ANLAŞILMAYAN KALPLERE NE OLUR?

Yakın Gözlüğü

Burcu Aktaş                  

bu.aktas@gmail.com

Okurun ruhuna sürtünüp onda leke gibi kalan bir roman Karanlıkta. Konusuyla, her karakteriyle, buluşlarıyla iyi bir roman okuduğumuzu sonuna kadar hissettiren bambaşka bir baba evine dönüş hikâyesi.  

Edebiyatımızda bugüne dek birçok defa “baba evine dönüş” işlendi. Fatih Baha Aydın’ın romanın önemli bir farkı var: O, “gereğince olmayan”ı işaret etmeyi seçiyor. Ölüm döşeğindeki annesini görmek için memleketine dönen bir transın ve ailesinin hikâyesini anlatıyor. Karanlıkta, tıpkı ismi gibi karanlıkta işlenen trajik bir cinayetle başlıyor. Roman boyunca karanlık, ayrıntılar ve Ahmet Hâşim dizeleriyle yerleştiriliyor metne.

Fatih Baha Aydın’ın, başkarakteri Deniz’in trans olduğunu en başta açık etmeyip sadece sezdirmesi Karanlıkta’nın farklılıklarından biri. Böylelikle insanın acıları, toplum yargılarıyla yalnızlaştırılmış birey, çoğunluğun ezici değerleri merkeze konuyor. Bunun bir saklama değil bilinçli bir tercih olduğunun altını çizmek gerekir. Kendini çirkin olarak damgalayan hatta canavar diye adlandırılan Deniz, sevgisizliğin, anlaşılmamanın sonucunu temsil eden bir karaktere dönüşüyor adeta. Nefret edilecek kadar bile kimsenin hayatında olmayan, yalnız, hep yalnız bu karakteri başarıyla oluşturmuş Fatih Baha Aydın.  

Geçmişin acıları kendini hatırlatıyor

Ailesinin bütün sıkıntılarının kendinde düğümlediğini düşünen Deniz, herkesin huzuru için uzakta olmayı seçmiştir. Annesinin hastalığı sebebiyle baba evine ziyareti onu altı yıldır koptuğu, görmediği ailesiyle karşı karşıya getirir. İyi kötü ayakta durmaya çalışan bir kadın değildir evine döndüğünde. Tıpkı geçmişteki o biçare çocuktur. Oysa ki o asla tekrar çocuk olmak istemez. Dönüşün belirgin duygusu korkudur onun için. Ataerkil aile yapısı, gelenekler, yargılar sırtına dayanmış bir bıçaktır. Deniz’in duygu durumu beş altı yaşlarında olduğunu tahmin ettiği kız kardeşinin varlığını öğrenmesiyle iyice altüst olur. Çocukken hayalini kurduğu bütün odalardan bile güzel olan bebeklerle dolu çocuk odasının ve onun görmediği şefkatin varlığı, çocukluğunu abisinden kalan üç oyuncak arabayla geçiren Deniz’i mahveder. Babası, amcası, abisi ve kuzeniyle yaşayacakları ise kapıdadır. 

Fatih Baha Aydın roman akıp giderken anlatıcının yanı sıra Deniz’in tuttuğu günlükleri de kurguya dahil ediyor. Yedi gün boyunca sadece Deniz’in değil ailenin sırlarını da öğreniyor okur. Ve günler geçtikçe, aile bireylerinin her birinin birbiri için varlığı bir ölüm döşeğine dönüşüveriyor. 

Fotoğraf: Volkan Ölmez

Yazarın bu romanda başardığı çok şey var. Sonradan ortaya çıkacak her ayrıntıyı ya da olayı ustaca kurgulamış, nazikçe metne yerleştirmiş Fatih Baha Aydın. Çocukluk dönemini ele alışı, çocuk zihnini aktarımı o kadar mükemmel ki… Deniz’in kendini kimi zaman fazlalık kimi zaman eksik görüşünün anlatımında edebiyatın tüm inceliklerini kullanıyor. Dahası bir bedenin bir ruhu ezişinin duygusunu her daim okura geçiriyor.

Karanlıkta’nın okuru çarpan bir diğer yanı ise sonu. Kitabın ismi başka bir anlama daha bürünüyor. Nasıl ki karanlıkta olanlar apaçık ortada değilse… Nasıl ki karanlıkta olanlar gözden kaçabilirse… Fatih Baha Aydın da okura, gördüğümüz o sahne sandığımız gibi olmayabilir dedirtiyor. Deniz’in sayfalar boyunca vurguladığı “İnsan anlamadan sevemez,” cümlesi romanın şiarına dönüşüyor. 

Fatih Baha Aydın, ilk kitabıyla derdinin hep metin olacağına dair ipuçlarını vermişti ve çıtasını yukarıya koymuştu. Bihaber, Necip Fazıl İlk Eser Ödülü’ne ve Attilâ İlhan İlk Roman Vakıf Özel Ödülü’ne layık görülmüştü. Karanlıkta, her yazarın isteyeceği, bir önceki eserini aşarak üretmenin örneği olmuş. Bıçak sırtı bir konuyu edebi tavrından ve barışçıl dilinden taviz vermeden üstelik romancılığın hakkını vererek işlediği için Fatih Baha Aydın’ı tebrik etmek gerekir.

Satın almak için tıklayınız.



Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın