TEKİNSİZ ARKADAŞIMIZ ÖLÜM

Yankı Enki

İlk modern bilimkurgu romanı olarak kabul edilen Frankenstein’dan sonra yayımladığı kitapların üzerinde, bazen isminin yanında bazen de isminin yerine “Frankenstein’ın yazarı” ifadesi bulunan Mary Shelley, diğer roman, öykü ve kurgudışı çalışmalarıyla da ölümsüzlük ve ölümlülük, maddiyat ve maneviyat, ruh-beden-zihin üçgeni, inanç ve etik gibi belli başlı konuları gündeminden düşürmemiş bir yazar. 

İthaki Yayınları’nın Karanlık Kitaplık dizisinden, Doğa Özışık çevirisiyle yayımlanan ve Karanlık Yazılar başlığı altında toplanan seçki de, yazarın kalemiyle ne kadar karanlık bir dünya inşa ettiğini ortaya koyuyor. Böylece aynı diziden, yakın zamanda yayımlanan bir başka Shelley romanı olan Mathilda’yla birlikte yazarın gölgede kalmış eserleri raflarda Frankenstein’ın yanına gelmeye devam ediyor. İkisi kurgudışı olmak üzere toplam yedi kısa metnin bir araya getirildiği derlemede, hem Shelley’nin kendisinden önceki dönemin gotik romans geleneğiyle yoğurduğu kurgucu yönünü hem de gündemi takip eden, gözlemleyen, yorum yapmaya çalışan aktüel yönünü -elbette doğaüstü unsurların da devreye girdiği bir perspektif eşliğinde- görmek mümkün.

Türkçede daha önce de yayımlanan ve diğer kısa eserlerine göre bilinirliği biraz daha yüksek olan “Ölümlü Ölümsüz” öyküsü, seçkinin ilk metni olarak sıradaki yazıların da tonunu belirliyor. Öleceğini bilerek yaşamakla lanetlenmiş insanlığın bu evrensel derdini alıp spekülatif bir çatı altına taşıyan yazar, tipik bir ölümsüzlük değil de farklı bir ölümsüzlük, ölümlü bir ölümsüzlük tartışmasını açıyor. Hem bir noktaya kadar ölümsüz olan, sevdiği her şeyin yok oluşuna katlanmak zorunda kalan hem de bir gün öleceğini bilerek yaşayan, acısı diğer gotik romanslardaki kahramanlara göre iki kat artan, romantizmin karanlık dünyasını sırtında taşıyan bir kahramanın öyküsü bu.

“Roger Dodsworth: Dirilen İngiliz” başlıklı ikinci metin ise zamanında çığ altında kalıp donan ve aradan yaklaşık iki yüzyıl geçtikten sonra dirildiği iddia edilen bir İngiliz hakkında, yer yer yazarın kurgucu tarafının da sızdığı bir makale. Shelley, 1820’li yıllarda yazdığı bu metinde ölümün ve hayatın anlamını, insanın geçiciliğini tartışırken dirilen, geçmişten gelen bir kahramanın karşılaştığı yeni dünyayı yorumlama şekillerini de ele alıyor. Diğer yandan, bu seçkide yer alan öykülerden biri olan “Valerius: Dirilen Romalı” ise yazarın aynı temayı bu sefer kurgulayarak işlediği bir eser. Çağdaş dünyanın değişimi, bir dönemin görkemli geçmişinin artık bir enkaza dönüşmesi, değerlerin yozlaşması ya da anlaşılmaz hâle gelmesi, çağdaş hayatın sadece ve sadece bir hayal kırıklığından ibaret olması hakkında, değişmeyen tek şeyin gökyüzü olduğu bir dünyada göklerden başka bakacak bir şeyin de kalmadığını anlatan, gotik edebiyatın harabe hayranlığını odağına taşıyan melankolik bir diriliş öyküsü bu.

“Dönüşüm”, “Kem Gözlü” ve “Rüya” başlıklı diğer kısa öyküler de yine Shelley’nin önemli gotik temaları işlediği metinler. “Dönüşüm” bedenini çaldıran bir adamın şeytani pazarlığını anlatan, daha ziyade ders verme niyeti taşıyan bir öyküyken, “Kem Gözlü” heyecanı ön plana çıkarmayı amaçlayan gizemli bir macerayı anlatıyor. “Rüya” ise soyunun son temsilcisi olan bir kontesin, gotik arka planıyla birçok romans unsurunu barındıran karanlık aşk hikâyesine eğiliyor. Elbette bu öykü, o dönemin aristokrasisinin içine girdiği yokoluş korkusunu aktarması açısından -ki bu tema gotik edebiyatın olmazsa olmaz başlıklarından biri- diğerlerine göre daha önemli bir yerde duruyor.

Shelley’nin tartışmacı ya da eleştirmen yönünü sergilediği “Hayaletler Üzerine” başlıklı denemesi ise bu seçkinin en değerli metinlerinden biri. Korku edebiyatı yazarlarının eserlerini okurken en çok tartıştığımız konulardan biri olan hayaletlere inanmak ve/veya onlardan korkmak meselesine yönelik düşüncelerini sunuyor bu yazıda Shelley. “Neden korku?” sorusuna cevap arıyor: “Dünya bir lahit, gökyüzü bir yeraltı mezarı, biz ise yürüyen ölüleriz. Doğuda esen rüzgârın hızı arttı, çarptığı açık pencere kanatlarını zangırdattı; sandım ki, duydum ki, hissettim ki… Ne hissettim bilmiyorum ama ürperdim. Niçin? Bizim ötemizde, bizim bilmediğimiz bir şey var.”

Bizi bazen bir fikrin bazen de bir kahramanın peşinde ölümlü dünyamızda bir yolculuğa davet ediyor Shelley’nin karanlık yazıları, çünkü “Ölüm!” diyor Shelley, “zayıf insanlığın gizemli, tekinsiz arkadaşı!”

Satın almak için tıklayınız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın