GEÇMİŞİN AĞIRLIĞI, BUGÜNÜN DALGINLIĞI

Yakın Gözlüğü

Burcu Aktaş                  

bu.aktas@gmail.com

Her zaman geçidini bulur çocuk ve hep dönülen bir geçit: Çocukluk. Tam da bu noktadan hareketle, bu yazı Murathan Mungan’ın Çağ Geçitleri’nde yer alan şiirlerindeki “çocukluk” izlerini takip etmeye çalışıyor. 

Necmiye Alpay, Gazete Duvar’da yayımlanan yazısında Çağ Geçitleri için şu saptamayı yapmıştı: “Bu kitabın bir olgunlaşma anlatımı olduğu doğrudur. Ancak, yalnızca biyolojik yaşla gelen değil, hatta ondan çok, Alain de Botton’un ‘varoluşsal olgunlaşma’ dediği türe dahil bir devinimdir bu.”

Bu biyolojik ve varoluşsal “olgunlaşma anlatımı”nın içinde “çocukluk” önemli bir yer tutuyor. Hatta olgunlaşmanın ve çocukluğun kimi zaman kol kola olduğu söylenebilir. Bu bir aradalığın şiirlerde hem göz önünde hem saklı olduğunu söyleyebiliriz. Murathan Mungan işçiliği...  

Murathan Mungan, kitaba başlar başlamaz okur için bir not düşüyor, çocukluğu daha oradan yakalamak mümkün.
Geçerken uğranılacak şiirler değil
geçidini bulacaksın
kendi içinden geçerken 

Kendi içinden geçerken çocukluğa takılmamak mümkün mü! Ben sana böyle mi geldim? diyerek çağa gücenen şair “Yaprağın uzun öyküsü” şiirinde çocukluğa dönüyor.

Dalından kurtulmak isteyen yaprak
Sonrası, ağaç hasreti çocukluğum.

Murathan Mungan, Nasılı niçini kurcalamakla geçti hayatım/İyi miydi kötü mü, hesabı yok, bilemem diyerek ömrü vurgularken, Kendimden başkası olmadığım şiirlerdi/yazdığım ömrün geçiciliğine diyerek geçiciliğin idrakine varan “ben”i, yetişkini dikiyor karşımıza “Demirbaş” şiirinde. Özellikle, Girişe Yazılanlar ve Yaşamın İzinde bölümlerinde yer alan şiirlerde ömrü muhasebe eden ‘ben’i ve çocuk aklının işleyişini sıklıkla karşımıza çıkarıyor. Örneğin “Sıradaki” adlı şiirde çocuk aklının işleyişi apaçık ortada.

Annesi ölen evlerde
Serçe parmağını kuş sanan çocuklar
Bir gözü açık uyur büyümenin bilmecesi
Uyku tutmadı mı, yarına çok var

Çocuğun karşılaştığı zihniyet ise “Kalmak eteğinde”de beliriyor.

deniz bitti, dediler yüzmeyi öğrendiğimde
anlamışsındır, çocuktum
büyüdüğümde kaldım bir denizin eteklerinde

Mungan, çocukluk sonrasını/sonlandırılışını ise iç yakan bir şekilde anlatıyor “Cam hayalet”te.

Camdan dışarı baktığında
Görünen bir şeydir çocukluk
Sonra film çekilir araba camlarına
Görünmeden gezersiniz

Arabaşlık: Yaza bakan pencerelerden üşüten balkonlara

Murathan Mungan’ın geçitleri öyle geçitler ki, iki ucu arasındaki mesafede ömrün farklı zaman dilimlerinden bir bir geçiliyor.

“Çocuktaki bahçe”ye İlk zamanları bir aşkın çocuk bahçesi… dizesiyle başlıyor Murathan Mungan. Hayatının başka bir dönemini, gençliği tarif edişi ise epey etkileyici. Balkonu gençliğe yakıştırışı şiirin sonundaki eylemle müthiş bir keşfe dönüşüyor.

Çinko balkonlardı gençliğim
Sahaflarda aradığım kitaplardı
İpekli bir gömlekti
yolumu kamaştıran
bir şey vardı, o neydi?

Şiirin sonuna yaklaşırken başka bir dönemi işaret ediyor.

Sonsuzluk artık akşamüstü saatleri...
Yaşlılık nedir ki
Yıllardır konuştuklarını
Yeniden konuşmaktan başka
 

 Ve en önemli sorusunu soruyor Mungan.

Bahçe orada duruyor mu hâlâ,
çocuk nereye gitti?

Murathan Mungan balkondan içeri geçişle bitiriyor şiirini.

Balkonların özlediği bu muydu, değildi
Sanki bir şeyler erken bitti

İçeri geçmeli artık, hava serinledi
 

Sayfalar sonra “Açık pencerede pars” şiirinde gençliğin yaza bakan pencereleri...’den dem vuruyor Murathan Mungan. Çağ Geçitleri’nde yaşın, ömrün getirdikleri, çocukluğun ve gençliğin dünyası birbirine yaslanarak var oluyor. Mungan, “Gün” adlı şiirinde geçmiş olanın ağırlığını bugünün dalgınlığına dönüştürüyor. Ve bir geçitle, üşünen bugünün sonbaharından eski bir yaza varıyor.

Hatıralar lafa tutuyor insanı
bir sokağın başında
birdenbire büyük bir dalgınlık oluyor hayat
eski bir yaz açıyor pencerelerini
şimdi yağmurunda üşüdüğün sonbahara

“Yonga yanığı bulmaca”da ise özlem uyandıran gençlik hiçbir zaman geri gelmeyecek yazları peşi sıra getiriyor.

Sor bakalım bir zamanlar
Genç olduğun kumsala

Sor bakalım, o yazlar nereye gidiyor?

Çağ Geçitleri’ndeki çocukluğa ve gençliğe değen “olgunlaşma” şiirlerinde kimi zaman her iki dönemden bahsedilmese dahi onlar kendini şairin sorgulayışlarında hissettiriyorlar. Bunun örneğini “Durup baktığında” adlı şiirde görmek mümkün.

Azalmış zaman demlenmiş kıymet
Günde kimi gördün, elde neyi sevdin
Ne kaldı sende, neye geçit verdin
 

“Ağır” da bugün ve gelecekten bahsederken geçmişin izini taşıyan şiirlerden…

nereye dönsen çınlıyor
geçmiş, bir kuyunun dibinden
bir vaadi kalmamış geleceğin
her şey ağır, her şey yerli yerinde
dünyanın harflerini zor seçiyor gözlerin

Murathan Mungan, kimi zaman açık kimi zaman gizli geçitlerle çocukluğu hatta gençliği “olgunlaşma anlatımını”nın vazgeçilmez kolları olarak yerleştiriyor Çağ Geçitleri’ne. Şiirlerin çocukluğa dair hissettirdiği duygu o kadar kuvvetli ki, bu, ancak Murathan Mungan’ın dizelerinden destek alarak tanımlanabilir: Çağ Geçitleri’ndeki çocukluk uçurtma ipi gibi/kopmuş ama derinde.

Satın almak için tıklayınız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın