EDEBİYATTAN RESME, ÖZKURGUDAN BİYOGRAFİYE

Can Semercioğlu

Norveçli yazar Karl Ove Knausgaard, bir aralar çılgınlığa dönüşmüş altı ciltlik uzun romanı Kavgam’la tanınıyor. Özkurgu türünde yazılmış ve yazarın hayatını olduğu gibi aktaran bu seri gündelik ve sıradan olayları anlatıyor. Daha geniş bir perspektiften bakacak olursak, bir yazarın hayatını tüm detaylarıyla anlatıyor. 

Geçtiğimiz aylarda yayımlanan ve henüz Türkçeye çevrilmemiş olan So Much Longing in So Little Space, popüler kültürü de günümüzde derinden etkileyen ve ikonikleşen Çığlık tablosunun ressamı Edvard Munch’ın hayatını konu ediyor. Fakat alıştığımız biyografilerin ötesinde Knausgaard bu kitapta Munch’un başka bir yönden anlatıyor: Yapayalnız kalmış ve hayattayken eserleriyle hiçbir kazanç elde edememiş bir ressam. Bu anlamda kitap, Munch’un derinlerde yaşadıkları üzerine kurulu bir biyografi niteliği taşıyor. 

Özkurguyu yeniden ve her zamankinden daha güçlü biçimde ünlü kılan, İtalyan yazar Elena Ferrante’yle birlikte sürdürülebilir yeni versiyonlara ilham veren Knausgaard’ın Munch üzerine bir kitap yazmasının sebebi ise Norveçli yazarın Oslo’daki Munch müzesinde bir serginin küratörü olmasından ileri geliyor. Yazar bu serginin ardından Munch hakkında belgesel bir kitap yazmaya karar veriyor.

Knausgaard’ın bu kararı kendisinin otobiyografik (özkurgusal) anlatıdan biyografiye olan geçişini simgeliyor. Birinci şahıs perspektifinden tümüyle kopup bir üçüncü şahsın hayatına odaklanmak, kendisine ait olmayan bir hayatı anlatmak Knausgaard için radikal bir geçiş niteliği taşıyor.

So Much Longing in So Little Space Knausgaard için aynı zamanda edebiyattan resme geçiş anlamına da geliyor. Norveçli yazar, Alman ressam Anselm Kiefer’in bir sergisiyle ilgili kitaba da katkı sunmuştu. Yazarın sanata ilgili olduğu biliniyor. Hatta bir müzayedede Munch tablosu satın aldığı da.

Karl Ove Knausgaard

Gelgelelim kitapta anlatılan Munch ile Knausgaard arasında ciddi bir mesafe olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hem yaşadıkları hayat hem de perspektif bağlamında. Kıyaslayacak olursak, ikisi arasında benzemezliğe dayalı bir simetri olduğunu görürüz. Knausgaard’ın Kavgam serisi yazar hayattayken dünyaca üne ulaşmıştır ama 50 yıl sonra hatırlanıp hatırlanmayacağını kestirmek güçtür. Munch ise tüm bu uluslararası ilgiyi bu dünyadan göçüp gittikten sonra elde etmiştir ve Çığlık tablosuna ilişkin küçük bir detayı görmek bile Munch’u hatırlamaya yeter. Bambaşka iki hayatı yaşayıp, bambaşka iki dalla uğraşıp benzer istikamete giden iki isim bu kitapta bir araya geliyor.

Knausgaard’ın So Munch Longing in So Little Space’te sadece Munch’un hayatının nasıl anlatıldığı ve anlatılacağı sorusunun değil, aynı zamanda izleyicinin bir sanat eserine baktığında aslında ne gördüğü sorusunun da peşine düşüyor. Kitapta Çığlık tablosuna baktığımızda aslında o tabloyu neden ve nasıl göremediğimiz sorusuna ilişkin uzunca bir pasaja yer veriyor:

"Bir sanat eserinin neden ve nasıl etki yarattığını söylemek bazen imkansızdır. Bir resmin önünde durduğumda duygu ve düşüncelerle dolup taşabilirim, kuşkusuz bunlar resimden bana geçer ama yine de bu duygu ve düşüncelerin peşine düşüp renkler ıstırabı yansıtıyor veya fırça darbeleri hasreti çağrıştırıyor demek mümkün değildir."

Yazarın Çığlık tablosunu görmek ve görememek üzerine yaptığı güçlü analizleri kitabın devamında görmek ise pek mümkün değil. Üzerine çalışılmış, tasarlanmış ve planlamış sözcükler bir noktada ve hatta keskin bir şekilde sayıklamaya dönüşüyor. Öyle ki Munch hakkında “gösterilmeyeni gösterme” kaygısı, Knausgaard’ın ressamdan ziyade kendisine odaklandığı bir düzeye geçiyor. Kişisel ve mahrem olanı anlatmak Kavgam için çığır açıcıydı belki ama benzer bir girişime Munch için göz kırpmanın kitap için verimli bir sonuç vermediğini söylemek mümkün.

So Munch Longing in So Little Space, Knasugaard’ın özkurgudan biyografiye geçtiği bir kitap. Bununla birlikte yazar özkurgunun radikal öznelliğinden ne tam anlamıyla kurtulmuştur ne de biyografinin objektifliğini tam olarak benimseyebilmiştir. Dolayısıyla kitabı Knausgaard için her anlamda bir geçiş ürünü olarak tanımlamak yanlış olmaz.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın