KAOS, GİZEM VE FIRÇA DARBELERİ: HIERONYMUS BOSCH

SANATIN TARİHİ


Celil Sadık

celilsadk02@gmail.com

Onun resimlerine bakan ve sanat tarihine ilgisi olmayan insanların kendilerinden bir şeyler bulmaları ve sanatçıya karşı ilgi duymaları çok zor. Bir insan resim sanatıyla çok az ilgili olsa da bazı sanatçıların resimlerine baktığında ilgi duyacak bir şey bulabilir. Bosch’un resimleri ise birer bilmeceye benzer. Renkler ve duyguyu çok da önemsemezsiniz onun eserlerine bakarken.

"Kim bu figürler? Ne yapmaktalar? Bu karmaşanın sebebi ne?" diye sorabilirsiniz onun resimlerine bakarken. Ancak Bosch’un resimlerinde açıklanması gereken çok figür ve konu olması, onun günümüzde pek tanınmamasına neden oluyor diye düşünüyorum.

Hikâyenin en başına gidelim şimdi. Sene 1450, Kuzey Brabant-Hollanda’da, Jeroen Anthoniszoon van Aken isminde bir çocuk dünyaya geldi. Babası ressam Anthonis Van Aken olan bu çocuğu bugün herkes Hieronymus Bosch olarak bilmektedir.

Bu ismi Aken ailesinin yaşadığı Hertogenbosh bölgesinden aldığı kesindir. Zaten hayatının çok büyük bir kısmını da burada geçirmiştir sanatçı. Bu bölgede "De Kleine Winst" adında bir evde doğduğu düşünülüyor ve günümüzde bu evin dışında "Bosch’un Doğduğu Yer" yazılı bir tabela asılı.

Bunun dışında sanatçının kişiliğine dair de çok bilgi yok. Bazı araştırmalar Aken ailesinin uzun yıllardır sanatsal faaliyetler içinde olduklarını gösterir. Mesela Bosch’un dedesi, babası ve üç amcası da ressamdır.

Bosch, muhtemelen bu ressamlarla dolu ailede yetişti ve kendini geliştirdi. Peki neden kendi soyadını değil de yaşadığı bölgenin ikinci adını soyadı olarak kullanıyor?

Felemenk ekolünde daha önce de ressamların soyadları yerine takma isimler kullandıklarını ya da soyadlarını yaşadıkları bölgeden aldıklarını görürüz. Bir de Bosch’un ailesi ressamlarla dolu olunca, tarihte bir iz bırakmak, ayırt edilebilmek amacıyla "Bosch" adını tercih ettiği düşünülmektedir. Sanatçı hakkında başka bilgiler de var. Bu bilgiler genellikle yerel arşivlerden elde edilmiş. Bu arşivlerde Bosch’un 1480 yıllarında Hollanda’nın bilindik ailelerinden birine mensup Aleyt Goyaerts van de Meervenne ile evlendiği bilgisi yer alıyor. Bosch’un bu soylu kadın ile evlenmesi şüphesiz onun da statüsünü yükseltmiş olmalı.

Kısa süre sonra ise Meryem Ana Kardeşler Birliği'ne seçkin üye unvanıyla katılmıştır. Bu resimler genellikle atasözleri, dini mesajlar ve dini kurallar gibi konulara sahiptir. Ayrıca tuhaf imgeler, kiliseyi hedef alan hicivler ve tuhaf şeytanlar onun resimlerinde en ilgi çekici detaylardır. Bosch evliliğinden sonra yaptığı resimlerde adını daha da çok duyurdu. İspanya Kralı II. Philip özellikle Bosch’un resimlerini çok sevdi. Bu yüzden İspanya’da da meşhur olan ressam, burada "El Bosco" olarak anılmıştır.

Bosch resimleri bana da her zaman ilgi çekici gelmiştir. Özellikle şeytani yaratıkları ve tuhaf figürleri o kadar başarılıdır ki Bosch’un cennet ve cehennemi görüp de resmettiği hissini verir. O zamanlar yaşayan insanlar da böyle düşünmüş olmalı. Özellikle çocukların, Bosch’un resimlerinden ve tuhaf figürlerinden çok korktuğunu tahmin edebilirsiniz. 

Resimlerinde günah, kötülük ve cehennem kavramları çok sıkça yer alır ve bu gibi ögeler döneminde de büyük yankı uyandırmıştır. Daha da ilginç olan Rönesans döneminde İtalya’da insan ön plana çıkarken ve insan neredeyse kusursuz resmedilirken Hollanda’da insan günahkâr ve çirkin bir yaratık olarak resmediliyordu. Hollanda Rönesans’ının iyi bir temsilcisi olan Bosch’un insanı övdüğü ve kusursuz resmettiği bir örnek yoktur denebilir. İnsanı hem biçim hem de karakter olarak günahkâr resmetmiştir.

Bosch’un en önemli özelliklerinden biri ise tripikleridir. Tripik; Yunanca yan yana ve birbiriyle ilişkili üç resimden oluşan hareketli grup resim demektir. Bu tip resimlerin genellikle orta alanı yan alanlardan daha geniş tutulur. Büyük olan orta panoda ana tema işlenirken, yanlarda ana tema ile bağlantılı konulara yer verilir. Bu panolar genellikle birbirine bir menteşe yardımıyla tutturulur.

Orta Çağ ve Rönesans döneminde sıkça rastladığımız tripikler genellikle kiliselerin Altar bölümlerinde yer alır. Hieronymus Bosch’un Dünyevi Zevkler Bahçesi adlı eseri Sanat tarihinin en ünlü tripiklerinden biridir. 

Dünyevi Zevkler Bahçesi, 1503-1504

Ayrıca bu eser bize Bosch’un kişiliği hakkında, yaşadığı dönem hakkında ve sanatı hakkında pek çok şey söyler. Günümüzde Madrid’de Prado Müzesinde sergilenen eser 1503-1504 yıllarına aittir. Burada ana tema şehvet ve dünyevi zevklerdir. Eserde sol kısımda cennet sahnesi, orta kısımda Dünyevi Zevkler Bahçesi ve sağ kısımda cehennem sahnesi işlenmiştir. Batı ve Bizans sanatında resimler genellikle soldan başlayarak okunur. O yüzden şimdi eserin solundan yani "Sol Panel" olarak adlandırdığımız cennet panelinden başlayalım. 

Sol Panel

Bakış açımıza göre en sol panoda "Havva’nın Yaratılışı" sahnesi yer alıyor. İsa görünümündeki Tanrı figürü Havva’yı Adem’e sunuyor. Havva’nın yeni yaratıldığını belirtmek amacıyla onu uykudan yeni uyanmış bir halde resmetmiş. Havva’nın duruşu ve yere bakışı, yani vücut dili utangaç olduğunu gösteriyor.

Diğer yandan Adem ise şaşırmış ve bütün dikkatiyle Havva’ya bakıyor. Havva’nın arkasında yer alan tavşan ise doğurganlığa yapılan bir göndermedir. Genellikle Cennet Bahçesi ya da diğer adıyla Eden Bahçesi sahneleri batı sanatında Cennet'ten kovulma sahnesi olarak işlenir. Ancak burada yasak meyve konusu ya da şeytani yılan figürünü görmüyoruz. Burada günah olan ve günaha çağrışım yapan tek şey Havva’yı görünce aklı başından uçmuş olan Adem figürü. Bu bakış şehvetin ve dolayısıyla tüm günahların habercisi olabilir.

Cennet'te yer alan birbirinden güzel yaratığı ve hayvanı da burada görebilirsiniz. En dikkat çekici yaratıklardan biri ise beyaz Tekboynuz’dur. Bu figür ilk günah işlenmeden önce saflığın sembolüydü. Aslında buradaki karışık alegoriden tuhaf bir sonuç çıkıyor gibi. Çünkü bu panonun devamı olan orta panoda cennette gördüğümüz diğer birçok hayvanı görüyoruz.

Bu da demek oluyor ki bu sahneler bağlantılı. Yani Havva’nın yaratılışından önce Cennet, cennet gibiyken Havva’dan sonra orta panoda bütün canlılar günah işliyor. Yani Bosch aslında açık bir şekilde Havva’yı, yani kadını şehvet ile ilişkilendiriyor. Ayrıca Cennet tasvirinin olduğu bu panoda Adem, Havva ve Tanrı figürlerinin hemen ardında, arka planda sonsuzluğu sembolize eden bir ejderha ağacı yer almaktadır. Cennet genel anlamda huzur verici ve sessiz bir atmosfer izlenimi verir bize.

 Orta Panel

Eserin ana temasını oluşturan ve esere adını veren kısımda ise Dünyevi Zevkler resmedilmiştir. Ancak buranın tam olarak Cennet mi, yoksa Dünya mı olduğunu ayırt edemiyoruz. Burada çıplak kadınları yıkanırken görüyoruz, diğer bir yanda ise bir havuzun içinde tuhaf hayvanlara binmiş çıplak erkekler var. Sanatçı bu tuhaf hayvanların hepsinin üstünde vakit harcamış ve detaylı bir şekilde resmetmiş. Mesela bu hayvanlar arasında kuş ve aslan karışımı bir yaratık bulunuyor. Grifon benzeri desek yanlış olmaz. Ortada yer alan cam küre ise bir Flemenk atasözüne gönderme yapar.  

Bosch’a göre mutluluk içinde günah işleyen orta pano figürleri için uygun bir atasözü; "Mutluluk hemen kırılan bir cama benzer." Buradaki figürlerin çoğu sağ panoda yani Cehennem’de başlarına geleceklerden habersiz bir şekilde günah işlemektedirler. Ayrıca bazı sanat tarihçileri bu orta panele "Kaybedilmiş Cennet" benzetmesi yapmaktadırlar. Çok fazla erkek ve kadın figürünü bir arada görüyoruz. Ayrıca yine tuhaf yaratıklar da yer alıyor burada.  İnsan figürlerinin çok büyük bir kısmı cinsel hazlar peşinde koşuyor. Kimi hayvanları seviyor, kimi de doğanın içinde yer alıyor.

Bütün figürleri tek tek açıklamak veya hepsinin anlamını bulmak çok zor.

Orta panelde yer alan Dünya tasvirinde sadece beyaz tenli insanlar yok, siyah tenli insanlar da yer alıyor. Sanatçı tüm insanlığı mı yansıtmak istedi? Yoksa daha modern bir bakış açısı mı sundu? Geldik en sağdaki Cehennem panosuna. Tuhaf şeytani figürleri yüzünden olsa gerek, eserin en çok merak edilen yeri sanırım. Orta panoda günah işlemekten başka hiçbir şey yapmayan insanoğlunun cezalandırılışını görüyoruz burada. Hem de ne ceza… Her yer karanlık ve alevler ile dolu. Bosch karanlık ve alev dolu bir geceye yabancı değil.

Küçük yaşlarda yaşadığı bölgede çıkan büyük yangının sanatına ne denli güç kattığını rahatlıkla görebilirsiniz. O cehennemi yaşamış ve görmüş bir ressam… Az önce günah içindeki figürler burada cezalarını çekiyorlar. Cehennem'de yer alan korkunç görünümlü zebaniler ve dünyada yer alan canlıların karışımından meydana gelmiş yaratıklar günahkârlara eziyet etmektedirler. Orta panoda çıplaklığı gururla ve erotik bir şekilde taşıyan insan figürleri Cehennem’de cinsel organlarını kapatmaktadırlar. Hatta bazı figürlerin vücut dillerinden utandıklarını görebilirsiniz. Ön planda ise "Müzisyenler Cehennemi" olarak da adlandırılan bu sahnede tuhaf çalgılar ve şarkı söyleyen iblisleriyle, korkunç ve son derece ilginçtir. Özellikle bir lavtanın işkence aleti olarak kullanılıyor olması bile başlı başına Bosch sanatı hakkında birçok şey söylüyor bize. Mesela ne kadar gerçeküstücü düşündüğünü de bu panoda anlayabiliriz. 

Şeytanlar neden şarkı söylüyor? Neden müzik aletleri işkence aletleri olarak düşünülmüş? Bosch acaba aşırı dindar biri olabilir ve müziğin ve müzik aletlerinin bile günah olduğunu düşünebilecek bir adam olabilir mi? Bu konuya ayrıca değineceğim ama şu Cehennem sahnesine biraz daha bakalım. Sahnede gördüğümüz diğer müzikle ilgili olaylara dönelim. Bir figürün kalçası açılmış ve kaba etine bir takım notalar işlenmiş. Daha da trajikomik olan ise zebanilerin kalçadaki bu notlara bakarak koro halinde şarkı söylemesidir. Bu ön kısımda ayrıca iskambil, tavla v.b oyunların taşları ve kağıtları yerde durmaktadır. Bosch ön kısımda cezalandırılanların birer kumarbaz olduğunu anlatmak için böyle ufak şeyler koymuştur. 

Cehennem sahnesinde yer alan en ilginç figürlerden biri ise "Cehennem Prensi" olarak adlandırılan kuş benzeri kafası olan bu tuhaf yaratıktır. Bu figür tahtta oturmuş bir vaziyette insan figürlerini yemektedir ve daha kötüsü yediği insanları tahtın altındaki bir boşluktan kahverengimsi renkte bir deliğe mavi baloncuklar şeklinde dışkılamaktadır. Oturduğu tahtın üzerinde "Cehennem Prensi" yazmaktadır. Kafasında da muhtemelen Cehennem'de insanları kaynatmak için kullan bir kazan vardır. Kazanı ters takarak Prens veya Kral Tacı görünümü vermiştir. Resim hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Bosch’un üslubunu anlamak bakımından bize oldukça yardımcı olan bir resimdir. Hatta burada gerçeküstücülük veya fantastik ürünler resmedilmiş gibi duruyor olsa da aslında birçok parçayı bir araya getirmiş ve bunlardan yeni kompozisyonlar elde etmiştir. 

Elbette hepsini açıklamak çok zor ve karmaşık bir hâl alır. Eser hakkında birçok teori ortaya atılmış pek çok araştırma yapılmıştır. Ben kısaca özetlemeye çalıştım diyelim. Bocsh’un eserlerinde en dikkat çekici şey şüphesiz figürleri ve o figürlerinin yaratılışlarıdır. Birçok eleştirmene göre Bosch kötü, çirkin veya korkunç olan; insan, hayvan ve bitki parçalarından yeni formlar tasarlayarak şeytanlar yaratmıştır. Hayvanlar da Bosch’un eserlerinin vazgeçilmezleridir. Özellikle fil ve zürafa gibi egzotik hayvanları sıkça kullanmıştır. Bunlar bir Kuzey Avrupalıya tuhaf gelebilecek yaratıklar. 

Çarmıhını Taşıyan İsa, 1515–1516

Onun resimlerinde balık genellikle şehvetin ve özellikle günahın bir sembolü olarak resmedilmiştir. Baykuş ise çoğu zaman bilgeliği, bazen de sapkınlığı sembolize eder. Kurbağa ise Şeytan’ın vücut bulmuş hali olarak resmedilmektedir. Ayrıca kurbağa ve şeytan sıkça birbirleriyle ilişkilendirilir. Çoğu yabancı Şeytan çıkarma filminde bile bunu görebilirsiniz. Eğer bir hanede bir bireyin içine şeytan girecekse o evi kurbağa basar. 

Özellikle Bosch’un sıkça resmettiği şeylerden bir kaçı da sürüngen vücuduna sahip insanlar… Kuş kanadı ve köpek bacağına sahip tuhaf karmaşık figürlerdir. Ancak Bosch hayatının sonuna kadar böyle tuhaf yaratıklar, şeytanlar ve Cehennem sahneleri ile uğraşmadı. 1510 yıllarında resimlerinde ciddi bir değişiklik başladı. Kalabalık ve küçük figürlerle dolu resimlerinin yerini az sayıda ve daha büyük figürlü resimler aldı. Bu tip resimleri ise genellikle aşağıdan yukarıya doğru bakılarak değerlendirilebilecek resimlerdir. En çok merak edilen konulardan biri şüphesiz Bosch’un neden böyle resimler yaptığıdır. 

Birtakım iddialara göre Bosch’un doğup büyüdüğü Hertogenbosch bölgesi toplumsal olarak çok normal bir toplum değildi. Deli sayısının yüksek olduğu bu bölgede dini bir dengesizlik ve şeytana tapma gibi olaylar yaşanıyordu. Kimine göre halk etkisinde kalan Bosch bir büyücü ya da dinsiz olarak görülürken yaptığı resimlere bakarak onun dindar biri olduğu basitçe söylenebilir. Kimine göre halk etkisinde kalan Bosch bir büyücü ya da dinsiz olarak görülürken yaptığı resimlere bakarak onun dindar biri olduğu basitçe söylenebilir. Hatta yaşadığı toplumu pek sevmeyen ve dini inanışlarına fazlasıyla bağlı biri olabilir.Bosch’un ‘Meryem Ana Kardeşlik Birliği’ üyesi olduğunu söylemiştim. Bu birlik fazlasıyla dindar diye biliniyor. Bu birliğin üyeleri genellikle rahip kıyafetleri içinde özel bir törenle üye oluyorlar.

Bosch ve Meryem Ana Kardeşler Birliği İsa’nın insanlığı kurtarmak için o yıllarda, çok yakında dünyaya ineceğine inanıyorlarmış. Sanat Tarihçisi Wilhelm Fraenger'den aldığımız bu bilgiden yola çıkarak Dünyevi Zevkler Bahçesini ve Bosch’un diğer eserlerini incelediğinizde daha başka bir gözle bakarsınız. Bosch hakkında az şey bilsek de ölüm tarihini kesin olarak biliyoruz. Meryem Ana Kardeşler Birliği kayıtlarında sanatçının ölüm tarihi 9 Ağustos 1516 olarak verilmiştir. Kardeşlik kendi usüllerinde bir cenaze töreni düzenlemiş ve ressamı Saint John Kilisesi'ne defnetmişler.

Sanat tarihinde özellikle bilinmesi gereken ressamlardandır Bosch. Kendinden sonra pek çok sanatçıyı ve sanat akımını etkilemiş ve bu etkiler daha önce de söylediğim gibi 1924 yılında ortaya çıkacak olan Sürrealizm’e dek gitmektedir.

Onun hakkında bilinmeyen çok fazla şey olması bu tuhaf yaratıkların ressamına duyulan ilgiyi şüphesiz çok artırıyor. Yaşadığı dönemde Hertogenbosch bölgesinden dışarı seyahat edip etmediği bile bilinmeyen Bosch’un kişiliği ve sırları bir dönem çok moda olmuştur. Sanat tarihi boyunca birçok sanatçı dini ve ya dini olmayan sebeplerden dolayı tuhaf yaratıklara önem vermiş ve özellikle şeytan, kötü ruhlar ve günah temasını işlemiştir. Şüphesiz Bosch hem Felemenk Rönesans’ının en önemli ressamlarından biri olmakla kalmamış hem de bu tip figürleriyle sanat tarihine damga vurmuştur.  


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın