JAPON EDEBİYATI'NIN SARSICI SADELİĞİ, GÜZELLİĞİ VE ÖZÜR DİLEMEDEN YAŞAMAK

Çantamdaki Kitaplar

Elif Türkölmez

elifturkolmez@gmail.com

Kasiyer’i rafta görür görmez aldım. Ne anlattığına bile bakmadım arka kapağından. Japon Edebiyatı’nı çok seviyorum ve ama neticede nadiren Türkçe’ye çevriliyorlar. Sayaka Murata genç olmasına rağmen bol ödüllü bir yazarmış.

İlk romanı Jyunyü ile 2001 yılında Gunzo Ödülü'nü almış. Hani şu Murakami’nin alamadığı ödülü.

Peki bu çok mu önemli?

Elbet değil.

Ama yazarın tanınmasına, ününü ülkesi Japonya’nın dışına çıkarmasına vesile olmuş.
Kitapları hızla İngilizce’ye çevrilmiş.


18 yıldır aynı mağazada kasiyerlik yapan Keiko’nun, yosunlu sarma tezgahı başındaki tuhaf düşleriyle, kendisi, çevresindeki insanlar, toplum ve kültür kritiklerini anlatan romanda Murata, “Normal bir insan olmak ne demek ve bu mümkün mü?” diye soruyor.

Çok sade bir dille yazılmış, tıkır tıkır işleyen bir zihnin mamülü olduğu belli berrak cümlelerle örülmüş ve her an bir numara çekecek gibi duran tekinsiz bir fon üzerine kurulmuş bu roman Aralık ayında çantamda gezdirmekten en mutlu olduğum kitaplardan biriydi.

Bu arada kitabın yazarı Sayaka Murata’nın yazarlığın yanı sıra kasiyerlik yaptığını da ekleyeyim.

Bahsedeceğim ikinci kitabı doğrudan çantamda değil, telefonumda gezdirdim aslında. Çünkü bu bir e-kitaptı. Kindle uygulaması üzerinden okuduğum Rachel Hollis’in Girl, Stop Apologizing adlı çoksatanı insanın zihninde ampuller yakan türden bir anlatıydı.

Bir gün, kendisinin ve etrafındaki kadınların çok fazla özür dilediğinin farkına varan Hollis, tüm dünyadaki kız kardeşlerini bu sürekli kendinden utanma halinden kurtarmak için neden bu kadar çok özür dilediğimizin, neden bu kadar çok özür dileme ihtiyacı hissettiğimizin nedenlerini araştırmaya başlamış. Ve ortaya bir sürü “Evet ya, bunu ben de yapıyorum,” dedirten hâl çıkmış.

Kitabı bitirdiğinizde “Ben de artık şunun için özür dilemeyi bırakıyorum,” diyeceğinize, hatta belki de “Bundan sonra özrünü dilemeyeceğim şeyler listesi” yapacağınıza eminim. Ben yaptım bile ve birkaç tanesini sizinle de paylaşayım:

Vegan olduğumu bildiği halde hayvanlara ait organ parçalarını kullanarak yaptığı yemeğini yemediğimi görünce kusurluymuşum gibi hissettiren insanlardan...

Vakitlice çıktığım halde, elimde olmayan sebeplerden, trafik, kar, yağmur vs, geciktiğimde, karşımdakinden... (Herhangi bir suçum yok ki!)

Geçmişte yaptığım bir hata yüzüme vurulduğunda beni yargılayandan... (Çünkü geçmiş geçmişte kaldı ve ben değiştim.)

Doğum günü ya da başka özel günleri unuttuğumda muhatabımdan... (Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.)

Ağladığımda, yanımdakinden...

Liste uzun, kitap ilham verici.

Bu ay sağlık sorunları nedeniyle gözlerimi dinlendirmek zorunda olduğum için iki kitabı tam olarak bitirdim. Bir sürü kitabı eşzamanlı okuma huyumdan da istemeye istemeye vazgeçmek üzereyim. Ki daha uzun süre okuyup yazabileyim. En önemlisi bu sanırım. Sağlığın kıymetini bilmek, ağırdan almak, hızlıca tüketmek yerine yavaşça sindirmek.

Aralık ayı, tüm bir yılın muhasebesinin yapılması gereken bir ay gibi düşünüldüğü için herkese panik, bir şeylere yetişememe, hiçbir işi yetiştirememe kaygısı hâkim.

Dilerim siz kendinizi bu çılgınlık halinden çekip çıkarmayı, kitapların pırıltılı dünyasında ışıl ışıl dinlenmeyi başarırsınız.

Daha az özür dilediğimiz günlere...

Daha sakin, daha bilge, daha maceralı zamanlara...

Mutlu senelere...


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın