YEREL DÜŞÜN, EVRENSEL OKURA ULAŞ!

Nazlı Berivan Ak

Kara Hafta Polisiye Festivali beşinci yılında bir kez daha Pera Palace’ta gerçekleşti. Önceki yıllarda Agatha Christie, Georges Simenon, Ian Fleming ve Mike Hammer şerefine düzenlenen festivalin bu yılki teması Alfred Hitchcock’tu. Korkunun ve polisiyenin, gizemin ve suçun kodları iki gün boyunca yerli ve yabancı yazarlarla arandı. Büyük usta Celil Oker de festival boyunca çeşitli etkinliklerde anıldı.

Petros Markaris, Andrew Finkel, Michael Karz Krefeld, Vassilis Danelis, Kostas Kalfopoulos gibi dünya dillerinde okurlarını bulan yazarlarla Erol Üyepazarcı, Algan Sezgintüredi, Ahmet Ümit, Elçin Poyrazlar, Taner Ay gibi polisiyenin Türkçe yazar ve araştırmacıları günümüz polisiyesini, geleceğin suçlarını, Ege’nin iki yakasındaki polisiye geleneğini ve olası işbirliklerini iki gün boyunca konuştular. Ve ne mutlu ki bu sene festivalin en kalabalık yılı oldu, okurların ilgisi büyüktü.

Tüm dünyada kitapları yirmi dilde okurla buluşan, Türkçede Martı Yayınları tarafından üç romanı okurla buluşan Michael Karz Krefeld ile festivali fırsat bilip bir söyleşi gerçekleştirdik. Krefeld on yıl önce Türkiye’nin farklı şehirlerine gelmiş bir isim, İstanbul’daki okurları ile ise ilk kez buluşuyor. Tarikat, Nefes ve Raydan Çıkanlar ile klasik polisiyenin kodlarını ustaca kullanan yazar, ait olduğu Kuzey polisiye geleneğinden en çok mizahı kullanma biçimiyle ayrıldığını söylüyor. Söz Krefeld’de.

Hoş geldiniz. Söyleşimize başlamadan hemen önce Türkiye Polisiye Derneği ile olası işbirliklerini konuşuyorduk. Danimarka’da da benzer bir dernek olduğunu söylediniz.

Teşekkür ederim. Evet, Danimarka merkezli bir akademiden söz edebilirim. Her yıl buluşuyorlar ve bizim de bir polisiye festivalimiz var. Her ne kadar akademi içinde çok aktif olmasam da yine de içindeyim ve etkinliklere katılıyorum. Birçok iş yapılıyor aslında, dünyanın başka köşelerindeki festivallerle de işbirlikleri yapılabiliyor. Belki de önümüzdeki yıllarda iki ülke arasında işbirlikleri, ortak çalışmalar yaparız.

Festivalin amacı da aslında bu köprüleri kurmak… Kuzey polisiyesinin yükselişini yıllardır konuşuyoruz. Frankfurt Kitap Fuarı’nda yine gözde kitaplar kuzey polisiyeleriydi. Bu yükselişi, dünyanın farklı yerlerinde, farklı dillerde okurunu bulan kuzey polisiyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce şunu söylemek gerek: Kuzey polisiyesi içinde çok farklı janrları barındıran bir gelenek. İskandinav ülkeleri, Danimarka, Norveç, her biri çok farklı tabii, tüm edebiyatı bir çuvala koymak doğru olmaz. Sosyal problemler ve bu problemler üzerinden kurulan polisiye hikayeler büyük ilgi çekiyor. İnsan kaçakçılığı, aile içi şiddet temel konular oluyor genelde. Ben kendi polisiyelerimde güçlü duygular taşıyan hikayeler kurmayı seviyorum. Evrensel duyguların peşindeyim belki de. Herkesin bağ kurabileceği bir öykü ve devamında katmanlarla o öyküyle oynamayı seviyorum.

Polisiye üst çatı ama alt başlığı çok… Amatör dedektif öyküleri, hard-boiled tabir edilen Chandler tarzı polisiye, dava/mahkeme odaklı öyküler, medikal gizem öyküleri… Siz kendi polisiyenizi hangi alt janra yakın görüyorsunuz?

Ben Amerikan türüne daha yakınım. Blend diyebilirim. Çok gerçekçi öyküleri, doğrusunu isterseniz, sıkıcı buluyorum. Dramayı, heyecanı ve biraz da mizahı seviyorum. Türkiye’de yayınlanan kitaplarımda da bunu görebilirsiniz. Son yazdığım kitabımın mizah dozu oldukça yüksek, umarım yakın zamanda o da yayınlanır Türkçede. Aslında iyi hikayenin peşindeyim. Romans da olmalı, gizem de olmalı, merak son sayfaya kadar kalmalı; ancak bu şekilde okura ulaşabiliriz.

Formüllerin, yaklaşımınızın işe yaradığı ortada. 20 dile çevrildiniz.

İnsanlar Danimarka’da ne oluyoru merak ediyor bence. Eğlenceli de diyebilirim kitaplarım için. Ama şunu özellikle söylemek isterim: Üzerimde bir baskı yaratmasına izin vermiyorum çok dile çevrilmiş olmamın. Ne kadar lokal yazarsam o kadar başarı kazanıyor romanlarım. Evrensel olmak kimi zaman zehirli bir anlama gelebilir. Diğer ülkelerde tanıştığım okurlarımla ortak bir dil tutturuyoruz. Ülkemde de röportajlarda en çok gelen soru diğer ülkelerde bana en çok ne sorulduğu. Yani ısmarlama bir edebiyat yazmıyorum, lokal konuları merak uyandırıcı bir biçimde yazıyorum ve okurunu buluyor kitaplar.

Kült meselesi, tarikatlar, sektler de çok yoğun kullanılıyor edebiyatta, özellikle son dönem polisiye edebiyatta. Sizce bunun nedeni nedir? Tarikat romanınızı da düşünerek yanıt almak isterim.

Aslında kontrol edilme korkum temel motivasyonum. Bence hepimizde var bu, bunun için bu tarz kitapları çok okuyoruz. Zihin kontrolü meselesini çok düşünüyorum. Evrensel bir korku bu. Genelde kendi korkularımı yazıyorum. Bir tarikatın parçası olmadım hiç. Ama hepiniz yaşamışsınızdır. Evde huzurla otururken bir anda telefonunuz çalar ve karşı taraf size bir şey satmaya çalışır. Hayır dersiniz ve ertesi gün bu kez karşınızda bir mail vardır. Maili silersiniz ve markette yine aynı ürün gözünüzün önünde olur. Çeşitli yollarla ulaşmaya çalışırlar. Bu da bir tarikat aslında. Nasıl diyelim, pazarlama tarikatı, günlük kült. Yeni bir dil var, yeni bir din de var bence. Youtube’da rahiplerin konuşmalarını izliyorum, dinleyicilerin o heyecanını görmek şaşırtıyor beni. Sonra başarı koçlarını, daha-iyi-bir-hayatın-olabilir gurularını izliyorum. Neredeyse aynı ve ikinci grup belki de biraz daha korkutucu.

Bu yılın teması Sir Alfred Hitchcock olarak belirlendi. Sizin için ne anlama geliyor Hitchcock?

Büyük bir ilham kaynağı her şeyden önce. Filmleri müthiş. Vertigo benim favorim. Filmin sürpriz finali bence en iyi finallerinden biridir sinema tarihinin. Gerçek bir usta. Film teknikleri çok değişse de öyküsü, hayalgücü olağanüstü hâlâ. Müzik kullanımı da çok ilham verici. Bütün o detaylarıyla hepimizin ilk ve en önemli ilham kaynaklarından biri bence.  Dahası bu otelde olmak da çılgınca bir deneyim. Agatha’nın bindiği asansöre binmek, onun kaldığı odada kalmak… Türkiye polisiyesine dair neredeyse hiç bilgim yok, tahmin edersiniz ki Danimarka’da çok fazla yayınlanmış Türkçe edebiyat eseri bulamadım. Türkiye polisiyesini daha yakından tanıyacağım için de heyecanlıyım. Beni büyük sürprizlerin beklediğini hissediyorum.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın