DÖNÜŞÜM VE AŞK

Çantamdaki Kitaplar

Elif Türkölmez

elifturkolmez@gmail.com

Bu ay okuyup sevdiğim kitaplardan biri kıymetli bir dönüşümü, diğeri toplumsal baskı karşısında aşkı, öbürü de yoganın sadece pozlardan ibaret olmadığını göstererek, öğretimin tarihi ve felsefesini anlatıyordu.

Bu ay çantamda beni pek mutlu eden, hem büyük bir okuma zevki hem de hacimli ilhamlar veren bir kitap vardı. Seda Yılmaz’ın Giysiler Ne Anlatır adlı anlatısı. Mundi Kitap tarafından basılan bu eğlenceli anlatı sadece bir moda ya da anı kitabı değil. Bir dönemin moda anlayışına sosyolojik ve psikolojik bir bakış atan kitabın yazarı Yılmaz, sadece acımasızca saldırgan, hunharca baskıcı moda akımlarını değil, bu akımlara destek verdiği için kendisini de eleştiren bir yazar.

Çocukluğu 80’li yıllarda geçen yazar, ülkeye o yıllarda giren yabancı markaların dönemin sosyal hayatını nasıl değiştirdiğini kendi hayatı üzerinden anlatıyor. 

Annesi, teyzesi, anneannesi, arkadaşları ile ilişkisi ve onların giysi tercihlerinin ardındaki motivasyondan da bahseden Yılmaz, dergi editörlüğü yaptığı yıllarda zirveye çıkan "moda kurbanlığı" rolünden kurtulma öyküsünü anlatırken çok samimi bir dil tutturuyor.

80’li yıllar, Türkiye’nin McDonald’s'la, Benetton’la tanışması, Prada çantalar, anoreksiya ve blumia gibi hastalıkların ortaya çıkması, kredi kartı, tüketim çılgınlığı derken Seda Yılmaz, bir sabah uyanıp bütün bu debdebeden artık kurtulmak istediğine karar vermesiyle büyük bir dönüşüm geçiriyor.

Seda’yı dergi binasında, çekimlerde ya da açılışlarda uzaktan gördüğümü hatırlıyorum. Hep çok tatlı ve özgün durduğunu anımsıyorum. 

Ve her daim gülümsediğini.

Kendisine böyle güzel bir kitap yazdığı için çok teşekkür ediyorum.

Dönüşümü hayırlı olsun.

***

Kendime küçük bir "okuma meydan okuması" çektim ve kendi doğduğum yıl basılmış bir roman okumaya karar verdim. 

1983 yılında basılmış romanlardan karşıma çıkan ilk eser, Erhan Bener’in Ölü Bir Deniz’i oldu ve ben de hiç itiraz etmeden ve acaba sever miyim diye şüpheye düşmeden onu okumaya karar verdim. 

Kış vakti, tenha bir sahil kasabasında buluşan bankacı Yüksel ile emekli biyoloji öğretmeni Adnan Refik’in aşkını anlatan kitap, orta yaşlarına gelmiş iki insanın evliliği, özgürlüğü, bağlılığı, toplumsal baskıları, birey olmayı, aşkı ve seksi yeniden sorgulayışlarının romanı.

Sonradan hatırladım ki bu kitap filme de uyarlanmış, Türkan Şoray ve Rutkay Aziz kitap kahramanlarımıza hayat vermişti.

Erhan Bener, bu filmi hiç sevmemiş ve Yönetmen Atıf Yılmaz’ın kitabına ihanet ettiğini söylemiş, bu da dönemin edebiyat dedikodularından biri olarak bugüne gelmiş.

Kitap, kendi hakikatlerindense, toplumsal ezberleri yaşamanın insanı nasıl çaresiz bıraktığını, dönemin çarpık toplumsal ahlak anlayışını ve kadın erkek ilişkilerindeki aşk ve gelenek arasındaki çatışmayı, nefis bir Türkçe ile anlatıyor.

***

Bahsedeceğim son kitap Bora Ercan’ın, Surya’dan Patanjali’ye Yoga adlı kitabı. Bu kitap serinin ilk kitabı. İkinci kitap Buda’dan Hatha Yoga’ya Yoga ise önümüzdeki ay okuyacağım kitaplar arasında beni bekliyor. Aldığım eğitimin bir parçası olarak okuduğum bu kitabı, yoga yapsa da yapmasa da tarih ve felsefeye meraklı olan herkese tavsiye ederim.

Yoga tarihi aslında bütün bir dünya tarihine, felsefesine, Modern çağa, günümüze, Batı’ya ve Doğu’ya başka bir gözle bakmayı sağlıyor. Tabiri caizse insanın gözünü ve gönlünü açıyor. Bora Hoca, Türkiye’de yoga konuşan, anlatan, yoganın sadece asanalarını (bedeni çalıştıran pozları)  değil, felsefesini aktaran çok kıymetli, bence bu ülkede yaşadığı için, gurur ve sevinç duymamız gereken bir düşünür, yogi, öğretmen, yazar... Kitaplarıyla henüz tanışmasıysanız muhakkak alın, okuyun ve değişin, dönüşün.

Umarım her daim, çantanız güzel kitaplarla, zihniniz harikulade cümlelerle, kalbiniz çiçekli, neşeli, kıymetli hislerle dolsun.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın