JANE EYRE'DEN HAYAT DERSLERİ

Charlotte Brontë'nin ünlü romanı Jane Eyre şimdilerde bizlere çok tanıdık gelen bir kadın portresi çizse de yayınlandığı çağda hayli ilerici ve çarpıcıydı. Victoria dönemi İngiltere'sinde aralarında hem yaş hem de sınıf farkı bulunan bir adama aşık olan mürebbiye Jane Eyre'nin hikâyesini anlatan roman Jane Eyre'nin kimliğinde yazar Charlotte Brontë'yi de gözler önüne serer. Yazarın kendisi de yaşadığı çağda kadın yazarların ciddiye alınmamasından mustariptir ve romanını bir erkek ismi olan Currer Bell adı altında yayınlamıştır.

Jane Eyre sadece yazıldığı dönemin kadınlarına değil, günümüze de seslenir ve başta kadınlar olmak üzere okurlarına pek çok ders verir. İşte Jane Eyre'den alacağımız hayat dersleri:

Başına ne gelirse gelsin kişiliğinden feragat etme.

Zavallı küçük Jane daha kendini bilmediği yaşlarda hem annesini hem de babasını yitirmiş, zalim yengesinin insafına kalmıştır. Küçük yaşında hem yengesinden, hem de kuzenlerin zulüm gören Jane yine de kişiliğinden feragat etmez ve yengesine kendisini sevdirmek, onun hoşuna gitmek için uğraşmaz.

Güzellik sanıldığı kadar önemli değildir.

Jane Eyre güzelliğiyle nam salmış bir kız değildir. Hatta güzel bile sayılmaz. Bundan da gocunmaz, zira onun başka meziyetleri vardır. Hakeza Rochester'ın da öyle abartılacak cinsten bir yakışıklılığı yoktur. Onların birbirlerinde buldukları güzel birer simadan fazlasıdır, Charlotte Brontë'nin Jane Eyre karakteriyle Victoria dönemi güzellik kıstaslarına tepkisini ortaya koymuştur aynı zamanda.

Özgürlüğünüzden asla vazgeçmeyin.

Jane Eyre ve Bay Rochester'ın ilişkisi ancak eşitler arasında kurulduğunda bir anlam ifade eder, rayına oturur. Jane'in Edward'la birlikte olabilmesi için öncelikle onun kanatları altından çıkması, kendi yolunu çizmesi ve hayatı tanıması gerekir. Ya da Jane'in ifadesiyle o bir kuş değildir, kafese konulamaz. O bağımsız bir iradesi olan özgür bir insandır.

Sesinizi yükseltmekten korkmayın.

Köşenize çekilip sessizce oturmanın hayatınızda yolunda gitmeyen şeylere hiçbir katkısı yoktur. Sesinizi yükseltin! Aşıksanız söyleyin, öfkeliyseniz susmayın. Adaletsizliğin üstünün sessizlikle örtülmesine müsaade etmeyin. Ve ne olursa olsun, aşağılık kimselerin size üstünlük taslamasına izin vermeyin.

Evlilik bir zaruret değil, tercihtir.

Victoria dönemi kadınları için evlilik bir zaruret gibi görülebilir. Zira o dönemde kadınlar için evlilik adeta toplumsal bir dayatmadır. Fakat Jane bu dayatmalara da boyun eğmez. Geçimini kendi emeğiyle sağlar ve kendisine dayatılan hiçbir evlilik teklifini kabul etmez. Ancak kendi arzu ettiğinde, eşit olduğu bir ilişki çerçevesinde evlenir.

Gururlu olmak önemlidir, fakat mutlu olmak daha önemlidir.

Jane Eyre son derece gururlu bir genç kadındır. Gururundan hiçbir zaman taviz vermez. Fakat bu gurur aynı zamanda onun mutluluğuna da mâlolur, Önünü alamadığınız, haddini aşan bir gurur saadetinizin önündeki en büyük engel olabilir ve zaman zaman kalbinizin sesini dinlemekten zarar gelmez.

Kendini bil ve sev.

Jane Eyre pek güzel değildir, soylu bir ailesi yoktur, zengin değildir. Hele iyilik timsali hiç değildir. Gururludur, güçlüdür. Onu Jane Eyre yapan özelliği de ayaklarının her zaman yere basması, hedeflerini ve beklentlerini makul ölçüde tutması ve onu hükmü altına almaya çalışanlara var gücüyle kafa tutmasıdır. "Ben bir melek değilim," derken son derece dürüsttür.. "Ve ölene kadar da olmayacağım. Ben kendim olacağım." Fakat kendini sever Jane, varlığına değer verir. Bunu yapmayı da hikâye boyunca, adım adım öğrenir. "Kendimi önemsiyorum," der Jane Eyre. "Ne kadar yalnız, ne kadar dostsuz, ne kadar güçsüz kalırsam kalayım, kendimi bir o kadar önemsiyorum."



Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın