UYGARLIĞIN TEKNOLOJİK MASALLARI

Ziyaretçi

Yankı Enki

yankienki@yahoo.com

Ted Chiang, geçmişten bahsederken aslında şimdiyi ve geleceği konu edinen, yabancı ırkları veya makineleri işlerken insanı merkeze alan, evren ve varoluşla alakalı, maneviyata ilişkin sorular sorarken birden bizi maddi, elle tutulur bir girdabın içine atan, cüretkâr bir bilimkurgu yazarı. Chiang’ın Geliş kitabında topladığı öykülerini 2017’de Türkçe olarak okumamıza Arrival filmi vesile olmuştu. Aslında öykülerin yazılış tarihlerini temel alırsak -1990’ların başından 2000’lerin başına dek- çok geniş bir zamana yayılan bir derlemeydi bu, ama Denis Villeneuve yönetmenliğinde 2016’da sinemaya uyarlanan “Hayatının Hikâyesi” öyküsü sayesinde Ted Chiang epey geniş bir okur kitlesine geç de olsa kavuşmuş oldu. 

Çağdaş Amerikan bilimkurgu öyküsünden bahsedeceksek aklımıza gelecek ilk isim olan Chiang, ödüllü öykülerini tek tek yakından takip edenleri mütemadiyen heyecanlandırıyor, ama bu, öykülerin bir kitapta toplandıkları zaman yeniden bir heyecana sebep olmalarına engel teşkil etmiyor. Chiang’ın, geçtiğimiz senenin merakla beklenen kitapları arasında bilimkurgu namına öne çıkan öykü derlemesi Nefes, bu kez çok da gecikmeden, Kıvanç Güney’in çevirisiyle yayımlandı. Nefes’te de tıpkı Geliş’te olduğu gibi, yazarın yaklaşık on beş yıla yayılan birikimini tek bir bakışta görmek mümkün.

Dil, üslup ve içerik bağlamında da yazarın kaldığı yerden devam ettiğini söyleyebiliriz. Yine bir yandan teknik, mantık ve bilim sert bir şekilde başrole soyunurken, masalsılık, düşsellik, hayal gücü devreye girip rol çalmaya başlıyor. Chiang’ın çok sevdiği köşeli, matematiksel anlatılarını yumuşatıp makale havasından çıkarıyor ve kurgu lezzeti katıyor. Ortaya yine Geliş’teki gibi hakiki, güncel, somut, günümüze dair endişe verici perspektiflerle dolu bilim ve teknoloji öyküleri ile kader, özgür irade, evrenin yaratılışı, insanın varoluşu gibi temalara ilişkin, cevaplardan çok sorularla dolu hayal gücü öyküleri çıkıyor. 

“Simyacının Kapısı ve Tacir” başlıklı ilk öykü, masal içinde masala yer veren ve zamanda yolculuk konusunu işleyen bir Şark anlatısı. Kitaba adını veren ikinci öykü “Nefes” ise kitaptaki makine ve insan ilişkisini düşündüren metinlerden biri. Bizi kader kavramı üzerine düşünmeye davet eden “Bizden Beklenen” adlı kısacık öykünün ise en vurucu ve akılda kalıcı öykülerden biri olduğunu iddia etmek mümkün. Tıpkı, yine kısacık bir öykü olan ve Chiang’ın Geliş kitabındaki dil ve iletişim konulu öykülerini seven okurların ilginç bulacağı “Büyük Sessizlik” gibi. “Evrenin Göbek Deliği” ise sorularla dolu bir öykü, belki bir sorgulama öyküsü demek lazım, ama klişe soruları tersinden soran, yadırgatıcı bir öykü. “Dacey’nin Patentli Otomatik Dadısı”, diğerlerine göre daha doğrusal ilerleyen, insanın teknolojiyle kurduğu ilişkinin varacağı boyutlarla ilgilenen, nispeten daha klasik bir bilimkurgu öyküsü. “Kaygı Özgürlüğün Baş Döndürücülüğüdür”, paralel evrenler ve paralel benlikler üzerine oldukça sürükleyici bir olay örgüsüne sahip; elbette yazarın yine kader üzerine söyleyecekleri var bu öyküde. Kitabın en uzun öyküsü, hatta kısa roman diyebileceğimiz “Yazılım Nesnelerin Yaşam Döngüsü” ile “Olgusal Gerçeklik, Duygusal Gerçeklik” gibi öyküler de yine teknolojiyle, makinelerin dünyasıyla kurduğumuz ilişkiden yola çıkan öyküler. Bu dokuz öyküyü ayrı ayrı değerlendirip tekrar büyük resme baktığımızda, bu kitabın temel meselesinin teknolojiyle kurduğumuz ilişki olduğu daha da görünür oluyor. Ayrıca, tıpkı Geliş’te olduğu gibi bu kitabın sonunda da yazarın öykülerin çıkış noktalarına dair özel notlarının yer aldığını belirtelim. İlham dünyası böylesine zengin bir yazarın notları, öyküleri okuyanlar için yeni kapılar açabilecek nitelikte.

Ted Chiang

Ted Chiang’ın mistik bilimkurgu eğilimi anlamında Arthur C. Clarke’a yaklaştığı noktalar varken, bazı öykülerde Ray Bradbury’nin trajik öykülerindeki karanlığı, bazen de Asimov’un bilimsel olduğu kadar insani bir tarafın altını çizen metinlerini anımsatıyor. Bu anlamıyla her ne kadar çağdaş bilimkurgunun en önemli öykücülerinden biri olsa da, geleneksel bilimkurgu okurlarının da “klasik” tadı alabileceği bir kalem; çünkü iradenin hürriyetini, neden sonuç ilişkisinin sonsuz döngüsünü, insanın icat ettiği aletle kurduğu tuhaf ve tekinsiz ilişkiyi ustalıkla, özgünlükle ele almayı başaran bir yazar. Hem insana ait uygarlığın hem de yabancı uygarlıkların, bazen makinelerin bazen yapay zekânın ve en önemlisi de bu uygarlıkların arasındaki iletişim biçimlerinin, olanaklarının hikâye anlatıcısı diyebiliriz Ted Chiang için. Nefes de, Geliş’te okuduklarımıza benzer bir şekilde, uygarlığın teknolojik masallarından oluşuyor; bilim ile düş, yapaylık ile hakikat, kadercilik ile özgürlük karşı karşıya geliyor bu masallarda... Yoksa “yan yana” geliyor mu demeli?

Satın almak için tıklayınız.



Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın