SORU VE YANIT ORTAK: KONUMUZ HAYVAN ESENLİĞİ

Nazlı Berivan Ak

Kırmızı Kedi’nin Turuncu Kitaplar dizisini takip ediyor musunuz? Kitap sitelerinden kontrol edildiğinde toplamda 36 ürün listeleniyor. Eskiçağın kadim bilgesi Plutarkhos’un Gevezeler ve Meraklılar’ı da listede, filozof hatip Cicero’nun Yaşlanmayı Bilmek’i de. Korkunun, tekinsiz öykülerin kalemi Ambrose Bierce imzalı Epigramlar ve Şeytanın Sözlüğü'nden Okkalı Maddeler de yayınlanmış, kendi edebi türünü yaratmış Henry David Thoreau’nun Yabani Elmalar’ı da… Mary Shelley, Marcel Proust, Voltaire, Marquis de Sade ve daha birçok şaşırtıcı ismin kısa metinleri Turuncu kapakları ve seri kapak tasarımlarıyla yayınlanmış, yayınlanıyor. 

Dizinin danışmanı Enis Batur, dizinin tanıtım yazısında serinin içeriğini şöyle anlatmış vaktiyle: “Kırmızı Kedi Yayınevi’nin başlattığı Turuncu Kitaplar dizisi patenti yabancı yayıncıdan alınmış bir dizi değil: Kendi seçimimizle yan yana getireceğimiz, yerli ve yabancı yazarların küçük ama derin ve lezzetli örneklerinden oluşacak dizinin çok geçmeden tiryaki okurlarını bulacağına inanıyoruz.”

En Baştan Hayvan Hakları 

Bu yazını konusu Turuncu Kitaplar’ın 30. kitabı: Jean-Marie Coulon ve Jean-Claude Nouët imzalı Hayvan Hakları. Kitabın çevirmeni S. İpek Ortaer Montanari. Coulon ve Nouët 170 sayfada yetmiş soru üzerinden “her türlü antropomorfik ve merhamete dayalı duygusallıktan uzak” bir sohbet gerçekleştirecekler ve ister evcil ister yabani olsun, hayvanların haklarını günümüz yaklaşım ve yasaları çerçevesinde konuşacaklar. 

Kitabın açılışını sinemacı Raymond Depardon yapıyor; ailesinin çiftliğinde geçen çocukluğunu, hayvan dostlarını, doğayla uyumlu hayatını anlatıyor. Köpek Pernod ve at Bijou çocukluğunun, ailesinin, hayatının doğal bir parçası, “Onlar bizim dostlarımız, kardeşlerimiz, abilerimizdi; onlarla konuşuyor, durumlarından endişe ediyorduk,” diyor. Yabancısı olduğunuzu zannetmiyorum bu durumun ya da en azından öyle umuyorum, birlikte büyüdüğünüz bir kediniz, hiç ölmeyecek sandığınız bir su kaplumbağanız, komşulardan gelen şikayetlere inat yıllarca birlikte yaşadığınız bir köpeğiniz umarım olmuştur.  Depardon’a dönelim, “Kardeşim yatılı okula gitmek üzere evden ayrıldıktan sonra iki dostumla tek başıma kaldım; onlarla konuşmaya devam ediyor, beni anladıklarını düşünüyordum.” Ve bir gün geliyor, o da çiftlikten ayrılıyor. “Günün birinde büyüdüm ve onlarla bir veda bile etmeden ayrıldım.” Geri döndüğünde ise artık çiftlik hayatı tamamen değişmiş olacak, yeni bir köpek ve bir traktör var artık çocukluk kahramanlarını yerine. 

Depardon çocukluk hikayesinden bugüne geliyor ve “Günümüzde, gitgide daha da yoğunlaşan kentsel alanlarda yaşıyoruz ve bizimle birlikte yaşayan hayvanların hayatı da büyük alanlarda yaşayanlara göre çok daha zor, onlara karşı iki kat daha fazla koruyucu ve saygılı olmalıyız,” diye tamamlıyor sözlerini. Hayvan Hakları kitabı bunun için önemli, doğru sorular sormak ve yanıtları aramak için. Sert bir metine hazırlık için Depardon’un yürek ısıtan hikayesiyle okuru karşılamak zekice bu arada. 

Orta Yolcu Değil, Ortak Yolcu Kafası 

Biri Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nda Fransa temsilcisi, deneyimli bir yargıç, diğeri hayvan sağlığı ve hayvanları koruma üzerine çalışan üniversite hocası bir patalog. Hayvan hakları konusunu, soru cevap şeklinde ilerleyen bir uzun sohbette değerlendiriyorlar, arka kapakta isabetle söylendiği gibi “orta yolcu değil, tam bir ortak yolcu kafası”, serinkanlı bir sohbet bekliyor okuru.  

İlk bölümde Coulon ve Nouët genel çerçeveyi çiziyor, hayvan hakları teriminin tarihsel, felsefi ve bilimsel gelişimini özetliyor, bugün geldiğimiz ve konuştuğumuz noktaya varış hikayemizi anlatıyorlar. Terimin sorunlu yönleri var mı, ilk ve önemli soru bu. Sahi, “Hayvanlara haklar tanımak aslında insana doğa üzerindeki, hayvanlar dahil tüm varlıklar üzerindeki egemenliğini sınırlandırma sorumluluğu yüklemek değil midir?” Başta da belirtildiği gibi, bu kitap yabani ve evcil hayvanların haklarını tartışacak. O hâlde “İnsanın sorumlu olduğu hayvanların haklarını gözetmesini anlıyoruz. Ya özgürce yaşayan yaban hayvanları, onlar ne olacak?” 

Hayvanların esenliği, doğa koruma alanları, hayvanat bahçeleri, akvaryumlar, yaban hayvanı ticareti, avcılık… Her bir konuya dair önemli tartışmalar var kitapta. Bir o kadar da rahatsız edici ama bilinmesi gereken gerçekler. 

Nesne Değil Özne Olarak Hayvan

Kitabın hayvan hakları ile insan hakları arasındaki ilişkinin tartışıldığı bölümü özellikle ilgi çekici. İnsanoğlunun hayvanlara, kendine benzemeyenlere karşı uyguladığı zulmün, kendi benzerlerine uyguladığıyla aynı nitelikte olduğu bilgisi önemli ve etiğin, hukukun sınırlarını çizerken akılda tutulmalı. 

Peki hayvan hakları için geleceğe yönelik hukuki perspektifler nelerdir? Kitapta yer verilen önemli bir diğer tartışma konusu ve en özet haliyle varılan sonuç, “hukukun nesnesi olan hayvan, hukukun öznesi olmalıdır.”

Sohbet “İnsanın doğaya ve hayvanlara saygısının, insanların birbirlerine duydukları saygıdan ayrılamayacağını göz önünde bulundurmak hukukta çok büyük bir ilerleme olacaktır. 21. yüzyılda insanlık için yeni bir ortak dilden bahsetmek çok mu ütopik?” sözleriyle sonlanıyor. İnsan için işler pek yolunda gitmiyor bu aralar, şüphesiz, umalım ki doğa için bu süreç iyi sonlansın. Yabani ya da evcil, hayvan değil ama insan bu dünyaya çok da iyi gelmedi.  

Satın almak için tıklayınız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın