ÖLÜ İNSANA AĞIT

SANATIN TARİHİ


Celil Sadık

celilsadk02@gmail.com

Batı resminde ilk kez bu kadar gerçekçi, ilk kez bu kadar huzurlu, ilk kez bu kadar "ölü" bir İsa görüyoruz.

1480 yılında Andrea Mantegna’nın yaptığı Ölü İsa’ya Ağıt adlı eseri Rönesans’ın ilk yıllarına dair en sevdiğim eserlerden biridir. Yeni teknikler ve yeni bakış açıları aramak, geleneksel olanı, ilk kez sunuyormuş gibi sergilemek…

İsa, çarmıhtan yeni indirilmiş. burada ailesi onu son kez görecek ve daha sonra Yahudilerin Son Kralı tabelasının olduğu bir çarmıhta ölüme terk edilen bu peygamber toprağa verilecek.

Sevenleri onun yanı başında toplanmışlar, hepsi acı ve yas içindeler. Bu sahne az önce de söylediğim gibi geleneksel… Bu sebeple yine geleneksel figürler görüyoruz. Annesi Meryem bunların başında geliyor. Bir Meryem daha var, diğer adıyla Mecdelli Meryem… Kendisi eksiden bir hayat kadınıydı fakat İsa onu koruması altına alıp affetti ve Mecdelli Meryem de İsa’nın peşinden gitti.

Normalde İsa ve havariler, ya da Meryem gibi figürler bu dönemde idealize dediğimiz bir şekilde resmedilirdi. İdealize bir figür nasıl mı olur? İsa deyince aklınızda nasıl bir tip canlanıyor? Uzun saçlı, 35 yaşlarında, kirli sakallı, genç ancak bilge bakışlara sahip bir figür. Başında belki bir hare, güzel ve renkli kıyafetler içinde. Mantegna böyle yapmıyor. Özellikle de Meryem ve Yahya figürlerinde. Çünkü bu iki figürün idealize halleri daha genç iken burada suratları kırışmış, yaşlı iki figür görüyoruz. Yani idealize edilmiş figürler değiller. Bu sayede ilgimiz tamamen İsa figürüne yöneliyor.

Bu sahnede ve özellikle İsa’nın henüz çarmıhta olduğu sahnelerde gördüğümüz bir diğer figür ise Genç Yahya’dır. İsa çarmıhta ölmek üzereyken, Meryem’i Yahya’ya, Yahya’yı ise Meryem’e emanet etmiştir son sözlerinde. Bu figürler genellikle bu sahnelerin başkahramanları iken, burada oldukça arka plana atılmışlar, resmin bizim bakış açımıza göre soluna resmen istiflenmişlerdir. Hiç kimse İsa’ya temas etmiyor. Diğer örneklerde en azından Meryem, İsa’nın bir yerine dokunuyor olurdu ama burada sanki ressam İsa’yı daha da yalnız bırakmak için böyle bir tercihte bulunmuş.

Ölü İsa’ya Ağıt, Andrea Mantegna, 1480

İsa figürü ise idealize bir ölü İsa aslında. Çarmıhtan az önce indirilmiş gibi gözüküyor. Vücudu yıkanıp temizlenmiş ve bir mermere yatırılmış. Başının altına bir yastık koymuşlar. Kolları ise cansızlığı vurgular gibi iki yana açılmış. Diğer göze çarpan detaylar ise Stigmata’lar. Yani ellerinde ve ayaklarındaki çivi izleri…

Eserin önemli bir diğer özelliği ise bundan önceki eserlerde görülmemiş bir perspektif kullanımıdır. İsa çok farklı bir bakış açısıyla ele alınmış bu sefer. Onu tam yatay şekilde görmüyoruz. Yani paralel bir şekilde bakmıyoruz. Ancak tam olarak kuşbakışı da değil. Vücudun üst kısmı perspektif daralması ile arkaya doğru uzanıyor ve resimde bir derinlik elde ediliyor. Mantegna perspektif üzerine çalışmalar yapan bir sanatçı olarak bilinir. Bu eserinde de bu denemenin en önemli ve güzel örneklerinden birini görüyoruz. Diğer bir adıyla kısaltımlı perspektif dediğimiz bu teknik ile İsa ayaklarından, başa doğru daralarak resim içine doğru geçiş yapıyor.

Bu perspektif etkisi ile sahne daha gerçek ve ayrıca daha dramatik bir hâle geçiyor. Anatomi olarak ise dönemine göre son derece başarılı ve gerçekçidir de diyebiliriz. Ancak bu anatomide dikkat etmemiz gereken bir iki şey var. İsa da hafif yaşlı ve kırışmış, yıpranmış bir yüze sahiptir. Bununla beraber İsa’nın belindeki örtü kıvrımları özellikle cinsel organını belli edecek şekilde verilmiştir. Bu iki özellikle bakıldığında sanatçı, İsa’nın ‘insani’ yönlerini ön plana çıkarmak istemiştir diyebiliriz.

Yastığa ve yatağa dağılmış saçlarına dikkat ederken başına da şöyle bir baktığımızda, incecik, silik, belli belirsiz bir hale dikkatimizi çeker. Yastığın yanında ise bir şişe var. Bu şişenin içinde yağ bulunuyor. Bu yağ ile İsa’nın ayaklarının ovulduğunu gösteriyor.

Sahne genel olarak da iç karartıcı ve sıkıcı tasarlanmış. Tam anlamıyla mükemmel diyemeyeceğimiz perspektif de bu etkiyi güçlendiriyor. Normalde İsa’ya o şekilde baksak ayakları daha büyük gözükecekti ancak sanatçı ayakları biraz aşağı indirip küçültmüş. Bir de mekanı oldukça sıkışık tasarlamış. Sol taraftaki figür grubunu neredeyse istiflemiş diyebiliriz. Bu da izleyicide sanki küçük bir morg odasında, İsa’nın ayakları ucunda duruyormuş hissi yaratmaktadır. İsa yeniden dirilemeyecek kadar "ölü" ve "insan" gözüküyor aslında. Her ne kadar stigmataları ve başında halesi ile kutsal bir kişiye sahip özellikler gösterse de ben ona "Ölü İnsana Ağıt" sahnesi olarak bakmaktan kendimi alamıyorum.

Okuduğunuz için teşekkürler, sanatla kalın!


Kitap365.com, web sitemizde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için tıklayın