KENDİ YOLUNDA YÜRÜYENLER, İŞSİZLER VE GEYİKLER

Çantamdaki Kitaplar

Elif Türkölmez

elifturkolmez@gmail.com

Adile Naşit, Yeşilçam’ın küçük devi, anti-yıldızı, “Çarpık bacakların ve bücür boyunla asla başarılı olamazsın,” denilse de önce kendini, sonra seyircisini yaratmayı başaran başka türlü bir oyuncusuydu. Sibel Öz’ün harikulade çalışması Oyuncu/Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit adlı kitap, oynadığı naif anne rollerine inat, Naşit’in dönemin yıldız sistemini nasıl bozguna uğratıp kendi yolunda adım adım yürüdüğünü anlatıyor.

Kim bilir ne kadar çok insan, “Olamazsın”, “Yapamazsın”, “Başaramazsın” denildiği için yürüdüğü yolu yarıda bırakmıştır. Sesi, koro seçmesi yapan müzik öğretmeni tarafından beğenilmediği için şarkı söylemeye küsmüştür bir küçük kız, halbuki belki de geleceğin Müzeyyen Senar’ı olacaktı.

Yemekleri eleştirildiği için kendine ait küçük bir dükkan açma hayalinden vazgeçmiştir bir genç kadın. Evde çocukları için pişirip taşırmıştır dünyanın en lezzetli dolmalarını, böreklerini. Halbuki belki de geleceğin Julia Child’ı olacaktı.

Adile Naşit'in ailesi: Anneannesi Küçük Virjin Hanım, dayısı Niko, annesi Amelya Hanım ve ağabeyi Selim Naşit

Adile Naşit’in babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”, dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre, kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim... Damarlarında olan bir meslek belki de oyunculuk... Başka bir iş yapması düşünülemeyeceği gibi, bu işi yapmasının da pek kolay olacağı sanılır. Ama altın tepside sunulmamış bu kariyer ona, çok da kolay olmamış onun için girmek, Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncuları arasına.

Yıldız sisteminin ancak güzelleri kayırdığı bir dönemde, Arzu Film ekolüne dahil olup Ertem Eğilmez’in gözüyle kendisinden çok sağlam bir karakter yaratan Naşit’in hayatına tanıklık ederken dönemin Türkiye’sine de sosyolojik bir bakış atmış oluyor insan.

Bu ay çantamdaki en güzel ve özel kitap buydu bu yüzden.

Kitabı okurken sık sık ara verip Arzu Film klasiklerini izlemek çekti canım.

İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabın kapağına, kapaktaki incecik kaşlı, yemyeşil farlı, muzip gülüşlü Adile Naşit fotoğrafına ve arkasındaki pembe mavi çiçekli duvar kağıdına da ayrıca bayıldım.

Adile Naşit, siz ne büyük bir oyuncuymuşsunuz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun.

Yabancı Yayınları harikulade kitaplar basıyor bu ara.

İşsiz, bu yayınevinden çıkan ve çok severek okuduğum bir kitap oldu bu ay.

Lisa Owens’in yazdığı kitap için daha önce duyduğum hem çok komik hem çok ciddi yorumlarının doğru olduğunu, hikâyenin günümüz iş, çalışma, para kazanma, hayat kurma, bir baltaya sap olma anlayışlarının, daha önceki nesillerden nasıl da tümüyle farklılaştığını trajikomik bir dille anlattığını söylemeliyim.

Her neslin ekonomik ve sosyal dengesizlik içinde olmakla ilgili türlü sorunu ve bu sorunların kaynağını ararken ulaşacağı istikrarsız bir devlet ve toplum düzeni vardı elbette.

Savaşlar, ekonomik krizler, gıda ve sağlık sorunları her zaman bireylerin kendilerini gerçekleştirmesinin önüne engeller koydu.

Ama hiç biri günümüzdeki kadar yıkıcı, karmaşık ve zorlu değildi.

İşsiz’i, bütün işsizlere, işi üstüne düşünenlere, işini bırakmak isteyen ama bıraktığı anda ne yapacağını bilemeyenlere, yani herkese öneririm.

Bu ay çantamda gezinen son kitap, Moğolistan’ın Hövsgöl bölgesinde yaşayan bir toplulukla dünyanın en güzel canlılarından olan rengeyiklerini anlatıyor.

Selcen Küçüküstel’le bundan iki yıl önce çektiği harika bir fotoğraf sayesinde tanışmıştım. İnternette karşıma çıkan "ren geyiği ve geyiğin üstüne uzanıp uyuyan bir küçük kızın fotoğrafı"ydı bu.

Fotoğrafı içe kapanıklık konulu bir yazımla bağlantılı olarak Instagram hesabımda kullandım ve altına kimin çektiğini bulamadığımı, bilen varsa ve söylerse mutlu olacağımı yazdım.

Selcen Küçüküstel fotoğraflarını tanıyan çoktu. Hemen "Bu onun fotoğrafı," dediler ve beni büyüleyici güzellikte başka fotoğrafların olduğu bir sayfaya yönlendirdiler.

O zamanlar bir kitap hazırlığında olduğunu bilmiyordum Küçüküstel’in.

O yüzden, çok sevdiğim bir yayınevi olan Kolektif Kitap’tan çıkan Rengeyiği Türkleri: Dukhalar kitabını görünce sürprize uğramış gibi, pek sevindim. 

Hem fotoğraflar hem de yazılar efsunlu bu kitapta.

İnsanın içinden çıkmıyor öyle bir çırpıda.

Geyikli, ağaçlı, bulutlu, taşlı bir kitap bu.

En sevdiğim yerinde duracak kitaplığımın, kalbimin...


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın