NESLİHAN ÖNDEROĞLU: GENÇLERİN ÖYKÜYE İLGİSİ YETİŞKİNLERDEN FAZLA

Ece Karaağaç

ece@ajanliterer.com

@ecekaraagac

Neslihan Önderoğlu yetişkinler kadar gençlerin de severek takip ettiği bir yazar. Zira o hem yetişkinler hem de gençler için öyküler ve romanlar kaleme alıyor. Son olarak Günışığı Kitaplığı tarafından gençler için kaleme aldığı Sen Ne İstersen adlı öykü derlemesi yayımlanan Önderoğlu ile bir araya gelip gençler için yazmak konusunu masaya yatırdık.

Öncelikle yeni kitabınızı tebrik ederim. Yazın hayatınıza yetişkinler için yazarak başlamıştınız, ödüllü bir yazarsınız. Şu an ise gençler için yazdığınız Sen Ne İstersen vesilesiyle bir araya geldik. Yetişkinler ve gençler için yazarken ne gibi ayrımlar gözetiyorsunuz?

Aslında temel bir ayrım gözetmiyorum. Yazdığım şeylerin konusunu seçerken belki… Okuma yavaş bir eylem olduğu için ve gençler hız çağında yaşamaya alışkın oldukları için okumaya zaman ayırmakta güçlük çekiyorlar, ancak çok ilgilerini çekecek şeyler okuyorlar. Nedir onların ilgilerini çekecek konular derseniz; onların yaşadıkları şeyler, kendi dünyaları. Bir gençlik öyküsü ya da romanı yazıyorsanız buna dikkat etmeli. Yeryüzü Yorgunları romanımdan örnek vereyim; onu bir gence okutmak çok zor, kendi çocuklarımdan biliyorum, okuyamadılar. Çünkü orada 50’li yaşlardaki, boşanmak üzere olan bir çiftin içsel yolculuğu anlatılıyor. Bir gencin bunu okuması, empati kurabilmesi çok zor. Edebi açıdansa gençlere ve yetişkinlere yazmak konusunda bir ayrımım yok. 

O zaman dil kullanımında bir ayrım, dili basitleştirmek gibi bir amaç gütmüyorsunuz?

Temelde öyle bir amaç gütmüyorum ama biraz daha yalın ve anlaşılabilir olmaya dikkat ettiğimi söyleyebilirim. 

Peki gençler için yazmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında tamamen bir tesadüf eseri oldu. Notos’tayken Semih Gümüş Günışığı Kitaplığı’nın Köprü Romanlar serisi için bir roman yazmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Roman yazmak gibi bir şey hiç aklımda yoktu, bu anlamda da güzel bir deneyim oldu aslında. Benim Mevsim Normalleri kitabımda birbiriyle ilişkili iki öyküm var. O iki öyküyü birleştirerek bir gençlik romanı yazma fikri gelişti ve böylece Bana Sesini Bırak ortaya çıktı. Hem ilk roman, hem de gençlik romanı. Benim için de ilginç bir deneyimdi, o zamana kadar roman yazacağımı hiç düşünmemiştim. 

Neslihan Önderoğlu

Öykünün ülkemizdeki popülaritesi çok tartışmalı. Çoğu kişi öykünün roman kadar okuru olmadığını düşünüyor. Sen Ne İstersen de öykülerden oluşuyor. Siz gençlerin öyküye ilgisini nasıl buluyorsunuz?

Bence gençlerin öyküye ilgisi yetişkinlerden daha fazla. Çünkü romana kıyasla daha hızlı tüketilebilen bir şey öykü. Kısa sürede okuyup orada anlatılan hikayeyi nihayete erdirebiliyorsun. O zaman da kitaba ara vermek, başka bir şeyle okumaya devam etmek mümkün oluyor. Bu nedenle romana nazaran öykünün gençler tarafından daha kolay okunduğunu düşünüyorum. Ama sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada öykünün daha az okunması gibi bir problem var. Bunu değiştirmek için bir şey yapamayız. Bu okurun tercihi. Ama öykü benim her zaman favori türüm olarak kalacak, çünkü aslen bir öykücü kumaşına sahip olduğumu düşünüyorum. Tabii ki romanlar yazmaya da devam edeceğim ama öykü okur olarak da, yazar olarak da beni daha çok çekiyor. Çünkü öykünün romana göre daha zor bir tür olduğunu düşünüyorum. 

Aslına bakarsanız yazar olmak isteyen gençlerde tam tersi bir algı da mevcut. “Önce öyküyle başlayayım, sonra romana geçerim,” diye düşünüyor gibiler öykünün daha kısa olması sebebiyle.

Öyle, çünkü öyküyü bir alıştırma sahası olarak görüyorlar. Öyle değil halbuki, ikisi birbirinden çok farklı türler. Ben bunun bu şekilde algılanmasına da çok sinirleniyorum. Aslında bunu yaratan biraz da öykücülerin kendi tutumları. Öyküyle başlayıp romana geçen o kadar çok isim oldu ki ister istemez böyle bir soru da kendiliğinden ortaya çıktı. Hem öykü hem roman yazanlardan bahsetmiyorum tabii ki. 

Peki sizce yaş grubu küçüldükçe bir yetişkin olarak onlara hitap etmek daha mı zorlaşıyor?

Kesinlikle. Benim için öyle en azından. Benim yazdıklarım 12 yaş altındakilere hitap etmiyor. Bir keresinde 8-9 yaşlarındaki çocuklar için bir şey yazmaya yeltendim ama yapamadım. 

Sen Ne İstersen, Neslihan Önderoğlu, Günışığı Kitaplığı

Bildiğim kadarıyla sizin de iki çocuğunuz var. Yazdıklarınızı yayıncınıza teslim etmeden önce gösterip fikir aldığınız bir ön okur kitleniz var mı, çocuklarınız gibi mesela?

Maalesef. (Gülümsüyor.) 

İster miydiniz böyle bir imkana sahip olmak?

Çok isterdim. Bu kitap için kızım tek ön okurum diyebilirim, o da sadece bazı öyküleri okudu. Kitaba adını veren öykü “Sen Ne İstersen” de onun bana naklettiği bir olaydan yola çıkarak yazıldı. Kızımın yaşamında gözlemlediğim ya da onun bana aktardığı şeylerden esinlendiğim çok oluyor. O yaş grubunu bu kadar iyi tanımamın nedeni bu.

Gençler artık internet vasıtasıyla sevdikleri insanlarla çok doğrudan iletişim kurabiliyorlar. Genç okurlarınızdan ne gibi tepkiler alıyorsunuz, özellikle sosyal medya vasıtasıyla.

Çoğunlukla okul söyleşilerinin ardından o teması internet vasıtasıyla sürdürenler oluyor. Bir örnek vereyim; Gazi Mahallesi’nde bir Anadolu Lisesi’ne gittim söyleşiye. Çok ilginç bir deneyimdi, çok güzel bir söyleşi oldu. Daha sonra okulun öğretmenlerinden Nimet Hanım arayıp bir öykü atölyesi yapmamı teklif etti. Daha önce özel bir lisede öykü atölyesi yapmıştım. Bir günlük bir atölye; yazmaya meraklı gençlerle bir araya gelip bir gün geçiriyoruz ve günün sonunda ellerinde yazdıkları bir öykü oluyor. Önceki atölyeler çok sevilmişti ama daha önce hiç bir devlet okulunda atölye yapmamıştım. Kasım ayında bir atölye yapacağız onlarla. Ama beni çok şaşırtan şeyler yapıyorlar, çok ilginç fanzinler çıkarıyorlar. Böyle doğrudan ilişki kurmak beni daha çok etkiliyor açıkçası. 

Konu atölyelere gelmişken sormak isterim; gençlerin okumaya ilgisi olmadığı düşünülüyor ama yazma konusunda oldukça ilgili gibiler. Wattpad de bunun örneklerinden biri. Gençlerin yazmaya olan ilgilerini nasıl yorumluyorsunuz?

Gençler yazmayı kendilerini ifade etmek konusunda bir arkadaş gibi, bir iç dökme gibi görüyorlar. Buradan iyi şeyler de çıkabilir, zırvalıklar da çıkabilir. Bunun ayrımını nasıl yapabilirler, kimin yol göstericiliği gerekir o noktada, bunlar tartışmalı konular tabii.

Peki yazmak, yazar olmak isteyen gençler için önerileriniz olur mu?

Bence iyi bir yazar olmanın tek bir yolu var; çok iyi bir okur olmak. Ben her zaman kendim için de söylüyorum; yazarlığım tartışılır ama ben çok iyi bir okurumdur. Benim için çocukluktan gelen bir alışkanlık. O kadar çok okumasaydım yazabilir miydim, emin değilim. 

Günışığı Kitaplığı’nın genç yazarlara alan açan çok önemli bir yarışması da var: Zeynep Cemali Öykü Yarışması. Oraya başvuran öyküler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben bir kez yarışma jürisinde de yer aldım. Beni çok şaşırtan şeyler geldi, özellikle Anadolu’dan. Ben gayet başarılı şeylerle karşılaştım. Hatta bir tanesi Filler ve Balıklar kitabımdaki “Karasu” öyküsüne de ilham kaynağı oldu. 

Satın almak için tıklayınız.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın