NİLAY ÖRNEK: ZAMANSIZ ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞIYORUM

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı adaletcavdar.jpg
Altyazı yaz…

Adalet Çavdar

adaletcavdar@gmail.com

Nilay Örnek’i son zamanlarda “Nasıl Olunur?” podcastiyle takip ediyoruz. Sektör ayırt etmeksizin işini iyi yapan insanları programına konuk ediyor ve hem yeni meslekleri, yeni alanları hem de dünden bugüne yaptığı işi hakkıyla yapmaya çalışanları konuk ediyor. O aslında çok uzun zamandır gazeteci, şu anda çalıştığı bir gazete yok lakin yaptığı her işte gazeteciliğini yapmaya devam ediyor.

Ekim 2017 yılında ilk kitabı Bütün İyiler Biraz Küskündür yayınlandı. Kapağından yayınevine ilk görüşte kişisel gelişim kitabı sanılan kitap aslında hepimizin içinde yer alan küskünlükleri anlatıyordu ve kendince çözüm önerileri sunuyordu. Nilay Örnek’in yeni kitabı Her Umut Ortak Arar ise kısa bir süre önce yayınlandı. İlk kitabının gösterdiği başarının ardından kitap 10 bin baskı ile çıktı. Bu defa kaybettiklerimizden bahsediyor Örnek, sıklıkla inceliklerden.

Nilay Örnek ile yeni kitabı üzerine konuştuk aslında hayattan, gülmekten ve kaybettiklerimizden bahsettik. Bize ne iyi gelir bu sorunun cevabını aradık.

Küskünlüklerden umut aramaya iki yıllık bir süreç olmuş. Bu iki sene senin için nasıl geçti?

İlk kitapla çok fazla duygudaş bulduğum için, aynı hissi paylaştığım pek çok insan olduğunu gördüğüm için kendimi daha iyi hissettiğim bir dönem oldu. Pek çok insanın benzer küskünlükler yaşadığını anladım. Küskünlüğünü anlattığın bir kitapla mutlu olmak garip ama gerçekten öyle. Yazının harekete geçiren bir gücü varmış, bunu daha iyi anladım.

Bir şeyden tek başına şikâyet etmek beni hep rahatsız eder. Sosyal medya ortamında yaşıyoruz ve ben bundan çok sıkılıyorum. Bütün İyiler Biraz Küskündür’ün girişinde de paylaştığım bir şey var. Bir yöneticim Milliyet’te editörlükten Haber Türk’te yöneticiliğe geçerken bana: “Nilay şimdi sen yönetici olacaksın, bir dolu insan sana sorun anlatacak, sen de birilerinin sorunlarını aktaracak ya da çözmeye çalışacaksın. Artık daha başka bir işlevin olacak, şikâyet anlatıyorsan çözüm önerin de olsun. Bu yükü azaltır, daha kolay çözüm getirir,” dedi. Bu, Türkiye’deki pek çok şikâyet için geçerli olmalı. Bütün İyiler Biraz Küskündür ile pek çok şeyden şikâyet de etsem ya da kötü durum tespiti de yapsam, kendimce çözüm önerileri sunmaya çalıştım. Ben bir uzman değilim elbette ama bir yol arıyorum. Çok okuyorum; yazarlardan, çizerlerden, doktorlardan, alanında uzman pek çok insandan, yaşanmışlıklardan, tecrübelerden, doğadan yazdıklarımda, anlattıklarımda bahsediyorum.

Örneğin; “Sevdiysen paylaş bence,” benim bir önerim. Sevgisizlik çok yer kaplıyor, sürekli eleştiriyoruz, sevdiğimiz şeyi göstermiyoruz, sanki o başkasının göreviymiş gibi… İki kitaptır anlatıyorum, hepimiz takdir bekliyoruz, iyi bir şeyle iletişim kurmayı istiyoruz. Bu ufacık şey, insanları harekete geçiren bir şey oldu. Küskünlüklerimiz bunlar, çözüm önerilerimiz bunlar, yapabileceklerimiz bunlar dedim ve bu aslında beni de harekete geçirdi, ben de daha fazla yapmaya başladım. Kitap yazınca seni birileri görebiliyormuş, küskünlüklerini anlayabiliyormuş. Bunu öğrendim.

Bu süreçte tek başına yaptıklarının çok da önemi olmadığını anladım. Tek başına gülmek, tek başına sevinmek, tek başına çok para kazanmak… Bir yere kadar yetiyor. Yeni kitap gülmekle, sevinçleri paylaşmakla da ilgili. Sadece sevinçte değil, hüzünde de yan yana duramıyoruz. Hem “Her sevinç ortak karar”, hem de sevinçlerimize ortak arıyoruz, tıpkı umutlarımızla ilgili olarak hissettiğimiz gibi. Ortak umut ve hüzünlerle de artık bir arada olmamız gerektiğini düşünüyorum. Yapabildiğimizi yapmaya çalışmak önemli.

Bu iki sene kendi söylediklerimi, önerilerimi daha çok yapmaya çalıştım, gerçekten de yapınca oluyormuş dedim.

Gazetecisin, haber yapmak ve kitap yazmak arasında elbette dünya kadar fark var. Bu kitaplar kişisel olarak hangi nedenlerle ortaya çıktı?

Kitap yazarlığı bambaşka bir iş elbette. Bir de gazeteci olarak kurgu yazmayı istesem de gitmiyor elim, zihnim. Benim sorunum biraz gerçekçilikle ve dönemi yakalamakla ilgili. Bir dönemi kaydetme ihtiyacı duyuyorum. Bloğumda Zamansız Yazılar adı altında bazı yazılar vardı, bugün bakınca anlamlı, kimi zaman eskimiş gelse bile bugüne nasıl geldiğimizi anlatıyor. İki sene önce yayımlandı Bütün İyiler Biraz Küskündür, bugün hâlâ çok güncel. Bir şekilde kayıt tutmak benimkisi. Zamansız bir şeyler yapmaya çalışıyorum.  Hem bugünü hem geçmişten nasıl geldiğimizi gösterecek yazılar yazmaya çalışıyorum. İçimde ne varsa onu çıkarmaya çalışıyorum. Durmadan yeni bir şey öğrenmeye ve aktarmaya çalışıyorum, istiyorum. Aslında hepimizin içinde var bütün bunlar ama bu ülkede bastırıyoruz taleplerimizi, hislerimizi. Yazarken çok bireysel bir şey kitap, bu gazetecilikten bayağı ayırıyor durumu. Ben de kitabı yazarken editörüm Mesut Varlık dışında kimseyle konuşmadım desem yeri; bu benim için garip. Sonra kapağı yaparken Uğurcan (Ataoğlu), Sadi (Tekin) ve ben birlikte çalıştık. Gazetedeki ekip çalışmasını ne kadar özlediğimi fark ettim.

Kitabın ilk yazısında iki tane sorun var senin, birincisi ne olacak bu ülkenin hâli, ikincisi peki ne yapacağız? Şimdi sana aynı soruları sormak istiyorum.

Bu ülkenin hali ne olacak, ah bir bilsem! Onu bilmiyorum ama bir şey olması gerektiğini düşünüyorum. Ne yapacağız? Bence ilk adım minör siyaset, yani yapabildiğini yapmak. Birbirimizi kötülemekten ve ‘indirmekten’ çok birbirimizi motive etmeye çalışacağız. Ben kendimce küskün olabilecek, işsiz kalmış, çalışkan, yaptığı işi iyi yaptığını düşündüğüm bütün tanıdıklarımın işlerine özellikle bakıyorum ve onları paylaşmak, duyurmak ya da diğer arkadaşlarımla bağlantıya geçirmek için vakit harcıyorum. Herkes yapabildiği yerden kendi iyi yapabileceğini yapmalı, üretmeye devam etmeli. Bu ülkede üreten herkes kendinden veren, kaybeden! Bunu değiştirmemiz gerekiyor. İyi iş yapanı motive edeceğiz, görünür kılacağız. Kişisel olarak tamamen bunu yapmaya çalışıyorum. Birbirimizi kendi çektiğimiz acılar üzerinden düşünmemiz lazım, nasıl iyi olunur düşünerek davranmamız gerekiyor, evet bize çok el verilmemiş olabilir ama bizim el vermemizi engellemiyor bu. Negatiflikler sıralaması, kara defterler tutmamızın manası yok, çünkü bu süreçte hepimiz az ya da çok mağduruz.

Her Umut Ortak Arar, arayış ve kayıplardan bahseden bir kitap. İyi niyet, umutlu olmak, birbirinin derdini dinlemek… Bütün bunları çeşitli hikâyeler ile anlatıyorsun. Sana soracak olursak, sence insanlar neyi kaybetti?

Dili kaybettik, ortak dili. Utanmayı, doğru şeylerden utanmayı yitirdik. İncelikleri, insanı insan yapan birtakım incelikleri kaybettik. Mesafeyi kaybettiğimizi düşünüyorum, çok mesafesiz olduk, sosyal medya ile bu iyice arttı. Birisiyle iyi bir gün geçirdikten sonra arayıp teşekkür etmeyi çocukken annemden öğrendim. Bu kadar ufak tefek şeyler var aslında karşılıklı hayatı güzelleştiren. İncelik yaptığında aslında bunu başka şekillerde görme ihtimalin de var. İnsanlara bakıyorum direkt kabalıkla konuşuyorlar, aynı dilde konuşmuyoruz, ben bir şey söylüyorum herkes kendi bulunduğu yerden, herkes yarasından anlıyor söyleneni. Kaybettiğimiz serin duruş, duyma, anlayış… Okumayı kaybettik, dinlemeyi, anlamayı… Bence artık bütün bunları istemiyoruz bile.

“Bizim büyük muhalefetsizliğimiz” yazısı önemli; gerçek soruna inmeyi, kendi acımıza doğru bakıp ifade etmeyi unuttuk. Doğru muhalefet yapmayı, doğru şeye, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde karşı çıkmayı ve tepki göstermeyi unuttuk. O kadar çok baskı var ki tepki göstermemiz gereken şeye tepki gösteremiyoruz ve bu bir yerden patlıyor. En kolay bulduğumuz yere patlayıp, kendimizi iyi hissediyoruz.

Gerçek iyiliği de kaybettik. Herkes onun madalyasının peşinde, görünür olmanın. Gerçekten iyi bir şeyi görünmez bir şekilde yapmanın değerini de kaybettik. Hafızamızı kaybettik, gazetelerin arşivleri bile yok edildi, düşünsene. Gündelik hayat kayboldu siyasetten. Yüz yüze geldiğimiz mekanlar ve semtler azaldı. Bunlarda bile ayrıştık. Birbirimizi fark edemiyoruz. Aslında şehrin gözleri olsak, birbirimizle yakın ilişkilerimiz olsa, birbirimize bu kadar karşı olmadığımızı da fark edeceğiz. Samimiyeti kaybettik. Samimiyet bizi kurtaracak. Bu ülkede pek işe yaramıyor ama olsun.

Politik olmayan pek çok şey artık hayatımızda politik. Tarım, su, enerji, oturduğun mekân, giydiğin kıyafet… Gündelik hayatı bu kadar politik yönetmek durumunda kalıyoruz her gün biraz daha…

Bu, her dönemde farklı dozları görülen bir yönetme, siyaset yapma, toplumu ayırma tarzı. Çok eski bir model. Savaşma, kazanma, hükümdarlık kurma modeli. Küçük anlamda bir şirket yöneticisi de böyle yapıyor olabilir, devlet yönetimi de böyle olabilir. Buna ne kadar kulak asıyorsun ne kadar bunun bilincindesin önemli olan bu oldu. Kişisel olarak bu kadar siyasete dahil olmamak, bu kadar siyasetten konuşmak istemesek bile aslında artık her şey siyaset. Her şeyde siyaset var ise her şeyde yerinde muhalefet yapmak gerektiğini düşünüyorum. 

Her Umut Ortak Arar, pek çok deneyimi anlatıyor ve aslında her manada nasıl yoksullaştığımızı anlatıyor. Geçmişten bugüne bir sürü deneyimi anlatıyorsun. Peki ne düşünüyorsun, bizden sonraya ne kalacak, hangi deneyimimiz bizden sonrası için kıymetli olacak?

Ne kalacak bilmiyorum ama biraz iyi anne-baba olmak diye bir şey görüyorum. Çocuklara başka bir hayatı öğretmemiz gerekiyor ama nasıl mümkün, bilmiyorum. Aile içerisinde öğrenseniz dahi sokak, okul, medya, sosyal medya diye şeyler var. Bunlarla daha ilgili artık gençler. Normal çocuk olmayı bile unuttu sanıyorum pek çok çocuk. Güzel bir ülke bırakmamız lazım elbette ama biraz aileyle ilişkili bütün değerler.

Ben yazarken kendimi temize çok çekiyorum, kendi kendime bile örnek olmaya çalışıyorum. Çünkü boş vermek, umursamamak, var olan kötüye uymak en kolayı. Yazdığım “iyiye” ben de uymaya çalışıyorum. Bu kadar hızın içerisinde pürüzsüz olmaya çalışıyoruz, hiç kolay değil.

Pek çok şeyi geçmişten, anne babamdan, ailemden deneyimlerimle anlatıyorum. Okumanın değerini, çalışkan olmayı ailemden öğrendim. Gençler de büyük bir arayış içerisindeler, onlar da üretecekleri ve kendi manalarını ortaya çıkarabilecekleri şeyleri arıyorlar. Hafıza kurmak, böyle de iyi şeyler var demek gerekli.

Satın almak için tıklayınız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın