SELİN ÇINAR: MACONDO İLGİNÇLİKLERLE DOLU BİR YER

Elif Şahin Hamidi

Genç sanatçı Selin Çınar’ı dergilere, müzik gruplarına ve çeşitli markalara yaptığı tasarım ve illüstrasyonlarla tanıyoruz. 1989 doğumlu Çınar, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü mezunu ve bugüne dek pek çok sergiye katıldı. Eskişehir’deki kendi atölyesinde, çizgileriyle yepyeni dünyalar kurmaya, üretmeye devam ediyor. Çınar’ın son işlerinden biri Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanını çizgileriyle var etmek olmuş. Marquez’in sözcüklerle inşa ettiği o büyülü dünya, Çınar’ın çizgilerinde dile gelmiş, cisimleşmiş. Dört yıl, on bir ay ve iki gün boyunca aralıksız yağmur yağan, pek çok büyülü gerçekliğin hüküm sürdüğü Macondo, Çınar’ın çizgileriyle oldukça sahici bir şekilde gözlerimizin önüne serilmiş. Çınar, bu illüstrasyonları Can Yayınları’nın bir kitap projesi için yapmış. Selin Çınar ile Yüzyıllık Yalnızlık'ı çizgilerle var etme sürecini, hayal dünyasını nelerin beslediğini, salgın döneminin kendisi üzerindeki etkilerini konuştuk.

Gabriel Garcia Marquez’in, büyülü gerçekliğin en güzel örneklerinden biri olan Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanı için yaptığınız illüstrasyonların hikâyesini öğrenebilir miyiz? Bir kitap projesi mi bu? 

Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanı için çizmiş olduğum illüstrasyonları Can Yayınları için yaptım. Evet, bir kitap projesi bu. Yakın zamanda bu konu ile ilgili gelişmeleri paylaşacağım.

Çizimlerin doğuşu, ortaya çıkışıyla ilgili süreçten bahseder misiniz biraz? Nasıl bir çalışma sürecinden geçtiniz?

Çizimlerin doğuşu, kitabı okumam ve üzerine etkilendiğim sahneleri not almamla başladı. Can Yayınları beni bu konuda çok özgür bıraktı. Bana kalırsa bu gibi projelerde özgür olmak çok önemli. Özgürlük hissi, Marquez’in kaleminin ilginçliği, benim bu gibi agresif ve farklı hikâyelerden haz alıyor oluşum, bu çalışmaları ortaya çıkardı.

Yüzyıllık Yalnızlık'ı ilk okuduğunuzda neler düşündünüz, ne gibi bir etki bıraktı roman sizde? Dört yıl, on bir ay ve iki gün boyunca aralıksız yağmur yağan, pek çok büyülü gerçekliğin hüküm sürdüğü Macondo’yu kafanızda nasıl canlandırdınız? Sizin inşa ettiğiniz Macondo hakkında neler söylersiniz? 

Yüzyıllık Yalnızlık'ı ilk okuduğumda çok etkilendim. Kitabın karanlık oluşu, olayların ilginçliği benim çok dikkatimi çekti. Zaman zaman isimleri hatırlamada zorluk çektim, ama genel olarak bayılarak bitirdiğim bir kitap oldu. Kitabı okumaya başlayacaklar için bir öneride bulunmak istiyorum: Sakın kitabı ara vererek okumasınlar. Çünkü kitapta birçok isim aynı ve ara verdiğiniz zaman hepsi birbirine karışıyor. Onun dışında Macondo ilginçliklerle dolu bir yer. Her bir bölümü okurken çok heyecanlandığımı ve her karenin hayalini kurduğumu hatırlıyorum. Dört yıl boyunca aralıksız yağmur yağdığı dönemin olduğu bölümde çok sıkılmıştım. Nedeniyse, havanın sürekli kapalı olması, yağmurdan dolayı insanların çamurda hareket edememeleri, genel olarak normal hayatta hiç sevmediğim şeyler. Bu bölümü çizerken renklerinden tutun kompozisyonun geneli olarak o sıkıcılığı vermek istedim. Ve sıkıcı bir kare yarattığımı düşünüyorum. 

Marquez’in büyülü gerçekliği ile sizin gerçekliğiniz arasında bir bağ olduğu söylenebilir mi? Sizin çizgileriniz de edebiyattaki büyülü gerçekliğin, çizgilerde dile gelmiş hali diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

Bu kitabı okuduktan ve proje netleştikten bir ay sonra Japonya’ya gittim. Japonya’yı gezerken bir yandan bu çizimlerle ilgilendim. Genellikle gündüz gezip akşam bir köşeye çekilip bu kitap için çizimler yapıyordum. Bu dönemde bu projeyle ilgileniyor olmak yaratıcılığımı çok artırdı. Hem görsel olarak kendimi besliyordum hem de kafamda “Acaba genel çizgimin biraz dışına nasıl çıkabilirim?” sorusuyla farklı karakterler ve atmosferler yaratma isteği doğuyordu. Hemen hemen her gün kafamda çok güzel şeyler canlanıyordu. Hikâyenin farklı oluşu, benim yaşadığım yerden çok uzakta çok farklı bir ülkede oluşum bu çizimleri besledi. Elimden geldiğince o dünyaya ait şeyler çizmeye çalıştım. Her seyahat insanı çok güzel besliyor. Fakat Japonya bu çizginin biraz dışına çıkmamı sağladı. Büyüleyici ve kendi hislerimle yüz yüze geldiğim bir dönem oldu benim için.

Hayal dünyanızın beslendiği diğer kaynaklar neler? Sanatın farklı disiplinlerinden nasıl besleniyorsunuz? Sinema, resim, edebiyat ya da müzik üretiminize nasıl bir katkı sunuyor? Örneğin rap müzikle ilginizi ve albüm kapağı illüstrasyonlarınızı biliyoruz. 

Beni ve hayal dünyamı besleyen en önemli etken müzik. Müzik beni çok farklı yerlere götürüyor. Hayal gücümü çok besliyor. Bunun dışında alanımda üretilmiş sanat eserlerine bakmak ufkumu genişletip beni gaza getiriyor. Çevremde takip ettiğim sanatçıları bol bol gözlemliyorum. Yeni, güncel işleri kovalıyorum. Karşıma çıkan farklı sanat eserleri, bu gibi çalışmaları üretmeden önce bana ilaç gibi geliyor. İllüstrasyon dışında fotoğraf ve müzik ile ilgileniyorum. Yakın zamanda bu alanlarda yeni çalışmalar üretmeye ve kendimi beslemeye devam edeceğim. 

Edebiyat eserleri arasında sizi etkileyen ve resimleme heyecanı uyandıranlar var mı? Kimleri okuyorsunuz?

Haruki Murakami’nin tüm eserlerini çok seviyorum. Murakami’nin kalemini ve hikâyelerini kendime çok yakın buluyorum. Yakın zamanda belki keyfi birkaç çalışma yapmayı bile düşünüyorum. Murakami’nin en sevdiğim kitapları ise İmkânsızın Şarkısı ve Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları. 

Farklı kültürlerden, mitolojilerden esinlenmeler var sanırım çizimlerinizde. Örneğin Hint ve Uzakdoğu, belki arkakik kültürler. Yanılıyor muyum?  

Farklı kültürlerden ve insanlardan etkilenme durumu birçok sanatçıda olan bir şey. Çünkü farklılık her zaman insana çok iyi geliyor. Ruhumuzu beslemek çok önemli.  Beni besleyen en önemli şeylerden biri güzellikler ve çeşitlilik. Hayvanlar, farklı kültürler, doğa, yeryüzü her zaman incelediğim ve etkilendiğim şeylerin başında geliyor. Ruhumu besledikçe daha güzel şeyler üretmeye ve farklı dünyaları çizmeye devam edeceğim.

Çocukluk döneminden beri çiziyorsunuz. Biraz o günlerden ve kendinizi keşif sürecinizden bahseder misiniz? 

Çok küçük yaşta çizim yapmaya başladım. Çizimle olan serüvenimin en başından beri her zaman ilham aldığım insan babam oldu. Babam ben çizim yaparken benimle sürekli ilgilenir ve fikirler verirdi. Onunla beraber birçok resim yarışmasına katıldım. Ve zaman ilerledikçe, işler ciddileşmeye başlayınca bu tutkumu bırakmayacağıma karar verdim. Çok zor dönemler geçirdim. Parasız kaldım ama bu tutkumu hiç bırakmadım. Ve verdiğim bu karar için kendimle her geçen gün daha da çok gurur duyuyorum. Çevremde birçok insan “Mühendis, doktor, öğretmen olabilirsin, sanatı yan dal olarak yap,” dese de ben inat ettim ve bu yola girdim. On beş senedir buralara gelmek ve daha güzel günler görmek için çabalıyorum. Yaptığım çalışmaların insanlara ulaşıyor olması ve beni destekliyor olmaları beni çok mutlu ediyor. Ölene kadar kendimde birçok şeyi keşfedeceğimi ve bunu çizimlerime aktaracağımı biliyorum. İnandığınız zaman inanın her şey oluyor. Ben olması için çabalıyorum. Ve sanırım yeni yeni meyvelerini almaya başladım.

On sekiz kişiden oluşan bir sanatçı kolektifi olan Krüw’ün üyeleri arasındasınız. Sanatla uğraşmanın ve sanatla ayakta kalmanın zor olduğu ülkelerden birinde yaşıyoruz. Krüw ve bu gibi kolektifler ne işe yarar, genç sanatçılara nasıl bir yol çizer? 

Uzun süredir düşünülen ve sonunda Uçman Balaban ve Derin Çiler tarafından kurulan bir ekip Krüw. Bu ekip, bünyesinde farklı sanat dallarını ve sanatçıları barındırıyor. Sanatla uğraşmanın zor olduğu bir dünyada böyle bir aile içerisinde yer alıyor olmak çok güzel. Hem birbirimize destek oluyoruz, hem hep beraber ilerliyoruz. Şu ana kadar 10’a yakın sergi açtık. Bu sergilerle çok güzel bir çevre edindik. Yanlışları, doğruları hep beraber bulduk. Sanatın erişebilir olması, herkesin sanat eseri satın alabilmesi için yaptığımız çalışmaları uygun fiyatlarda sergiliyoruz. Bu gibi adımlarla oldukça güzel şeyler olacağına inanıyorum. Türkiye’de Krüw gibi oluşan ve ilerleyen birçok topluluk doğdu. Bunların gün geçtikçe artması ve çeşitliliği bana iyi bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Yeni güzel projelerle geliyoruz.

Bugünlerde neler yapıyorsunuz, yapmayı planlıyorsunuz? Eskişehir’deki atölyede neler oluyor? 

Uzun süredir müzisyenlere, markalara ve reklam ajanslarına çalışmalar yapıyorum. Yaklaşık altı senedir çoğunlukla “artwork” çalışıyorum. Önümüzdeki aylardaki yeni projelerim arasında müzisyen albüm kapakları, kitap kapakları ve kişisel çalışmalarım yer alıyor. Olabildiğince üretmeye ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. On sene önce müzikle çok iç içeydim, parçalar yapıyordum. Bu ara o döneme dönmek için biraz kendime alan yaratmaya çalışıyorum. Müziğe tekrar dönme fikri beni mutlu ediyor. Umarım yakın zamanda bunu başarırım.

Zor zamanların yaratıcılığı beslediğini göz önüne alırsak, Corona günleri nasıl yansıdı/yansıyacak çizgilerinize, üretiminize?

Aslında zor zamanlar, benim yaratıcılığımı pek beslemiyor. Dünya çapında zor zamanlardan geçiyor olsak da benim için pek bir şey değişmedi. Ben genel olarak evde çalışan ve arada dışarı çıkıp bisiklet süren, bazen arkadaşlarımı gören bir insanım. Bu salgının patlak vermesiyle bir şeylerin “zorunluluk” başlığı altında oluşu, sanırım beni biraz rahatsız etti. Onun dışında, zaten yaşadığımız dünya öyle pek güzel bir yer değildi. Ve ben gündemden, haberlerden, olan bitenden kendimi hep uzakta tutmaya çalıştım, çalışıyorum. Her sabah uyandığımda haberlere bakmak yerine yeni albümlere, sanatçılara göz gezdiriyorum. Bu her zaman işe yaradı. Bir şeyleri kabul edip aslında içinde değilmiş gibi yaşamak beni iyi hissettiriyor. Yoksa delirirdim diye düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda sosyal medyadan daha çok uzakta kalıp kendime vakit ayırmak ve farklı çalışmalar yapmak istiyorum. Ben güzellikten ve iyilikten beslenen bir insanım. Aslında hayatın akışına kendini kaptıran sinirli, düşüncesiz, olumsuzluklardan çok etkilenen biriydim. Uzun süredir iyi ve güzel bir ruha sahip olmak için çabalıyorum. Değişim her zaman işe yarıyor. Benim amacım kötü düşüncelerimi, huylarımı aza indirgeyip güzel bir ruhla ilerlemek. Bu şekilde ilerlersem başaracağıma ve güzel çalışmalar ortaya koyacağıma inanıyorum.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın