DEHALAR VE ÖNYARGILAR: “REDDEDİLENLER SERGİSİ” VE MANET

SANATIN TARİHİ

Celil Sadık

celilsadk02@gmail.com

Yıl 1863… 

Édouard Manet, Salon de Paris yani Paris Salonu adlı sergiye bir resim koydu. Sergiye gelenler ne olduğunu anlayamıyorlardı. Akademik sanatlarla uğraşan insanlar ve resim geleneklerine sıkıca bağlı ressamlar ise eseri gördüklerinde gülüyor, alay ediyor ve hatta hakaret ediyorlardı. O dönemlerde Salon de Paris sergisine adım attığınızda, Manet’nin Kırda Öğle Yemeği tablosunun serginin tam olarak neresinde olduğunu eseri ayıplayan insanların çıkardığı şu sesten anlayabilirdiniz: “Tı tı tı tı…”

Bu basit kompozisyonlu eserin, Batı sanatında çok köklü bir devrim yaratacağını, o sergiyi gezen çoğu insan fark edememişti. O dönem yapılan resimlere göre tüm kuralları ihlal ettiğini söyleyebiliriz. Tuval ölçülerinden tutun da figürlerin duruşlarına kadar sanki akademik resim sanatının tüm kuralları bilinçli şekilde ihlal edilmiş gibiydi. 

Manet, Kırda Öğle Yemeği, 1863

Bu resimdeki sahne insanlara ayıp ve komik geliyordu. Hiç kimse için hiçbir anlam taşımadığı düşünülen bu eser, bir gün modern sanatın en anlamlı yapıtlarından biri olacaktı. Sanatın kurallarını değiştiren ve “sanat için sanat”ın doğuşuna öncü olan eserde bulunan “tuhaflıklar” herkesin bu resim hakkında konuşmasına neden oluyordu.

Peki Manet ne gibi yenilikler ve “tuhaflıklar” yaratmıştı? Öncelikle, eserde dört figür görüyoruz. Bunlardan ikisi kadın, ikisi erkek… Kadın figürlerinden kompozisyonun arka kısmına yerleştirilmiş olanı üzerine ince bir entari giymiş. Bize yakın olan kadın ise tamamen çıplak. İki erkek figüründe ise dönemin üniversite öğrencisi kıyafetleri bulunuyor. Daha önce Batı sanatında çıplak kadın figürleri oldu elbette… Ancak ilk defa bir Tanrıça değil de normal, halktan insanların tanıdığı, sokaklarda gördüğü, merhabalaştığı bir kadının model olarak kullanıldığını görüyoruz. 

Victorine Meurent, burada bize daha yakın bulunan ve resimde dikkatimizi en çok çeken figüre hayat vermiş. Kendisi hem model hem de ressam. Yaşadığı dönemde bunları yapmak çok büyük cesaret ister diyebiliriz. Meurent bize doğru bakıyor ve yüzünde çok tuhaf bir ifade var. Sanki bizi utandırmaya çalışıyor. Çıplaklığını asla umursamayan bu figür dik bakışları ve vücut duruşu ile de oldukça doğal. Yani Manet, Victorine’i çıplak resmetmesine rağmen ön plana seksapaliteyi koymamış. 

Aslında resmin kendisi de buradaki kadın figürü kadar doğal ve cesur: O dönemde genellikle savaş sahneleri ya da dini tasvir içeren çalışmalar büyük tuvallere yapılırken, Manet’nin bir meydan okuma olarak tasarladığı bu kompozisyonun boyutları 2,08 metreye 2,64 metre... Anlayacağınız, bu oldukça büyük bir tablo. 

Kompozisyondaki eylemi tam olarak anlayamamak da oldukça dikkat çekicidir: Burada bir piknik başlıyor mu? Yoksa bitmiş mi? Anlamak çok güç. Ortada kimsenin ilgilenmediği bir meyve sepeti duruyor. Hiçbir figür diğeriyle göz kontağı kurmuyor. Elbette bu sıradan bir piknik değil ama burada tam olarak ne olduğunu anlayamıyoruz.

Kompozisyon ne kadar da saçmaydı oysa, değil mi? İmparator bile gelip bu eseri gördüğünde suratını buruşturmuştu. İnsanlar eserin karşısına geçiyor, gülüyor ve ayıplıyorlardı. İlk sergilendiğinde adı Banyo olan bu eser ve konusu oldukça müstehcen bulunmuştu. Ancak Manet daha sonra eserin adını Kırda Öğle Yemeği olarak değiştirdi. Çok geçmeden tablo, aldığı tepkilerden dolayı sergiden kaldırıldı ancak özellikle genç sanatçılar üzerinde oldukça büyük bir etki bırakmıştı. 

Manet’nin cesareti, diğer cesur ve genç sanatçılara ilham olmuş ve eseri görmek isteyenlerin sayısı giderek artmaya başlamıştı. Yoğun istek üzerine iş imparatora kadar çıktı ve kendisinin özel izni ile “Reddedilenler Sergisi” açıldı. İlk sergiye kıyasla çok daha fazla insan Manet’in çalışmasını görmek üzere geliyordu artık.  

Tiziano, The Pastoral Concert [Pastoral Konser], 1510

Tüm akademiyi karşısına alan ressam, sanatını icra ederken akademinin en saygı duyduğu şeyden, yani Rönesans sanatından ilham almıştı. Tiziano’nun Pastoral Konser adlı eserinde de benzer bir kompozisyon vardır. Burada iki giyinik adamın yanında iki çıplak idealize kadın figürü bulunmaktadır. Ayrıca Raimundo’nun Paris’in Yargısı eserinin, bizim bakış açımıza göre sağında yer alan üç figürden oldukça etkilendiği de ortadadır. 

Manet’nin resmindeki erkek figürleri belki öğrenci olabilir. Ancak giyim tarzlarına bakarak oldukça zengin olduklarını da söyleyebiliriz. Yanlarındaki kadınlarla çok  ilgilenmediklerini de... Muhtemelen bu kadınlar sadece çok zengin adamlarla birlikte olan fahişelerdir. Adamların rahatlıkları ve yalnızca kendi aralarında süren sohbetleri bunu desteklemektedir. Dönemin zengin erkekleri, pahalı fahişeleri yanlarında çıplak şekilde oturtur ve bu şekilde eğlenirlerdi. Bu bilgi sahneyi biraz daha açıklıyor bize. 

Ancak Manet’nin burada yine çok ilginç bir noktaya değindiğini görüyoruz: Bunlar resmedilmesine alışkın olunan fahişelere pek benzemiyorlar. Özellikle Victorene’in hayat verdiği figür cesur, güçlü, aydın ve özgür bir kadın imajı yaratıyor. Eser en çok da bu nedenle ahlaksız ve mantıksız bulunmuş, yapıldığı dönemde oldukça ağır eleştirilere maruz kalmıştır. 

Modern sanatın başlangıç noktası olarak kabul edilen tablo, yenilikçi tarzı ile de oldukça dikkat çekicidir. Resim sanatında Realizm/Gerçekçilik akımının da önemli eserlerinden biridir ve bu akım, özellikle fotoğraf makinesinin icadı ile daha da yaygınlaşmış, ressamlar Manet’yi takip ederek gerçekçi sahneleri tuvallerine aktarmayı hedeflemişlerdir. Sonrasında modern sanatın ilk akımlarından biri olan Empresyonizm yani İzlenimcilik’in en büyük isimlerinden biri olan Cloude Monet’ye de ilham olmuş ve yeniyi arama konusunda onu cesaretlendirmiştir. 

İlerleyen yıllarda biçimlenen birçok yeni sanat akımına kapı açan bu eser, yıktığı tabular, etkilediği gençler ve başlattığı devrim ile resim tarihinin en önemli başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın