YAZARLIK VE YALNIZLIK

Çantamdaki Kitaplar

Elif Türkölmez

elifturkolmez@gmail.com

Haruki Murakami’nin Mesleğim Yazarlık kitabı elimden hiç düşmedi bu ay. Dönüp dönüp yeniden okuduğum yerler oldu. Altını defalarca çizdiğim cümleler... 

Çok iyi yazarlar okuruz, harikulade romancılarla tanışırız, ana dilimizde işler üreten yahut başka dillerde yazan ama bize de çabucak çevrilen yetenekli muharrirlerden hıphızlı etkileniriz fakat tüm bu insanlar içinde kendisinin iyicene farkında olan, yazarken ne yaptığını bilen ve aslında bilse de bunu başkalarına anlatabilecek yazar pek azdır, biliriz. Upuzun söyleşilerinde ‘hiçbir şey’ demeyen o kadar çok romancı, televizyona çıkıp doğru dürüst bir hikayesi olmayan o kadar çok öykücü gördük ki!

Murakami ne yaptığını, ne yazdığını, nasıl yazdığını çok iyi biliyor. Bilmekle kalmayıp bunu harika bir biçimde aktarıyor.

İlk romanlarını anadili olan Japonca yerine az bildiği İngilizce ile yazması, yani kısa cümle kurabilmenin kıymetini daha yolun başında anlaması, ödüllerin değeri ve önemsizliğini çok iyi tahlil etmesi, okur hakkındaki yorumları, yürümek ve yazmak arasında kurduğu ilişki, yolun başındaki pek çok yazara zaman kazandıracak türden, kestirme yollar yaratan deneyimler.

Mesleğim Yazarlık, Haruki Murakami, Doğan Kitap

Yazarlara, yazar olmak isteyenlere, yazar olmak istemeyen ama yazarlık nasıl bir iştir diye merak edenlere ve tabii ki kitap okumayı seven ve o kitapların nasıl yaratıldığını merak edenlere Mesleğim Yazarlık’ı hararetle öneririm.

Çantamdaki diğer bir kitap 19. yüzyıl Amerika’sının önemli entelektüellerinden ve ilk çevreci aktivistlerden birinin, Henry David Throeau’nun Yürümek adlı derlemesiydi.

Can Yayınları’ndan çıkan ve orijinal ismi Excursions (Gezintiler) olan yapıtta yazarın birbirini tamamlayan ve aynı bağlamda kaleme alınmasıyla birlik duygusu uyandıran üç denemesi Yürümek, Bir Kış Yürüyüşü, Gece ve Ay Işığı yer alıyor.

Yürümek, Henry David Thoreau (çev. Selçuk Işık), Can Yayınları

Bir münzevi olan Throeau’nun doğayla ilişkisini kesen insan eleştirisi her daim harikuladedir.

Bu kitapta da büyük ölçüde onu anlatıyor.

Ama akıp giden nehirler, buz tutmuş ormanlar, karanlık ormanlar, birdenbire açılıveren gökyüzü, temiz hava, yalnızlık ve sessizlik de var metinlerin içinde.

Yürümenin soylu bir sanat olduğunu iddia eden yazarın Yürümek kitabını beğenirseniz, orman içine inşa ettiği küçük kulübesinde yaşadığı dönemi anlattığı Walden adlı eserini de okumanızı öneririm. 

Virgina Woolf, Thoreau için “Doğanın farklı itkiler üflediği biridir o, ki sanırım bunların arasında bazı gizleri de var,” demiş.

Galiba Thoreau, harika bir yazar olmakla birlikte harika da bir insanmış.

Bilirsiniz çünkü, ikisi asla aynı şey değildir. Murakami’nin dediği gibi tanrılar ve yazarlar, yalnızlığa ve kibre mahkumdur. Yalnız başınıza kuyular kazmaya sabrınız ve belirli bir ölçüde kibriniz yoksa tanrı da olamazsınız yazar da.


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın