belirttiği gibi, bu masalın tüm derlemeler içinde en meşhurlardan olduğu ve hatta günümüzde bile çocuklara anlatıldığı bir gerçek. 

Doğudan batıya hızlı bir geçiş... İrlanda Masalları. Aslında batı kültürünün belki daha benimsenmiş ve sonrasında fantastik dünyalarda da kendini sıkça göstermiş unsurları tam da burada, İrlanda’nın tatlı köylerinde yaşıyor. Bu masalların ana kahramanları, su ve kara perileri olmak üzere ikiye ayrılıyor. Masal bu ya; genelde topluluklar halinde yaşayan ve kendi dünyalarında tıpkı insanlar gibi kültürleri olan yaratıklar. Yalnız yaşayanlarsa biraz daha kötücül, hatta biraz sinsi bile denebilir. W. B. Yeats’in hikaye anlatıcılarından dinleyip derlediği masallarda her birine rastlamak mümkün pek tabii. Aralarında Leprikon gibi ünlü olanlar, sonraları fantastik hikayelerin içine dahil olacaklar da epeyce fazla.

Diğer yandan İrlanda kültürünün alt öğeleri yine masalların her yerine –peri tozundan da fazla– bulaşmış durumda. Birbirleriyle daha iç içe olan, bu yüzden âdetleri de masallara sirayet etmiş bir kültür onlarınki. Yeni ev kutlama yemekleri ya da birlikte çıkrık eğirmek gibi... İyilerin ödüllendirildiği, kötülerinse sonunda bir şekilde gözünün açılmasını sağlayan ya da derslerinin en sağlamından verildiği, genelde gülümseten masallarla dolu İrlanda kültürü. Savaşlar ve savaşçılar, doğum ve ölüm ana temaları arasında mutlaka dolaşıyor.

Uzun lafın kısası yüzlerce yıldır tüm dünya insanları bir rüyaya yatıyor, ama masallardan belli ki, hepimiz başka rüyaların insanlarıyız. Bu çeşitlilik bir kez daha hayran bırakıyor insanı kendine! Bu uzun macera için teşekkürler Karakarga Yayınları!

Satın almak için tıklayınız.

Satın almak için tıklayınız.



Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın