SIRADIŞI BİR “ROMANTİK”: FUSELİ VE ONUN KARANLIK DÜNYASI

SANATIN TARİHİ


Celil Sadık

celilsadk02@gmail.com

Romantizm, her zaman en ilgi çekici akımlardan biri olmuştur. İçinde bulundurduğu tuhaf imgeler, korkunç yaratıklar ve mistik atmosferleriyle incelemeleri oldukça zevklidir. Bu ay Fuseli’nin Kâbus adlı eserine bakacağız. Ancak önce kısaca Fuseli’den bahsedelim.

İsviçreli ressam, 7 Şubat 1741 yılında dünyaya gelmiştir. Aynı zamanda sanat yazarlığı da yalpan Fuseli, hayatının büyük bir kısmını İngiltere’de geçirmiş ve İngiliz romantizmine önemli katkılarda bulunmuştur. 

1781 yılına tarihlenen Kâbus, günümüzde Detroit Sanat Enstitüsü’nde sergilenmektedir. Oldukça ürpertici bir sahne olduğunu söyleyebiliriz. Genellikle izleyici, böyle bir resme baktığında eserin ardındaki hikâyeyi merak eder ve öyküyü yakalayabileceği figür, nesne ya da semboller aramaya başlar. Ancak aradıklarını bulamayacaklar. Çünkü sanatçı bu eseri herhangi bir masal, hikâye veya mitten almamıştır. Dolayısıyla biraz daha ürpermek ve bu resme daha farklı bakmaya başlamak kaçınılmaz!  

Romantik döneme ait resimlerden beklenmeyecek bir korkunçluk, gerilimli bir atmosferden alıyor bu resim gücünü. Tuhaf birtakım figürler, karanlık ve mistik bir atmosfer, başrole oturtulmuş gizem, tüyler ürpertici ifadeler…

Eserde yatağın üzerinde uzanmış bir kadın figürü göze çarpıyor. Eserin adından da yola çıkarak kadının uyuduğuna eminiz. Ancak bu baygınlık geçirmiş bir kadın mı? Sağlığı yerinde mi? Bunların cevabını vermek oldukça zor. Resimdeki kadının karnına oturmuş, doğrudan bize bakan ne ve kim olduğu belirsiz, ürpertici bir yaratık görüyoruz. Bakışları son derece öfkeli, sanki kadının hakkından gelmiş de sırada biz varmışız gibi… 

Esere ismi ile beraber baktığımızda ise kompozisyonu anlamlandırabiliyoruz. Ressam bize bunun bir kâbus betimlemesi olduğunu belirtiyor. Aslında bu tabloda, çoğumuzun deneyimlediği uyku felcinin resmedilişine tanık oluyoruz. Halk arasında karabasan olarak da adlandırılan bir durumdur bu. Kişi hareket edemez, bağıramaz, uyanmak istese de uyanamaz ve tamamıyla çaresiz kalır. Tüm bunlar olurken karartı gibi bir şeyin göğsünde oturduğunu görür, daha doğrusu hayal eder. Bilimde REM adı verilen uyku evresinde yaşanan bu durumda kişi, anlık bir kas felci geçirir. Tam da bu sebeple kendini savunamaz hale gelir ve ne yaparsa yapsın hareket edemez. Ardından rüyadan uyanır, ancak yaşadığı felç nedeniyle aşırı paniğe kapıldığı için zaman zaman halüsinasyon görülür. Eski inanışlara göre, Avrupalılar sırt üstü yatan kişinin karabasan göreceğini düşünürlerdi.

Bu tabloda gördüğümüz de bir karabasan, yani uyku felci… 

Bu dönemde yapılan resimlerde ve özellikle sembolistlerde kâbus sahnelerinin at ve karabasan biçimindeki yaratıklarla ilişkilendirilmesi son derece normaldir. Germen hikâyelerinde sıkça rastladığımız bir olgu vardır; yalnız uyuduğunuzda cadılar veya iblislerin bedeninize sahip olabileceğine inanılır. Cadılar veya atlar tarafından ziyaret edilen, yalnız uyuyan insanların bu iblisler tarafından tecavüze uğradıkları da bilinmektedir. Resmin sol tarafından kompozisyona dahil olan at figürü, sahnede bu göndermeyi güçlendiren bir cinsellik sembolüdür. Eserin orijinal adı Nightmare olduğundan bu yaratığın nereden geldiğini de sözcüklerin değişiminden yola çıkarak anlayabiliyoruz. Nightmare kelimesinde bulunan “mare” yani “mara” hecesi, aslında İskandinav mitolojisinde yer alan şeytani bir ruhun da adıdır ve insanlara rüyalarda işkence etmesiyle tanınır. 

Eserde korkutucu atmosferi güçlendirmek adına Barok tarza yakın bir ışık-gölge kullanımı görüyoruz. Kompozisyon bu sayede son derece karamsar ve kötü duyguları harekete geçiren özellikler taşıyor. Ayrıca arka plana yerleştirilmiş gösterişli perdeler, sol tarafta gördüğümüz sehpanın üzerinde yer alan ayna, kitap ve şişeler de birtakım günahkârlıklara gönderme olabilir. Şişe içkiyi, kitap dünyevi yaşamı, ayna ise gelip geçici güzelliği sembolize ediyor olabilir. Kadın figürünün geceliği ve vücut formunun resmedilişini göz önünde bulundurursak, buradaki figürün günahkâr ve ahlakız bir kadın olabileceği mi vurgulanmak isteniyor? At figürünün yüzüne bakın. Mutlu göründüğünü söylemek çok da zor değil. Yoksa az sonra gerçekleşecek bir tecavüz sahnesine mi bakıyor?  Evet, bu soruların cevabını maalesef bilemiyoruz, çünkü sanatçı eser hakkında bize net bilgiler vermiyor. Ama yine de yapılan yorumların çoğu, kadının o an cinsellik içeren rüyalar gördüğü yönündedir. Kadın, cinselliği arzulamaktadır ve o kadar yalnızdır ki birtakım iblislerden ve korkutucu atlardan bir beklentisi vardır. Bu resim belki de bastırılmış cinselliği temsil eden bir komposizyondan ibarettir. Nihayetinde sanatçının hayatını biraz araştırdığımızda bu tasvir de sürpriz olmaktan çıkacaktır: Fuseli’nin bastırılmış cinselliğinin ürünü olan ilginç fantezileri, bu resmi bence daha da ilginç kılıyor. Bir arkadaşının yeğenine âşık olan sanatçı, genç kadına evlenme teklifi etmiş ancak olumsuz bir yanıt almıştır. Reddedilişi itibariyle bu genç ve güzel kadın, sanatçının fantezilerinin merkezi hâline gelmiştir. Hatta bunları mektuplara bile dökmüştür.  Özellikle şiddete dayalı cinselliği arzulayan Fuseli, Kâbus’u bunun bir yansıması olarak boyamış olabilir mi? Orgazm oluyor gibi görünen kadın figürü korkunç yaratıklar tarafından tecavüze uğruyor. Ressam, karşılıksız aşkını şiddet ve tecavüz ile biçimlendirmeye çalışmış olabilir mi? Ne de olsa mektuplarında da bu tip düşüncelerinden, şiddetten ve tecavüzden bahsediyordu. Yani konusu ve figürleri kadar yaratılış amacı da son derece karanlık, ürpertici ve sert…


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın