DÜŞÜNCEYE VE SANATA YENİ BİR MEKÂN: YESAYAN SALONU

Adalet Çavdar

adaletcavdar@gmail.com

1993 yılından bu yana Türkiye’nin kültür hafızasına sahip çıkmaya çalışan yayınevlerinden biri Aras Yayıncılık. Yayın hayatına başladığı günden bu yana Beyoğlu’nda bulunan Hidivyal Palas’ın içinde. Tek göz bir odada kurulup büyüyen yayınevi aynı binanın birinci katında daha büyük bir alana geçti ve bu geçiş tamamen imece usulü yapıldı. 

2019 yılı sonlarına doğru Aras Yayıncılık’tan kısa aralıklarla iki ayrı haber geldi. Birincisi Ermenice - Türkçe çocuk kitapları yayınlayacakları yeni markaları Hippo Kitap’ın Eylül 2019’da yayın hayatına başlaması, ikincisi ise Aralık 2019’da yayınevinin taşınmasıyla birlikte artık çocuklar ve yetişkinler için etkinliklerin olacağı Yesayan Salonu’nun açılışı. 

Yayınevi 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri olarak kabul gören, döneminin en önemli olaylarını edebiyatında yer veren, özellikle kadın mücadelesine destek ve ilham olan Zabel Yesayan’ın adını salona vermelerini, “Düşünceye ve sanata mekân. Tartışmaya, diyaloğa, birlikte üretmeye açık bir oda; yalnız başına olmayan bir ada,” sözleriyle tanımlanıyor. Aras ekibi, mekânda çalışacakları iki odayı, yazarlar Srpuhi Düsap ve Hayganuş Mark’ın adıyla Düsap ve Mark Odası olarak adlandırdı.

Elli kişilik bir oturma kapasitesi olan Yesayan Salonu, söyleşilerden panellere, dinletilerden film gösterimlerine, atölye çalışmalarından davetlere farklı amaçlarla kullanılabilecek şekilde düzenlendi. Yayınevinin faaliyetleriyle ilintili etkinliklere ev sahipliği yapacak olan mekân, bunun dışında, kültür-sanat alanında faaliyet gösteren çeşitli kişi ve kurumların etkinliklerine de açık olacak. Mekânda ayrıca, Hippo Kitap’ın çocuklara yönelik oyun, okuma, felsefe atölyeleri de düzenlenecek. Bu yeni mekânın girişinde, yayınevinin kitaplarının yanı sıra, başka yayınevlerinin yayın listelerinden seçilmiş kitapların da satılacağı kitabevi bölümü yer alıyor.

Hem Hippo Kitap'ı, hem taşınmayı, hem de Yesayan Salonu’nda neler olacağını Aras Yayıncılık yayın yönetmeni Rober Koptaş, yayın koordinatörü ve çevirmeni Lora Sarı ve editörü Ezgi Berk ile konuştuk. 

Lora Sarı

Öncelikle yeni girişiminiz Hippo Kitap nasıl ortaya çıktı? 

Lora: Yaklaşık iki yıl önce kendi aramızda konuşmaya başladık. Aras aslında her zaman çocuk kitabı basıyordu, ama daha ziyade el yordamıyla yürüyordu. Daha planlı, programlı; özellikle Ermenice çocuk kitapları üzerine olsun diye düşünüyorduk. Çünkü Ermenice çocuk kitapları hem arkaik hem de günümüz pedagojik yaklaşımlarını hiç taşımıyorlar. Çocuklara uygun hikâye kitapları yok, Ermeniceyi daha ziyade ders kitaplarında görüyorlar. Çocuk kitabı bizim birikimimiz olan bir konu değil, tam da neresinden başlayacağımızı bilemiyorduk. Ezgi, Rober ve ben uzun yıllardır tanışıyoruz. Ezgi çocuk kitapları alanında yazıp çizdiği için ona danıştık ve bizimle çalışmasını istedik. Ne yapmak istediğimizi, nasıl kitaplar istediğimizi anlattığımızda Ezgi’yle aynı noktada olacağımızdan emindik ki öyle de oldu. Biz ihtiyacımızı ona anlattıktan sonra Ezgi önümüze kitaplar çıkarmaya başladı. Belki buradan sonrasını Ezgi de anlatabilir.

Ezgi: Önce ne yapmak istiyoruz, oturup bunu konuştuk. Çocuğun insan haklarına saygılı olan, Türkiye’de basılmak istenen ama basılamayan, satış kaygıları nedeniyle de basılamayacak olan kitaplardan liste hazırlamaya çalıştık. Ana karakteri domuz olan bir kitabımız yayımlandı mesela, Bay Kılab. Pek çok yayıncının domuzu değil ana karakter, yan karakterlerde bile olduğunda kitaptan çıkarttırdığı bir ülkede biz ana karakteri domuz olan bir kitap yayınladık ve ilgi de görüyor. Yayınevleri ebeveynlerin ve öğretmenlerin yönlendirmeleriyle kitap seçebiliyorlar. Buna mecbur kalıyorlar, çünkü satış kaygıları var. Her şeyden önce, biz bunu biraz daha tolere edebileceğimizi düşündük. Onların nasıl kitaplar istediğinden çok, biz çocuklar hangi kitapları görmek ister diye tahayyül etmeye çalışarak, bunları biraz daha cesurca yayınlamak istedik. Mesela toplumsal cinsiyet çok önemli ve seçtiğimiz kitaplarda buna dikkat ediyoruz. Erkek çocuklarının da ağladığı bir kitap yayınlayacağız, yakın zamanda çıkacak. Kız çocuklar için de yine onları hapseden prenses rollerini alaşağı eden bir Fransız yayıncıdan bazı kitaplar aldık. 

Bu kriz döneminde Hippo’ya başlamak sizi ürkütmedi mi, ya da bunun ekonomik düzenlemesini nasıl yapacaksınız?

Lora: Aslında Hippo’nun kurulma safhasının iki yıl sürmesinin de tam olarak sebebi bu. Çocuk kitabı basmak maliyetli, sermayeye ihtiyacımız var ve Aras’ta en son olan şey sermaye. Fon aramaya başladık. Geçen yıl European Endowment for Democracy (EED) adındaki bir sivil toplum kuruluşu Hippo’yu başlatmamız için bize güç veren bir fon sağladı. Hippo’nun sadece Türkçe değil Ermenice çocuk kitapları da basması maliyetleri bizim açımızdan çok yükseltiyor. Çünkü Ermenice kitapların bir pazarı yok. Ama Hippo’nun varoluş amaçlarından biri çocuklara bu kitapları sağlamak. Benim en sevdiğim özelliğimiz aynı kitabın Ermenicesini ve Türkçesini yayınlamak. Ermeni çocuklara kendi anadillerinde okuyabilecekleri ve Ermeni olmayanların da anlayabileceği ortak bir okuma geçmişleri olabileceğini fark ettik. Aslında Ermenice kitaplardan hiçbir şey kazanmıyor olsak da umudumuz yüksek.

Ezgi Berk

İstanbul’da, Ankara’da kaç Ermeni okulu var? Ulaşabileceğiniz çocuk sayısı nedir? Bu konuyla ilgili bir araştırmanız var mı? 

Lora: Bastığımız kitapların yaş aralığında 12 ilköğretim okulu var İstanbul’da. Zaten başka bir şehirde Ermeni okulu yok. Onların müdürleriyle, öğretmenleriyle her zaman yakın ilişki içerisindeydik. Hippo’yu en başta onlara tanıttık. Yeni mekanımızda, Yesayan Salonu’nda hafta sonları Hippo’nun etkinlikleri olacak ve kitap basmanın bir adım ötesine geçerek  Ermenice ve Türkçe olarak çocuklara yönelik atölyeler yapılacak. Ermenice etkinliklerde Türkçe’den farklı olarak çocukların dil becerisini geliştirebileceği etkinlikler olacak. Ermeni okullarından iki öğretmenin yürütücülüğünde atölyeler yapılacak. Burada hem dil becerisini artırmak hem de çocuklara okul dışında bir yerlerde de Ermenicenin kullanıldığını göstermek. İstiklal Caddesi’ne gelecekler misal bir Cumartesi günü, burada bir Ermenice etkinliğe katılacaklar ve Ermenicenin sadece derslerle, okulla sınırlı bir dil olmadığını hissedecekler. 

Peki neler yayınladınız şimdiye kadar ve 2020’de neler yapacaksınız? 

Lora: Beşinci kitabımız matbaadan bugün geldi. Litvanya’dan iki kitabımız var; Mutluluk Bir Tilkidir ve Bay Kılab, ikisi de İngilizceden çevrildi. İngiltere’den Jill ve Ejderha diye bir kitabımız daha var. Fransa’dan Küçük Okul Çantası Büyük Macera var. Beşinci kitabımız da Avusturalya’dan Benim Kitabım Senin Değil. 

Peki bu kitapları seçerken nelere dikkat ettiniz? 

Ezgi: Bunlar yaş grubu olarak 3-8 yaş arası grubuna hitap ediyor. 2020’de 8-12 yaş arası gruba hitap eden kitaplar da çıkacak. 3-8 yaş arası grupta en önemli şey henüz okuma yazma bilmemeleri. Bu yüzden görsel okuma yapabilecekleri iyi resimlenmiş kitaplar olması gerekiyordu ve alt metinleri kuvvetli, kurgularında aksaklık olmayan kitaplar olmasını önemsedik. Mesela tilkiyle bir çocuğun dostluğunu ve bu dostluğun sınanması üzerinden ilişkilerini anlatıyor. Okul çantasında bir okul gününü tamamen bir çocuğun gözünden gözlemleyen, onun boyundan bakan ve yetişkin için çok sıradan, 20 yıl gittiğimiz bir yerin bir çocuk için bambaşka görünebileceğini yazıdan çok resimlerle anlatan bir gün öyküsü var. Bay Kılab ters okuma esprisi üzerinden ilerliyor var. Ters okumaya yönelik, dile yönelik bir anlatım var ve yine resimleri çok güzel olan, yine farklı bir bakış açısıyla, yine ters köşe yaptıran bir kitap. Benim Kitabım Senin Senin Değil’de de bir tembel hayvan ve tilkinin bir kitap için atışmaları var. Orada da biraz rekabet, biraz paylaşma, yani küçük çocukların edinmesi istenilen ve gündelik hayata devam ettirebilmeleri için, topluma ayak uydurmaları için baş etme becerilerine odaklanıyoruz. Bu kitaplarda, bunları kazanmalarına odaklandık. 8-12 yaş grubu için 2020’de yayınlayacağımız kitaplardan biri Duygular ve Duyguölçer. Yaşadığımız duyguları kabul etme, fark etme ve bunlarla başa çıkma yöntemleri üzerine bir kitap. 

Kaç kitap basacaksınız 2020’de?

Ezgi: Haklarını satın aldığımız 8-9 kitap var. 2020 için hedefimiz 20 kitap yayınlamak. Yerli yazarların da kitaplarını yayınlamak istiyoruz. Hedefimiz 2020’de beş yerli eser basabilmek. Konularımız itibariyle yine çizgisi, kurgusu iyi ve vermek istediği mesajı doğrudan değil de bir öykü içinde anlatarak, bu edinilecek beceri her neyse, bu becerinin gerçek hayatta ne işe yarayacağı ve bu becerinin çocuğun hayatında nasıl işine yarayacağının ilişkisinin kurulduğu, didaktik olmayan kitaplar yayınlamak istiyoruz. 

Lora: Hayatta sıkça karşımıza çıkan olumsuz durumlar çocuk kitaplarında gerektiği kadar yer bulamıyor. Bulsa bile ebeveynler çocuklarına bu kitapları almayı tercih etmeyebiliyor. Çünkü çocukların olumsuz hislerle karşılaşmasını istemiyorlar. Mutluluk Bir Tilkidir kitabında bu kesinlikle var. İki arkadaşın birbirinden ayrı düşmesi ya da insanların zaman zaman kötü hissedebileceği, bunun da normal olduğu teması üzerinden ilerliyor. Hippo’yu kurarken en dikkat ettiğimiz şeylerden biri de kitapların didaktik olmaması gerekliliğiydi. Hippo’nun kitapları, didaktik olmadan o mesajı çok net bir biçimde veriyor. Okul Çantası’nın derdi ilk okul günü kaygısı. Jill ve Ejderha’da benim okuduğumu anladığım, alışılagelmiş anlatıların bozulabilir olduğu, bize ilk göründüğü gibi olmadığı, bu anlatıları kurcalamamız gerektiği. Çocukken okumadığımız, bize sunulmadığı için sonradan güçbela öğrendiğimiz şeyleri, küçüklükten veren kitaplar biraz. 

Peki 2020 için yayın haklarını aldığınız kitaplar hakkında bir ön bilgi vermeniz mümkün müdür, neler onlar? 

Ezgi: Şimdilik Erkekler de Ağlar adını verdiğimiz ama henüz tam adına karar vermediğimiz bir kitap var. Orada bir çocuğa babası, "Erkekler ağlamaz," diyor. Yeni taşınmışlar, çocuk ilk defa yeni bir okula gidecek, uzun okul yolunu yürürken ağlayan bir sürü erkek görüyor. Yaş grupları değişken, yetişkinler, bebekler, dedelerin ağladıklarını görüyor ve  eve döndüğünde babasının da ağladığını görüyor. "Çok endişelendim sen yeni bir okula başladığın için, ne olacak, babalar da ağlar," diyor. Bu şekilde ağlamayı normalleştirmek kitabın derdi. Çünkü bizde çok yaygın bir düşünce erkekler ağlamaz. Bir de sessiz kitap dediğimiz yazısız, grafik roman gibi bir kitap basacağız. Adı Stormy, Fırtına olacak sanırım. Sokakta yaşayan bir köpeğin bir kadın tarafından fırtınalı bir günde sahiplenilmesini resimlerle anlatan bir kitap. Olağanüstü Özgürlük Makineleri diye bir kitabımız var, şimdi onu yayınlamak üzereyiz. Bir çocuğun olağanüstü özgürlük makinesi dediği şeyin aslında kitap olduğunu öğreniyoruz. Aslında kitaplarla tanışmasını anlatıyor ama onların onu hangi dünyalara götürdüğünü tablo gibi resimlerle her sayfada anlatıyor; şiirsel bir dili var. Aslında bu dünyalara gidişi kitaplarla oluyor. Prensesleri anlatan bir kitabımız var. Daha doğrusu karakter tahlilleri, karakter analizleri yapıyor. Bu prenses böyledir gibi, bunu anlatan ve Fransa’nın en ünlü çizerinin kitabı. Bu da büyük boy, 96 sayfalık bir kitap. Tablo gibi onun da sayfaları. Let’s Go var. O biraz daha oyunlu bir kitap, çocuğun da kitaba dahil olduğu ve bulmaca gibi çok ayrıntılı resimlerin arasında bir takip hikayesi. Hollandalı bir yayıncının Sebzelerin İsyanı var. Çocuklara ebeveynlerin sebze yedirmeye çalışmasını sebzelerin gözünden anlatıyor. Ve çok komik, hafif argolu bir dili var. Buzdolabında yaşayan sebzeler isyan ediyor. Firar ediyorlar. Ben gittim, tüydüm, bir daha geri gelmeyeceğim gibi ifadeler var. Almanca bir kitabın telifini aldık, bir çocuğun dili nasıl kullanmaya başladığını, dili neyle öğrendiğini inanılmaz metaforlarla anlatan çok güzel bir kitap. 

Aras ve Hippo’nun beni yeni yerinden biraz bahsedelim mi? 

Lora: Aras 1996’dan bu yana Beyoğlu Tünel’deki Hıdivyal Palas adındaki iş hanının içerisinde, zemin katta bir ofisteydi. Şans eseri gelişti her şey. Bu bina Karagözyan Vakfı’na ait, bu kattaki firma burayı boşaltınca biz kiraladık. Burası son derece ferah, aydınlık bir alan ve burayı ilk gördüğümüzde sadece bir ofis olarak kullanmaktansa içinde bir etkinlik alanı oluşturmanın güzel olacağını düşündük. Burada şu anda Yesayan Salonu adıyla andığımız 50 kişilik bir etkinlik alanı, Aras’ın ofisi, mutfak, küçük bir toplantı odası ve ön tarafta da küçük bir kitap satış bölümü mevcut. Bu satış alanında, bazı başka yayınevlerinden de kitaplar yer alacak. Buradaki küçük toplantı ve editörlerin odalarının isimleri de Srpuhi Düsap ve Hayganuş Mark’tan geliyor. Mark da, Düsap da, Yesayan da 19. ve 20’inci yüzyılında Türkiye’deki feminist hareketin başlatıcıları olarak anabileceğimiz çok önemli yazarlar. Yesayan Salonu bizim dışımızdaki kişi ve kurumların etkinliklerine de açık olacak. Burada film gösterimleri, mini sergiler, toplantılar düzenlenebilir. 

Rober Koptaş

Peki burası ekonomik olarak nasıl inşa edildi?

Lora: Aras maddi imkânları çok kısıtlı bir yayınevi ve plan yapmaya başladığımız zaman burada gereken tadilatın maddi yükünün altından kalkamayacağımızın farkındaydık. Eş dost çevremiz diyebileceğimiz insanların küçük küçük katkılarıyla bir imece oluşturduk ve bu sayede de tadilatı gerçekleştirebildik. Bu vesileyle bize destek olan herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. 

Yaklaşık bir ay kadar oldu Yesayan Salonu açılalı, neler yaptınız, programınızda neler var?

Rober: Aralık ayı aslında etkinlikler için denemeler yaptığımız bir ay oldu. Mekânın eksik gediğini yaşayarak görmek istedik. Ekibimizden Sevan Değirmenciyan ve çevirmenlerimizden Mehmet Fatih Uslu salona adını veren Zabel Yesayan’ın edebiyatına yakından bakan birer konuşma yaptılar. İstos Kitap ile her yıl düzenlediğimiz Yıl Sonu Panayırı’mızın mekânı da bu sene Yesayan Salonu oldu. Burada Takuhi Tovmasyan ve Anna Maria Beylunioğlu yılbaşı sofraları temalı bir etkinlikte konuştular. Çocuklar için Ermenice iki atölye düzenledik. 

Ocak ayı etkinliklerin hız kazandığı ay olacak. Bu Cumartesi son kitabı Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başladı ile çok konuşulan Hatice Meryem konuğumuz olacak. Önümüzdeki hafta 1 Yayınevi 10 Kitap adını verdiğimiz etkinlikler dizisinin ilkinde Siren Yayınları’nı ağırlayacağız. 16 Ocak’ta genç nesil akademisyenlerden Nora Tataryan, soykırım felaketi ile sanatın ilişkisini irdeleyen bir konuşma yapacak. 17 Ocak’ta ise Hrant Dink’in ölüm yıldönümü vesilesiyle her yıl gerçekleşecek Hrant Dink Umut Konuşmaları kapsamında Umut Tümay Arslan, Jean Améry’nin Holokost sonrası Alman toplumu üzerine kavramsallaştırdığı şekliyle hınç ve umut arasındaki ilişkiyi ele alan bir konuşma yapacak. 

Aras’ın 2020 yayın planları içinde neler var?

Rober: Farklı türlerde kitaplarımız olacak yine. Otobiyografi olarak Arlene Voski Avakian’dan Aslan Kadının Günlüğü, tarih araştırması olarak Serdar Korucu’dan Sancak Düştü, spor tarihi alanında Kevork Kirkoryan’dan Ermeni Spor Tarihi, Mark Mustian’ın İngilizceden çevrilen Jandarma’sı, William Saroyan‘dan Uçan Trapezdeki Cesur Genç Adam, Zabel Yesayan’dan Silahtar Bahçeleri, ayrıca Columbia University Press’in yayımladığı Women Mobilising Memory kitabı listemizdeki kitaplardan bazıları.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın